Ninni, ninni.
©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©
Ninnilerin benim
olsun
Uykularım senin
olsun
Akan sular ömrün
olsun
Ninni yavrum, kuzum
ninni
©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©
Gökte yıldız
oynuyor
Gözüm yavruma
doymuyor
Ellerde yavruma
doymuyor
Ellerde yavru çok
amma
Benim yavrum
uyumuyor
Ninni, ninni bebeğim
ninni
©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©
E. E.
Esine
Yavrum gitti
teyzesine
Teyzesi çok kibar
hanım
Altın koymuş
çevresine
Uyusun da büyüsün
ninni,
Tıpış tıpış yürüsün
ninni
©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©
Çocuğum geceler
yatağın
Çağırır bir ninniye
vücudunu
Bu sesler
gecelere
Sanki bir ninni
söyler
Gece ninni gibi
dinler
Uyusun da büyüsün
ninni.
©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©
E çeker e
çeker
Kuyulardan su
çeker
Benim yavrum büyüyünce
kadar
Zavallı annesi ne
çeker
©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©
Karga seni
tutarım
Kanadını
yolarım
Yelpazeler
yaparım
Hanımlara
satarım.
Uyuyacak yavrum
ninni
Büyüyecek yavrum
ninni
Ninni benim yavruma
ninni
©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©
Dandini, dandini
Dan
kuşu
Yüksek saraylar
kuşu
Çalılıktır
yuvası
Mama getiririr
yavruma
Bey babası
©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©
AFFET
Affet beni sevgili,
Bilemedim. Bilemedim kirginligini, kirilganligini,
Eylül çiçekleri gibi nazendeligini,
Sözlerim keskin kiliç, kesip atacagini bilemedim.
Affet sevgili,
Bilemedim tutulacagimi sana, seni özleyecegimi bu kadar.
Sesini duymak, iki satir beklemek, hissetmek seni,
Bilmezdim isteyecegimi bu kadar, bilemedim.
Affet sevgili,
Bir eylül daha geçmesin böyle,
'Beni affet' dersem, affedermisin,
Alirmisin beni kalbinin en özel yerine?
Bülent Sen
AŞKIMA
Razı oldum ben yeşil bakışına
Almasın seni benden başkası
Ziller çakdı kuruldunoyun havası
İzin aldık yüce yaradandan
Yuva kurmak için bir ömür
Evlendik en kısa sürede biz
GÜZELİME
Razıyım gül yüzüne bakmaya
Alsın yeşil bakışların beni benden
Zulmetmesin hayat ikimize
İnançlı yüreğimizi köretmesin
Yalnız ben seni seveceğim
En içten, en güzel duygularla
YAŞAMA DAİR
Yaşıyorum hüzünleri , sevgileri, acıları
Hüzün duygusal olmama neden olur,
Sevgiler Aşkımı pekişmesine Artmasına,
Acılar sevdiklerimin degerini anlatır bana
Yaşıyorum yoklugu, varlıgı, merhameti.
Yokluk aileyi bir birine kenetler
Varlık Aile mutlu ve savurgan yapar,
Merhamet tüm yokluk çekenleri güler yüz göstermektir.
YILLAR BİR GÖZYAŞI OLUP DA KAYMIŞ
NURLU İHTİYARIN YANAKLARINDA.
YAPRAKTAN SAÇINI YERLERE YAYMIŞ,
SONBAHAR AĞLIYOR AYAKLARINDA.
SÜZÜYOR UFUKTA BİR KIZIL YERİ,
İÇİ KARANLIKLA DOLU GÖZLERİ;
ALNINDA AKŞAMIN İNCE KEDERİ,
SESSİZLİĞİN SIRRI, DUDAKLARINDA.
YANAN BİR KAĞITTA KÜÇÜK BİR SATIR
YAZI GİBİ AKŞAM ONU KARARTIR,
BU ISSIZ BAHÇENİN UZAKLARINDA...
SANA ONLARI ADAYACAĞIM
Sana onları adayacağım
ekmeğime katık, aşımın ateşi
acılarımla başbaşa kalmak istiyorum
yalnız onlar anlıyorlar beni
ve yalnız onları dinliyorum
hayatıma girdin madem
andacım ol hatıramı yaşat
ne beni anladığını söyleyen
ne de yüreğimin gedikli konuğu alsın
sen al acı
senin olayım
beni sen kuşat
madem ki ayrılığa hüküm giymiş bu yürek
artık ölmek için yaşamak gerek
hayatımın gözelerinden
damıttığım bu şiiri bin kez ölerek
sana adamamı bekleme benden
gün gelir tütmez olursa ocağım
acılar var bende duvağı açılmamış
bekle, sana onları adayacağım.
Yaş otuz beş yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var
Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz
Ya gözler altındaki mor halkalar
Neden öyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayâl meyâl şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir,
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar
Nerden çıktı bu cenaze Ölen kim
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
Neylersin ölüm herkesin başında,
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misâli o musalla taşında.
Sert konuşmaya başladı aynalar.
Yetişir koştum aşkın peşisıra;
Bitirdi beni bu içki, bu kumar
Ne saklayayım gaflet ettiğimi.
Elimle batırmışım gençliğimi;
Binip gideceğim en güzel gemi!
Aldığını geri vermez dalgalar.
Meyhaneler, sabahçı kahveleri,
Cümle eş dost, şair, ressam, serseri.
Artık cümbüşte yoksam geceleri
Sanmayın tarafımdan hiyanet var.
Yaş ilerliyor... Artık geçti bizden;
Kişi ev-bark edinmeli vakitken.
Gün gelince biz değil miyiz ölen
Cenazemiz yerde kalmasın dostlar!
KUBBELER
Dün başlar seferber, eller seferber;
Kurşun eritildi, mermer çekildi.
Bunlar, bu kubbeler, bu minareler
Akçayla olacak işler değildi.
Böyle bir gemide yendi suyu NUH.
Ve bu yelkenlerde kanatlandı RUH.
Taşıtıp kalyonla pırlanta, inci
Abide haline koydu sevinci
Gergefle işleyip bir inci sultan
Ki çiçek verirdi saksıya koysan,
Bulabildinse ey yolcu yerini
Hepsinin alnında altından bir ay.
Seyret İstanbulun camilerini
Minare minare, kubbe kubbe say!
Açılır masmavi burda gökyüzü,
Gümüşten sütunlar üstünde durur...
Kimin gölgesi dinlenir yerde,
Kiminin beyazı sulara vurur.
Allaha giden yol buralardadır,
Kapılar açılır şerefelerden,
Burdan uğurlanır mubarek aylar,
Bayram burda başlar arifelerden.
Mihraplar, kemerler, kubbeler yapmış,
Sultanı, çerisi, piri, veziri,
Nesilden nesile götürsün diye
Kanatlar üstünde şanlı TEKBİRİ.
Nice başbuğların açtığı yerde:
Biri yardan geçmiş,öteki serden,
Yolcular gidiyor yarına doğru,
Kafile kafile bu köprülerden.
Kuşun uçuş, gülün açış saati,
Tanrının fermanı yüce kubbede
Duyulur uyanık Fatihin "Uyan!"
Dediği uzaktan Sultan Ahmede.
Diken dikmiş, yakan yakmış mumunu,
Şamdanlar şamdanlar, ulu şamdanlar.
Ki aydınlığıyla, asırlar boyu
Yolunu bulurdu yolda kalanlar.
Burda kubbe, kemer ve mihrap olmuş,
O kıvrak şekli ki serhadde yaydı;
Atlas bayrakların dalgalarında
Rüzgarla öpüşen ince bir aydı.
Kimi yıkanırdı şadırvanlarda
Tekbire HU HU katıyor kimi;
Beyazıt önünden güvercinlerin
İncidir yemi...
Söyleyin ey nazlı haber kuşları:
Tuna boylarından müjde geldi mi?
Uzaklarda kırık minarelerden
Gökte bir kapıyı vurur leylekler;
Bir gün açılacak o büyük kapı
Ve kanatlar yere inmeyecekler.
Taraf taraf, kol kol şu yamaçlardan
Açtıkça fetihler tarihi Türkün
Kubbeler erecek bir gün murada
Ve minareler dal verecek bir gün.
Geçerken altından bu loş kemerin
Menekşe menekşe gül güldür içi..
Kapanmaz kapısı Allah evinin
Ki beş vakit gürül gürüldür içi.
Çinliler çinliler taze çinliler:
Boyası göz nuru, fırçası kirpik...
Ey sanat " Kuruyan dallarımıza
Bir yeşil yaprak ver " demeye geldik.
Biri hattın; biri mermerin, tuncun,
Kurşunun sırrını aramış bulmuş;
Yesari elinde "Lafza-i Celal"
Sinan'da kubbeyle minare olmuş.
İşte bir kubbe ki söyler saati...
Yolcu ilk, dalgalar son cemaati,
Mavidir çinisi, yenidir adı;
Mermerini sisler karartamadı.
Şahzade, Laleli, Haseki Sultan...
Hepsinin üstünde Süleymaniye...
Süleymaniyeden, Ayasofyadan
Yollar iner dal dal Yenicamiye.
Yelken yelken, seren seren geiler;
Yamaçta, kıyıda, yolda Camiler,
Bu Horasan, mermer kurşun dağları
Omuzunda taşıdığı çağları.
Taşıyacak daha çağlar boyunca
Ve yer çekmeyecek, yere koyunca.
Yolları arkada bırakan hızla;
Kanatlarımızla, atlarımızla
Aşarken toprağı, taşı, denizi
Bu kurşun memeler emzirdi bizi.
Böyle bir gemide, yendi suyu NUH...
Ve bu yelkenlerde, kanatlandı RUH...
ANNE
İlk kundağın
Ben oldum, yavrum;
İlk oyuncağın
Ben oldum.
Acı nedir
Tatlı nedir... bilmezdin
Dilin damağın
Ben oldum.
Elinin ermediği
Dilinin dönmediği
Çağlarda, yavrum
Kolun kanadın
Ben oldum
Dilin dudağın
Ben oldum.
Belki kıskanırlar diye
Gördüklerini
Sakladım gözlerden
Gülücüklerini...
Tülün duvağın
Ben oldum!
Artık isterlerse adımı
Söylemesinler bana
"Onun Annesi" diyorlar...
Bu yeter sevgilim bu yeter bana!
Bir dediğini iki
Etmiyeyim diye öyle çırpındım ki
Ve seni öyle sevdim sana
O kadar ısındım ki
Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim
Gün oldu kırdın...
İncinmedim;
İlk oyuncağın
Ben oldum.. Yavrum
Son oyuncağın
Ben oldum...
Layık değildim
Layık gördüler
Annen oldum yavrum
Annen oldum!
BAYRAK
Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü !
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.
Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.
Dün başlar seferber, eller seferber;
Kurşun eritildi, mermer çekildi.
Bunlar, bu kubbeler, bu minareler
Akçayla olacak işler değildi.
Böyle bir gemide yendi suyu NUH.
Ve bu yelkenlerde kanatlandı RUH.
Taşıtıp kalyonla pırlanta, inci
Abide haline koydu sevinci
Gergefle işleyip bir inci sultan
Ki çiçek verirdi saksıya koysan,
Bulabildinse ey yolcu yerini
Hepsinin alnında altından bir ay.
Seyret İstanbulun camilerini
Minare minare, kubbe kubbe say!
Açılır masmavi burda gökyüzü,
Gümüşten sütunlar üstünde durur...
Kimin gölgesi dinlenir yerde,
Kiminin beyazı sulara vurur.
Allaha giden yol buralardadır,
Kapılar açılır şerefelerden,
Burdan uğurlanır mubarek aylar,
Bayram burda başlar arifelerden.
Mihraplar, kemerler, kubbeler yapmış,
Sultanı, çerisi, piri, veziri,
Nesilden nesile götürsün diye
Kanatlar üstünde şanlı TEKBİRİ.
Nice başbuğların açtığı yerde:
Biri yardan geçmiş,öteki serden,
Yolcular gidiyor yarına doğru,
Kafile kafile bu köprülerden.
Kuşun uçuş, gülün açış saati,
Tanrının fermanı yüce kubbede
Duyulur uyanık Fatihin "Uyan!"
Dediği uzaktan Sultan Ahmede.
Diken dikmiş, yakan yakmış mumunu,
Şamdanlar şamdanlar, ulu şamdanlar.
Ki aydınlığıyla, asırlar boyu
Yolunu bulurdu yolda kalanlar.
Burda kubbe, kemer ve mihrap olmuş,
O kıvrak şekli ki serhadde yaydı;
Atlas bayrakların dalgalarında
Rüzgarla öpüşen ince bir aydı.
Kimi yıkanırdı şadırvanlarda
Tekbire HU HU katıyor kimi;
Beyazıt önünden güvercinlerin
İncidir yemi...
Söyleyin ey nazlı haber kuşları:
Tuna boylarından müjde geldi mi?
Uzaklarda kırık minarelerden
Gökte bir kapıyı vurur leylekler;
Bir gün açılacak o büyük kapı
Ve kanatlar yere inmeyecekler.
Taraf taraf, kol kol şu yamaçlardan
Açtıkça fetihler tarihi Türkün
Kubbeler erecek bir gün murada
Ve minareler dal verecek bir gün.
Geçerken altından bu loş kemerin
Menekşe menekşe gül güldür içi..
Kapanmaz kapısı Allah evinin
Ki beş vakit gürül gürüldür içi.
Çinliler çinliler taze çinliler:
Boyası göz nuru, fırçası kirpik...
Ey sanat " Kuruyan dallarımıza
Bir yeşil yaprak ver " demeye geldik.
Biri hattın; biri mermerin, tuncun,
Kurşunun sırrını aramış bulmuş;
Yesari elinde "Lafza-i Celal"
Sinan'da kubbeyle minare olmuş.
İşte bir kubbe ki söyler saati...
Yolcu ilk, dalgalar son cemaati,
Mavidir çinisi, yenidir adı;
Mermerini sisler karartamadı.
Şahzade, Laleli, Haseki Sultan...
Hepsinin üstünde Süleymaniye...
Süleymaniyeden, Ayasofyadan
Yollar iner dal dal Yenicamiye.
Yelken yelken, seren seren geiler;
Yamaçta, kıyıda, yolda Camiler,
Bu Horasan, mermer kurşun dağları
Omuzunda taşıdığı çağları.
Taşıyacak daha çağlar boyunca
Ve yer çekmeyecek, yere koyunca.
Yolları arkada bırakan hızla;
Kanatlarımızla, atlarımızla
Aşarken toprağı, taşı, denizi
Bu kurşun memeler emzirdi bizi.
Böyle bir gemide, yendi suyu NUH...
Ve bu yelkenlerde, kanatlandı RUH...
ANNE
İlk kundağın
Ben oldum, yavrum;
İlk oyuncağın
Ben oldum.
Acı nedir
Tatlı nedir... bilmezdin
Dilin damağın
Ben oldum.
Elinin ermediği
Dilinin dönmediği
Çağlarda, yavrum
Kolun kanadın
Ben oldum
Dilin dudağın
Ben oldum.
Belki kıskanırlar diye
Gördüklerini
Sakladım gözlerden
Gülücüklerini...
Tülün duvağın
Ben oldum!
Artık isterlerse adımı
Söylemesinler bana
"Onun Annesi" diyorlar...
Bu yeter sevgilim bu yeter bana!
Bir dediğini iki
Etmiyeyim diye öyle çırpındım ki
Ve seni öyle sevdim sana
O kadar ısındım ki
Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim
Gün oldu kırdın...
İncinmedim;
İlk oyuncağın
Ben oldum.. Yavrum
Son oyuncağın
Ben oldum...
Layık değildim
Layık gördüler
Annen oldum yavrum
Annen oldum!
BAYRAK
Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü !
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.
Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.
Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.
Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.
HIÇKIRIKLAR
Saatler bitmiyor; yapayalnizim
Gülmek istiyorum, gülemiyorum
Sensiz olmak midir hep alin yazim
Bilmek istiyorum, bilemiyorum
Esirgedin nazli, hilal kasini
Harap ettin çiçek kokan basini
Yüregime akan gözüm yasini
Silmek istiyorum, silemiyorum
Sanki hersey efsaneydi, masaldi
Ayrilik ruhumu elimden aldi
Gözlerim yollara takilip kaldi
Gelmek istiyorum, gelemiyorum
Gögüs germek için acilarima
Titreyislerime sancilarima
Seni bir kez olsun avuçlarima
Almak istiyorum, alamiyorum
Saçilan bir köpük olmak dilinde
Bogulmak saçinin ince telinde
Sir gibi sonsuza degin kalbinde
Kalmak istiyorum, kalamiyorum
Unutuyor beni sirli gözlerin
Içimde bir yara isliyor, derin
Kulaklarin, dudaklarin, ellerin
Olmak istiyorum, olamiyorum
Bölerek uykunu, rüyalarina
O kucak dolusu hülyalarina
Gece gündüz uçup aynalarina
Konmak istiyorum, konamiyorum
Deli gibi asik olsa da güle
Kim acir çöllerde öten bülbüle
Birgün alev alev yanipta küle
Dönmek istiyorum, dönemiyorum
Hiçkira hiçkira aglamaktansa
Basina karalar baglamaktansa
Bu yüregi hergün daglamaktansa
Ölmek istiyorum, ölemiyorum.
BİR CEYLAN YÜREĞİNDEN
saklama gözlerini
acilarin buyuyen zindanlarinda
ülfeti gözlerinden özümleyen kalbimin
mavi bir yildiz gibi
dünyana usulca sokuldugunu göreceksin
ufuklara dokunan günesli saçlarinla
saklama gözlerini
rengini gözlerinden aliyor kalbim
ümitlerini
kuslar delirince kirilir denizin kanatlari
aynalarin damari çatlar
bengisu fiskirir yeryüzüne
rüzgara verir toprak sevda tohumlarini
bir mecnun bir leylayi anlatir çöllere
bir simsek
gök gürlemesi bir ceylan yüreginden
sulusepken bir yagmur indirir gökten
ölüler tartismaya baslar seni
aaah/seni, sürur
ürpermeler çaginda parlayan ellerimi
bir tutuver ne olur
ruhumun sessizligi dökülsün üzerinden
ezberlenmis bir dünya yasamaktansa
uykunun tilsimli yataklarindan
siyril gel bana
sonsuzlugun sirrini sereyim yollarina
resimleri süsleyen kentin varoslarinda
böceklerin elinden kurtarayim bahari
YAĞMUR-1 ............................
Vareden'in adiyla insanliga inen NUR
Bir gece yansiyinca kente Sibir dagindan
Topragi kirlerinden arindirir bir Yagmur
Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudagindan
Rahmet vadilerinden bosanir ab-i hayat
En mustesna dogusa hamiledir kainat.
Yillardir bozbulanik sular yudumladim
ya o zaman bul bi çare sen işini bilirsin
Bir pelikan huznuyle yurudum kumsallari
Yagmur,seni bekleyen bir tas da ben olsaydim
Hasretin alev alev icime bir an dustu
Degisti hayal koskum,gozumde viran dustu
Sonsuzluk ciceklerle donandi yuregimde
Yagmaanmis ruhuma yenş bir devran dustu
Ihtiyar cubbesinden kan suzulur Nebi'nin
Gokyuzu dalgalanir ipekten kanatlarla
Mehtabini duslerken o muhur sahibinin
Sarsilir Ebu Kubeys kovulmus feryatlarla
Evlerin arasina dikilir yesil bayrak
Yeryuzu avaredir,yapayalnız ve kurak
Zaman ayaklarimda tukendi adim adim
Heyûla,bir ag gibi ordu ruyalarimi
Colde seni ozleyen bir kus da ben olsaydim
Yagmur,gulsenimize sensiz,baldiran dustu
Dusmanlik icimizde;dostluk yaban dustu
Yenilgi,ilmek ilmek dugumlendi tarihe
Her sayfaya talihsiz binlerce kurban dustu
Bir guzide mektuptur,caglarin otesinden
Ulasir intizarin yaldizli sabahina
Yayilir o en buyuk mustu,pazartesinden
Beyazlik dokunmustur gecenin siyahina
Susuzluktan dudagi catlayan gonullerin
Sukutu yar,sevinci dualar kadar derin
Caresiz bir takvimden yalnizliga gun saydim
Bir cezir yasadim ki,yasanmamis,mazide
Dokundugun kucuk bir nakis da ben olsaydim
İlkin karardı yollar; sonra heyelân düştü
******
Güvenilen dağlara kar yağdı birer birer
Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü
Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini
Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir
Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini
Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir
Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından
*** Alsam ölümsüzlüğü dudaklarından
YAĞMUR-2 ............................
Medeni arzuların ardında seyre daldım
Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Şehirler kâbus dolu; köylere duman düştü
Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü
Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali
Hazindir ki dertleri aşmaya umman düştü
Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır
Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur
Sensiz doğrular eğri; beyaz bile karadır
Sesini duymayan, girdabında boğulur
Ana rahminde olur sensizlikten cenin
Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin
Saatlerin ardında hep kendimi aradım
Bir melal zincirine takıldı parmaklarım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
Sensiz,ufuklarıma yalancı bir tan düştü
Sensiz, kıtalar boyu uzanan vatan düştü
Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü
Ay gibisin güneşler parlıyor gözlerinde
Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay
Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde
Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray
Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin
Mekânın fırçasında solmayan fırça senin
Yağmur,bir gün elimi elinde bulsaydım
Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü
Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü
Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin
En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü
Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan
Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar
Mutluluk nağmeleri işitirler Hira'dan
Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar
Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri
Paramparça, ateş sahibinin hayalleri
Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım
O mücella çehreni izleseydim ebedi
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
Sarardı yeşil yaprak; dal koptu, fidan düştü
Baykuşa cifte yalı; bülbüle zindan düştü
Katil sinekler deldi hicabın perdesini
İstiklâl boşluğunda arılar nadan düştü
YAĞMUR-3 ............................
Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında
Tablosunu yapardım yıkılan her kulenin
Ebedi aşka giden esrarlı yollarında
Senden bir kıvılcım, süreyya bir şulenin
Tarasaydım bengisu fışkıran kâkülünü
On asırlık ocağın savururdum külünü
Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım
Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü
Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü
Sana meftun ve hayran,s ana râm olanlara
Bir belâ tünelinde ağır imtihan düştü
Badiye yaylasında koklasaydım izini
Kefenimi biçseydi Ebva'dan esen rüzgâr
Seninle yıkasaydım acılar dehlizini
Ne kaderi suçlamak kalırdı, ne intihar
Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya
Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya
Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım
Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Haritanın en beyaz noktasına kan düştü
Kırıldı adaletin kılıcı, kalkan düştü
Mahkûmlar yargılıyor, hakimler mahkûm şimdi
Hakların temeline sanki bir volkan düştü
Firakınla kavrulur çölde kum taneleri
Ahuların içinde sevdan akkor gibidir
Erdemin,bereketin doldurur haneleri
Sensiz hayat, toprağın sırtında ur gibidir
Şemsiyesi altında yürürsün bulutların
Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların
Devlerin esrarını aynalara sorsaydım
Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü
Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü
İniltiler geliyor doğudan ve batıdan
Sensizlik bozulan dengeye ziyan düştü
Islaklığı sanadır ahimin, efganımın
İçimde hicranımla tutuşuyor nağmeler
Sendendir eskimeyen cevheri efkârımın
Nazarın ok misali karanlıkları deler
Bu değirmen seninle dönüyor; âhenk senin
Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım
Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü
Beynimin merkezine olumsuz ferman düştü
Silindi hayalimden butun efsunu ömrün
Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü
Nefesinle yeniden çizilecek desenler
Çehreler yepyeni bir değişim geçirecek
Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler
Anneler çocuklara hep seni içirecek
Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin
Sana mümindir sema; sana muhtaçtır zemin
Damar damar hep seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım
Kardeşler arasına heyhat, su-i zan düştü
Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü
Şarkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın
İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yas da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir gürmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batili yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım
Benim sadık yarim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yarim kara topraktır
Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm, ne fayda buldum
Her türlü istediğim topraktan aldım
Benim sadık yarim kara topraktır
Koyun verdi , kuzu verdi, süt verdi
Yemek verdi, ekmek verdi, et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sadık yarim kara topraktır
Ademden bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyva yetirdi
Hergün beni tepesinde götürdü
Benim sadık yarim kara topraktır
Karnın yardım kazmayilen, belinen
Yüzün yırttım tırnağinen, elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yarim kara topraktır
İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur, herkes de gördü
Bir çekirdek verdim, dört bostan verdi
Benim sadık yarim kara topraktır
Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım?
Benim sadık yarim kara topraktır
Dileğin var ise, iste Allahtan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik verilmiş toprağa Haktan
Benim sadık yarim kara topraktır
Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın, kul da Allaha
Hakkın gizli hazinesi toprakta
Benim sadık yarim kara topraktır
Bütün kusurlarım toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarım düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sadık yarim kara topraktır
Her kim olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir veyseli bağrına basar
Benim sadık yarim kara topraktır
Güzelligin On Par'etmez
Guzelligin on par'etmez
Bu bendeki ask olmasa
Eglenecek yer bulaman
Gonlumdeki kosk olmasa
Tabirin sigmaz kaleme
Derdin dermandir yareme
Ismin yayilmaz aleme
Asklarda mesk olmasa
Kim okurdu kim yazardi
Bu dugumu kim cozerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikri baska bask'olmasa
Guzel yuzun gorulmezdi
Bu ask bende dirilmezdi
Gule kiymet verilmezdi
Asik ve masuk olmasa
Senden aldim bu feryadi
Bu imis dunyanin tadi
Anilmazdi VEYSEL adi
O sana asik olmasa
Hayal Bana Yakin Yar Bana Uzak
Hayal bana yakin yar bana uzak
Sevdasi basima dolanir gitmez
Askina duseli yar bana uzak
Yuz bin ogut versen biri kar etmez
Senin askin beni kildi urusvay
Dusmusum pesinde kosarim hay hay
Kabul et kapinda beni de kul say
Dost yoluna olur asik ar etmez
Ey beni bu derde giriftar eden
Eski muhabbeti kaldirdin neden
Gonul ister kavusmayi olmeden
Gul olmasa bulbul ah u zar etmez
Beni yakan yansin askin narina
Gonul dustu bir zalimin toruna
Bakmaz misin bu VEYSEL'in zarina
Ah ceker aglarim yar elim yetmez.
Hepimiz Bu Yurdun Evlatlariyiz
Bu nasil kavgalar cirkin dogusler
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz
Yolumuza engel olur bu isler
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz
Birlesiriz bir bayragin altinda
Biz Turklerin ikilik yok aslinda
Yanar tutusuruz vatan askinda
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz
Hedef alip dovustugun kardesin
Seni yaraliyor attigin tasin
Topluma zararli yersiz savasin
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz
Herkes ilim deryasinda yuzuyor
Cikmis ayin cevresinde geziyor
Yazik bize yollarimiz uzuyor
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz
Kitaplar yazilmis nasihat dolu
Birlikte guclenir gencligin kolu
Genclige emanet Ataturk yolu
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz
Soyler Veysel sozlerinden vazgecmez
Bulanik cesmeden kimse su icmez
Ganadi olmasa kuslar da ucmaz
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz
AGLAR VEYSEL CIKMAZ SESI
Ah cektikce erir gider
Yuregimin yagi benim
Seni gorsem durur gider
Dillerimin bagi benim
Gam leskesi saf saf oldu
Hep sozlerim bos laf oldu
Senin yolunda mahv oldu
Gencligimin cagi benim
Ah belimi buken oldu
Gurbet bana diken oldu
Alti aydir mekan oldu
Dibi kirkkiz dagi benim
Sensin derdine dustugum
Hayal oldu konustugum
Her gun yedigim ictigim
Icerimde agu benim
Aglar VEYSEL cikmaz sesi
Gine costu gam deryasi
Garip gonlumun yaylasi
Guzel husnun bagi benim
Aldanma Cahilin Kuru Lafina
Aldanma cahilin kuru lafina
Kultursuz insanin kulu yalandir
Hukmetse dunyanin her tarafina
Arzusu hedefi yolu yalandir
Kar suyundan suzen cesme gol olmaz
Gul dikende biter diken gul olmaz
Diz diz eden her sinegin bal'olmaz
Peteksiz arinin bali yalandir
Insan bir deryadir ilimle mahir
Ilimsiz insanin sohreti zahir
Cahilden iyilik beklenmez ahir
Islegi ameli hali yalandir
Cahil okur amma alim olamaz
Kamilik ilmini herkes bilemez
Veysel bu sozlerin halka yaramaz
Sonra sana derler deli yalandir
Anama
Dokuz ay koynunda gezdirdi beni
Ne cefalar cekti ne etti Anam
Aci tatli zahmetime katlandi
Ucurdu yuvadan yuruttu Anam
Analarin hakki kolay odenmez
Analara ne yakismaz ne denmez
Kan uykudan gece kalkar gucenmez
Emzirdi salladi uyuttu Anam
Dogurdu beni Sivas ilinde
Sivralan Koyunde tarla yolunda
Azigi sirtinda orak elinde
Tasli tarlalarda avuttu Anam
Ben yururdum Anam bakar gulerdi
Huysuzluk edersem kalkar doverdi
Hemen kucaklayip oksar severdi
Cirkin huylarimi soyuttu Anam
Cocugudum Anam bana ders verdi
Okumami calismami on gordu
Milletine bagli ol da dur derdi
Vatan sevgisini giyitti Anam
Tukenmez borcum var Anama benim
Onun varligindan oldu bedenim
Kimi koylu kizi kimisi hanim
Ta ezel tarihte kayitli Anam
Veysel der kopar mi Analar bagi
Analar dogurmus agayi beyi
Iste budur sozlerimin gercegi
Okuttu ogretti buyuttu Anam
Anlatamam Derdimi Dertsiz Insana
Anlatamam derdimi derdsiz insana
Derd cekmeyen derd kiymetini bilemez
Derdim bana derman imis bilmedim
Hic bir zaman gul dikensiz olamaz
Gulu yetistirir dikenli cali
Ari her cicekten yapiyor bali
Kisi sabir ile bulur kemlai
Sabretmeyen maksudunu bulamaz
Ah ceker asiklar aglar zarinan
Yuce daglar sohret bulmus karinan
Caglar deli gonul irmaklarinan
Aglar aglar goz yasini silemez
Veysel gunler gecti yas altmis oldu
Dokuldu yapragim gullerim soldu
Gemi yukun aldi gam ilen doldu
Harekete kimse mani olamaz
Aslima Karisip Toprak Olunca
Aslima karisip toprak olunca
Cicek olur mezarimi suslerim
Daglar yesil giyer bulutlar aglar
Gok yuzunde dalgalanir seslerim
Ne zaman toprakla birlesir cismim
Cumle mahluk ile bir olur ismim
Ne hasudum kalir ne de bir hasmim
Eski dusmanlarim olur dostlarim
Evvel de topraktir sonra da adim
Geldim gittim bu sahnede oynadim
Turlu turlu tebdilata ugradim
Gahi viran sen olurdu postlarim
Benden ayrilinca kim ve buguzum
Herkese guzellik gosterir yuzum
Topraktir cesedim gunestir ozum
Hava yagmur uyandirir hislerim
Alemler alemi olcer bicerler
Hamini hasini eller secerler
Bu dunya fanidir konar gocerler
Veysel der ki gel barisak kuslerim
Beni Hor Görme Kardesim
Beni hor gorme kardesim
Sen altindin ben tunc muyum
Ayni vardan var olmusuz
Sen gumussun ben sac miyim
Ne varise sende bende
Ayni varlik her bedende
Yarin mezara girende
Sen toksun da be ac miyim
Kimi molla kimi dervis
Allah bize neler vermis
Kimi ari cicek dermis
Sen balsin da ben cec miyim
Topraktandir cumle beden
Nefsini oldur olmeden
Boyle emretmis yaradan
Sen kalemsin ben uc muyum
Tabiata Veysel asik
Topraktan olduk kardasik
Ayni yolcuyuz yoldasik
Sen yolcusun ben bacmiyim
Saatler bitmiyor; yapayalnizim
Gülmek istiyorum, gülemiyorum
Sensiz olmak midir hep alin yazim
Bilmek istiyorum, bilemiyorum
Esirgedin nazli, hilal kasini
Harap ettin çiçek kokan basini
Yüregime akan gözüm yasini
Silmek istiyorum, silemiyorum
Sanki hersey efsaneydi, masaldi
Ayrilik ruhumu elimden aldi
Gözlerim yollara takilip kaldi
Gelmek istiyorum, gelemiyorum
Gögüs germek için acilarima
Titreyislerime sancilarima
Seni bir kez olsun avuçlarima
Almak istiyorum, alamiyorum
Saçilan bir köpük olmak dilinde
Bogulmak saçinin ince telinde
Sir gibi sonsuza degin kalbinde
Kalmak istiyorum, kalamiyorum
Unutuyor beni sirli gözlerin
Içimde bir yara isliyor, derin
Kulaklarin, dudaklarin, ellerin
Olmak istiyorum, olamiyorum
Bölerek uykunu, rüyalarina
O kucak dolusu hülyalarina
Gece gündüz uçup aynalarina
Konmak istiyorum, konamiyorum
Deli gibi asik olsa da güle
Kim acir çöllerde öten bülbüle
Birgün alev alev yanipta küle
Dönmek istiyorum, dönemiyorum
Hiçkira hiçkira aglamaktansa
Basina karalar baglamaktansa
Bu yüregi hergün daglamaktansa
Ölmek istiyorum, ölemiyorum.
BİR CEYLAN YÜREĞİNDEN
saklama gözlerini
acilarin buyuyen zindanlarinda
ülfeti gözlerinden özümleyen kalbimin
mavi bir yildiz gibi
dünyana usulca sokuldugunu göreceksin
ufuklara dokunan günesli saçlarinla
saklama gözlerini
rengini gözlerinden aliyor kalbim
ümitlerini
kuslar delirince kirilir denizin kanatlari
aynalarin damari çatlar
bengisu fiskirir yeryüzüne
rüzgara verir toprak sevda tohumlarini
bir mecnun bir leylayi anlatir çöllere
bir simsek
gök gürlemesi bir ceylan yüreginden
sulusepken bir yagmur indirir gökten
ölüler tartismaya baslar seni
aaah/seni, sürur
ürpermeler çaginda parlayan ellerimi
bir tutuver ne olur
ruhumun sessizligi dökülsün üzerinden
ezberlenmis bir dünya yasamaktansa
uykunun tilsimli yataklarindan
siyril gel bana
sonsuzlugun sirrini sereyim yollarina
resimleri süsleyen kentin varoslarinda
böceklerin elinden kurtarayim bahari
YAĞMUR-1 ............................
Vareden'in adiyla insanliga inen NUR
Bir gece yansiyinca kente Sibir dagindan
Topragi kirlerinden arindirir bir Yagmur
Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudagindan
Rahmet vadilerinden bosanir ab-i hayat
En mustesna dogusa hamiledir kainat.
Yillardir bozbulanik sular yudumladim
ya o zaman bul bi çare sen işini bilirsin
Bir pelikan huznuyle yurudum kumsallari
Yagmur,seni bekleyen bir tas da ben olsaydim
Hasretin alev alev icime bir an dustu
Degisti hayal koskum,gozumde viran dustu
Sonsuzluk ciceklerle donandi yuregimde
Yagmaanmis ruhuma yenş bir devran dustu
Ihtiyar cubbesinden kan suzulur Nebi'nin
Gokyuzu dalgalanir ipekten kanatlarla
Mehtabini duslerken o muhur sahibinin
Sarsilir Ebu Kubeys kovulmus feryatlarla
Evlerin arasina dikilir yesil bayrak
Yeryuzu avaredir,yapayalnız ve kurak
Zaman ayaklarimda tukendi adim adim
Heyûla,bir ag gibi ordu ruyalarimi
Colde seni ozleyen bir kus da ben olsaydim
Yagmur,gulsenimize sensiz,baldiran dustu
Dusmanlik icimizde;dostluk yaban dustu
Yenilgi,ilmek ilmek dugumlendi tarihe
Her sayfaya talihsiz binlerce kurban dustu
Bir guzide mektuptur,caglarin otesinden
Ulasir intizarin yaldizli sabahina
Yayilir o en buyuk mustu,pazartesinden
Beyazlik dokunmustur gecenin siyahina
Susuzluktan dudagi catlayan gonullerin
Sukutu yar,sevinci dualar kadar derin
Caresiz bir takvimden yalnizliga gun saydim
Bir cezir yasadim ki,yasanmamis,mazide
Dokundugun kucuk bir nakis da ben olsaydim
İlkin karardı yollar; sonra heyelân düştü
******
Güvenilen dağlara kar yağdı birer birer
Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü
Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini
Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir
Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini
Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir
Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından
*** Alsam ölümsüzlüğü dudaklarından
YAĞMUR-2 ............................
Medeni arzuların ardında seyre daldım
Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Şehirler kâbus dolu; köylere duman düştü
Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü
Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali
Hazindir ki dertleri aşmaya umman düştü
Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır
Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur
Sensiz doğrular eğri; beyaz bile karadır
Sesini duymayan, girdabında boğulur
Ana rahminde olur sensizlikten cenin
Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin
Saatlerin ardında hep kendimi aradım
Bir melal zincirine takıldı parmaklarım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
Sensiz,ufuklarıma yalancı bir tan düştü
Sensiz, kıtalar boyu uzanan vatan düştü
Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü
Ay gibisin güneşler parlıyor gözlerinde
Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay
Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde
Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray
Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin
Mekânın fırçasında solmayan fırça senin
Yağmur,bir gün elimi elinde bulsaydım
Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü
Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü
Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin
En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü
Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan
Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar
Mutluluk nağmeleri işitirler Hira'dan
Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar
Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri
Paramparça, ateş sahibinin hayalleri
Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım
O mücella çehreni izleseydim ebedi
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
Sarardı yeşil yaprak; dal koptu, fidan düştü
Baykuşa cifte yalı; bülbüle zindan düştü
Katil sinekler deldi hicabın perdesini
İstiklâl boşluğunda arılar nadan düştü
YAĞMUR-3 ............................
Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında
Tablosunu yapardım yıkılan her kulenin
Ebedi aşka giden esrarlı yollarında
Senden bir kıvılcım, süreyya bir şulenin
Tarasaydım bengisu fışkıran kâkülünü
On asırlık ocağın savururdum külünü
Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım
Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü
Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü
Sana meftun ve hayran,s ana râm olanlara
Bir belâ tünelinde ağır imtihan düştü
Badiye yaylasında koklasaydım izini
Kefenimi biçseydi Ebva'dan esen rüzgâr
Seninle yıkasaydım acılar dehlizini
Ne kaderi suçlamak kalırdı, ne intihar
Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya
Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya
Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım
Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Haritanın en beyaz noktasına kan düştü
Kırıldı adaletin kılıcı, kalkan düştü
Mahkûmlar yargılıyor, hakimler mahkûm şimdi
Hakların temeline sanki bir volkan düştü
Firakınla kavrulur çölde kum taneleri
Ahuların içinde sevdan akkor gibidir
Erdemin,bereketin doldurur haneleri
Sensiz hayat, toprağın sırtında ur gibidir
Şemsiyesi altında yürürsün bulutların
Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların
Devlerin esrarını aynalara sorsaydım
Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü
Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü
İniltiler geliyor doğudan ve batıdan
Sensizlik bozulan dengeye ziyan düştü
Islaklığı sanadır ahimin, efganımın
İçimde hicranımla tutuşuyor nağmeler
Sendendir eskimeyen cevheri efkârımın
Nazarın ok misali karanlıkları deler
Bu değirmen seninle dönüyor; âhenk senin
Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım
Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü
Beynimin merkezine olumsuz ferman düştü
Silindi hayalimden butun efsunu ömrün
Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü
Nefesinle yeniden çizilecek desenler
Çehreler yepyeni bir değişim geçirecek
Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler
Anneler çocuklara hep seni içirecek
Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin
Sana mümindir sema; sana muhtaçtır zemin
Damar damar hep seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım
Kardeşler arasına heyhat, su-i zan düştü
Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü
Şarkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın
İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yas da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir gürmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batili yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım
,
KARA TOPRAK
Dost dost diye nicesine sarıldım Benim sadık yarim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yarim kara topraktır
Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm, ne fayda buldum
Her türlü istediğim topraktan aldım
Benim sadık yarim kara topraktır
Koyun verdi , kuzu verdi, süt verdi
Yemek verdi, ekmek verdi, et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sadık yarim kara topraktır
Ademden bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyva yetirdi
Hergün beni tepesinde götürdü
Benim sadık yarim kara topraktır
Karnın yardım kazmayilen, belinen
Yüzün yırttım tırnağinen, elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yarim kara topraktır
İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur, herkes de gördü
Bir çekirdek verdim, dört bostan verdi
Benim sadık yarim kara topraktır
Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım?
Benim sadık yarim kara topraktır
Dileğin var ise, iste Allahtan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik verilmiş toprağa Haktan
Benim sadık yarim kara topraktır
Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın, kul da Allaha
Hakkın gizli hazinesi toprakta
Benim sadık yarim kara topraktır
Bütün kusurlarım toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarım düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sadık yarim kara topraktır
Her kim olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir veyseli bağrına basar
Benim sadık yarim kara topraktır
ASIK VEYSEL
Güzelligin On Par'etmez
Guzelligin on par'etmez
Bu bendeki ask olmasa
Eglenecek yer bulaman
Gonlumdeki kosk olmasa
Tabirin sigmaz kaleme
Derdin dermandir yareme
Ismin yayilmaz aleme
Asklarda mesk olmasa
Kim okurdu kim yazardi
Bu dugumu kim cozerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikri baska bask'olmasa
Guzel yuzun gorulmezdi
Bu ask bende dirilmezdi
Gule kiymet verilmezdi
Asik ve masuk olmasa
Senden aldim bu feryadi
Bu imis dunyanin tadi
Anilmazdi VEYSEL adi
O sana asik olmasa
ASIK VEYSEL
Hayal bana yakin yar bana uzak
Sevdasi basima dolanir gitmez
Askina duseli yar bana uzak
Yuz bin ogut versen biri kar etmez
Senin askin beni kildi urusvay
Dusmusum pesinde kosarim hay hay
Kabul et kapinda beni de kul say
Dost yoluna olur asik ar etmez
Ey beni bu derde giriftar eden
Eski muhabbeti kaldirdin neden
Gonul ister kavusmayi olmeden
Gul olmasa bulbul ah u zar etmez
Beni yakan yansin askin narina
Gonul dustu bir zalimin toruna
Bakmaz misin bu VEYSEL'in zarina
Ah ceker aglarim yar elim yetmez.
ASIK VEYSEL
Bu nasil kavgalar cirkin dogusler
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz
Yolumuza engel olur bu isler
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz
Birlesiriz bir bayragin altinda
Biz Turklerin ikilik yok aslinda
Yanar tutusuruz vatan askinda
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz
Hedef alip dovustugun kardesin
Seni yaraliyor attigin tasin
Topluma zararli yersiz savasin
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz
Herkes ilim deryasinda yuzuyor
Cikmis ayin cevresinde geziyor
Yazik bize yollarimiz uzuyor
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz
Kitaplar yazilmis nasihat dolu
Birlikte guclenir gencligin kolu
Genclige emanet Ataturk yolu
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz
Soyler Veysel sozlerinden vazgecmez
Bulanik cesmeden kimse su icmez
Ganadi olmasa kuslar da ucmaz
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz
ASIK VEYSEL
Ah cektikce erir gider
Yuregimin yagi benim
Seni gorsem durur gider
Dillerimin bagi benim
Gam leskesi saf saf oldu
Hep sozlerim bos laf oldu
Senin yolunda mahv oldu
Gencligimin cagi benim
Ah belimi buken oldu
Gurbet bana diken oldu
Alti aydir mekan oldu
Dibi kirkkiz dagi benim
Sensin derdine dustugum
Hayal oldu konustugum
Her gun yedigim ictigim
Icerimde agu benim
Aglar VEYSEL cikmaz sesi
Gine costu gam deryasi
Garip gonlumun yaylasi
Guzel husnun bagi benim
ASIK VEYSEL
Aldanma cahilin kuru lafina
Kultursuz insanin kulu yalandir
Hukmetse dunyanin her tarafina
Arzusu hedefi yolu yalandir
Kar suyundan suzen cesme gol olmaz
Gul dikende biter diken gul olmaz
Diz diz eden her sinegin bal'olmaz
Peteksiz arinin bali yalandir
Insan bir deryadir ilimle mahir
Ilimsiz insanin sohreti zahir
Cahilden iyilik beklenmez ahir
Islegi ameli hali yalandir
Cahil okur amma alim olamaz
Kamilik ilmini herkes bilemez
Veysel bu sozlerin halka yaramaz
Sonra sana derler deli yalandir
ASIK VEYSEL
Dokuz ay koynunda gezdirdi beni
Ne cefalar cekti ne etti Anam
Aci tatli zahmetime katlandi
Ucurdu yuvadan yuruttu Anam
Analarin hakki kolay odenmez
Analara ne yakismaz ne denmez
Kan uykudan gece kalkar gucenmez
Emzirdi salladi uyuttu Anam
Dogurdu beni Sivas ilinde
Sivralan Koyunde tarla yolunda
Azigi sirtinda orak elinde
Tasli tarlalarda avuttu Anam
Ben yururdum Anam bakar gulerdi
Huysuzluk edersem kalkar doverdi
Hemen kucaklayip oksar severdi
Cirkin huylarimi soyuttu Anam
Cocugudum Anam bana ders verdi
Okumami calismami on gordu
Milletine bagli ol da dur derdi
Vatan sevgisini giyitti Anam
Tukenmez borcum var Anama benim
Onun varligindan oldu bedenim
Kimi koylu kizi kimisi hanim
Ta ezel tarihte kayitli Anam
Veysel der kopar mi Analar bagi
Analar dogurmus agayi beyi
Iste budur sozlerimin gercegi
Okuttu ogretti buyuttu Anam
ASIK VEYSEL
Anlatamam derdimi derdsiz insana
Derd cekmeyen derd kiymetini bilemez
Derdim bana derman imis bilmedim
Hic bir zaman gul dikensiz olamaz
Gulu yetistirir dikenli cali
Ari her cicekten yapiyor bali
Kisi sabir ile bulur kemlai
Sabretmeyen maksudunu bulamaz
Ah ceker asiklar aglar zarinan
Yuce daglar sohret bulmus karinan
Caglar deli gonul irmaklarinan
Aglar aglar goz yasini silemez
Veysel gunler gecti yas altmis oldu
Dokuldu yapragim gullerim soldu
Gemi yukun aldi gam ilen doldu
Harekete kimse mani olamaz
ASIK VEYSEL
Aslima karisip toprak olunca
Cicek olur mezarimi suslerim
Daglar yesil giyer bulutlar aglar
Gok yuzunde dalgalanir seslerim
Ne zaman toprakla birlesir cismim
Cumle mahluk ile bir olur ismim
Ne hasudum kalir ne de bir hasmim
Eski dusmanlarim olur dostlarim
Evvel de topraktir sonra da adim
Geldim gittim bu sahnede oynadim
Turlu turlu tebdilata ugradim
Gahi viran sen olurdu postlarim
Benden ayrilinca kim ve buguzum
Herkese guzellik gosterir yuzum
Topraktir cesedim gunestir ozum
Hava yagmur uyandirir hislerim
Alemler alemi olcer bicerler
Hamini hasini eller secerler
Bu dunya fanidir konar gocerler
Veysel der ki gel barisak kuslerim
ASIK VEYSEL
Beni hor gorme kardesim
Sen altindin ben tunc muyum
Ayni vardan var olmusuz
Sen gumussun ben sac miyim
Ne varise sende bende
Ayni varlik her bedende
Yarin mezara girende
Sen toksun da be ac miyim
Kimi molla kimi dervis
Allah bize neler vermis
Kimi ari cicek dermis
Sen balsin da ben cec miyim
Topraktandir cumle beden
Nefsini oldur olmeden
Boyle emretmis yaradan
Sen kalemsin ben uc muyum
Tabiata Veysel asik
Topraktan olduk kardasik
Ayni yolcuyuz yoldasik
Sen yolcusun ben bacmiyim
ASIK VEYSEL
Yorumlar