Şiirler ve Şairlerden Esintiler






















Ninni, ninni.

 ©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©

Ninnilerin benim olsun

Uykularım senin olsun

Akan sular ömrün olsun

Ninni yavrum, kuzum ninni

©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©

 Gökte yıldız oynuyor

Gözüm yavruma doymuyor

Ellerde yavruma doymuyor

Ellerde yavru çok amma

Benim yavrum uyumuyor

Ninni, ninni bebeğim ninni

 ©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©

 E. E. Esine

Yavrum gitti teyzesine

Teyzesi çok kibar hanım

Altın koymuş çevresine

Uyusun da büyüsün ninni,

Tıpış tıpış yürüsün ninni

 ©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©

 Çocuğum geceler yatağın

Çağırır bir ninniye vücudunu

Bu sesler gecelere

Sanki bir ninni söyler

Gece ninni gibi dinler

Uyusun da büyüsün ninni.

 ©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©


E çeker e çeker

Kuyulardan su çeker

Benim yavrum büyüyünce kadar

Zavallı annesi ne çeker

 ©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©


Karga seni tutarım

Kanadını yolarım

Yelpazeler yaparım

Hanımlara satarım.

Uyuyacak yavrum ninni

Büyüyecek yavrum ninni

Ninni benim yavruma ninni

©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©

Dandini, dandini

Dan kuşu

Yüksek saraylar kuşu

Çalılıktır yuvası

Mama getiririr yavruma

Bey babası

©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©©

AFFET 


Affet beni sevgili,
Bilemedim. Bilemedim kirginligini, kirilganligini,
Eylül çiçekleri gibi nazendeligini,
Sözlerim keskin kiliç, kesip atacagini bilemedim.

Affet sevgili,
Bilemedim tutulacagimi sana, seni özleyecegimi bu kadar.
Sesini duymak, iki satir beklemek, hissetmek seni,
Bilmezdim isteyecegimi bu kadar, bilemedim.

Affet sevgili,
Bir eylül daha geçmesin böyle,
'Beni affet' dersem, affedermisin,
Alirmisin beni kalbinin en özel yerine?

Bülent Sen


 
                                 AŞKIMA

Razı oldum ben yeşil bakışına
Almasın seni benden başkası
Ziller çakdı kuruldunoyun havası
İzin aldık yüce yaradandan
Yuva kurmak için bir ömür
Evlendik en kısa sürede biz
                            

                              GÜZELİME

Razıyım gül yüzüne bakmaya
Alsın yeşil bakışların beni benden
Zulmetmesin hayat ikimize
İnançlı yüreğimizi köretmesin
Yalnız ben seni seveceğim
En içten, en güzel duygularla

YAŞAMA DAİR

Yaşıyorum hüzünleri , sevgileri, acıları
Hüzün duygusal olmama neden olur,
Sevgiler Aşkımı pekişmesine Artmasına,
Acılar sevdiklerimin degerini  anlatır bana

Yaşıyorum yoklugu, varlıgı, merhameti.
Yokluk aileyi bir birine kenetler
Varlık Aile mutlu ve savurgan yapar,
Merhamet tüm yokluk çekenleri güler yüz göstermektir.


                             
BAHÇEDEKİ İHTİYAR
YILLAR BİR GÖZYAŞI OLUP DA KAYMIŞ
NURLU İHTİYARIN YANAKLARINDA.
YAPRAKTAN SAÇINI YERLERE YAYMIŞ,
SONBAHAR AĞLIYOR AYAKLARINDA.

SÜZÜYOR UFUKTA BİR KIZIL YERİ,
İÇİ KARANLIKLA DOLU GÖZLERİ;
ALNINDA AKŞAMIN İNCE KEDERİ,
SESSİZLİĞİN SIRRI, DUDAKLARINDA.

YANAN BİR KAĞITTA KÜÇÜK BİR SATIR
YAZI GİBİ AKŞAM ONU KARARTIR,
BU ISSIZ BAHÇENİN UZAKLARINDA...




















FEZA PİLOTU
YİRMİNCİ ASRIN ABLAK YÜZLÜ FEZA PİLOTU!
BULDUN MU AY YÜZÜNDE ÖLÜME ÇARE OTU?
BİR ODUN PARÇASINA AT DİYE BİNEN ÇOCUK!
BAŞINDA ÇELİK KÜLAH, SIRTINDA PLASTİK GOCUK.
UZAKLIKLARI YENMİŞ FATİH EDASINDASIN!
DİPSİZLİĞİN DİBİNİ BULMAK SEVDASINDASIN!...
ALLAH'A DİL ÇIKARIR GİBİ KÜSTAH BİR YARIŞ...
FARKINDA DEĞİLSİN Kİ, AY DÜNYAYA BİR KARIŞ.

FEZADA MİLYARLARCA IŞIK YILI, MESAFE;
SENİNKİ, SANİYELİK ZAFER, İLMİ HURAFE!
KAVANOZDA, KENDİNİ DERYADA SANAN BALIK;
NE ACI VAHŞET, MAĞRUR İLİMDEKİ KABALIK;
FEZADA "ALLAH DİYE BİR ŞEY YOK" İDDİASI!!!
GEL GÖR, KAÇ FÜZEYE DENK, BİR MÜMİNİN DUASI;
RAFA KALDIRMAK İÇİN RUHLARINI DÜRDÜLER,
GÜNEŞ DİYE KALBTEKİ GÜNEŞİ SÖNDÜRDÜLER.
BİLMEDİLER; KALBTEDİR, KALBTEDİR ASIL FEZA;
KALBTEDİR, ÖLÜMSÜZLÜK KEFİLİ KUTSİ İMZA.
SAYIDAN SONSUZLUĞA SINIF GEÇİRTECEK NOT;
BİZDEDİR, VE BİZDEDİR ARŞ'A GİDEN ASTRONOT.
VE MEKANDAN ARINMIŞ VE ZAMANDAN İLERDE,
FEZAYI TESLİM ALMA SIRRI BİZİMKİLERDE.

BİZİMKİLER IŞIĞA GEM VURUR DA BİNERLER;
YERDEN GÖĞE ÇIKMAZLAR,GÖKTEN YERE İNERLER...






ZİNDANDAN MEHMED'E MEKTUP
ZİNDAN İKİ HECE, MEHMED'İM LAFTA!
BABA KATİLİYLE BABAN BİR SAFTA!
BİRDE, GERİ ADAM, BOYNUNDA YAFTA...
HALİMİ DÜŞÜNÜP YANMA MEHMED'İM!
KAVUŞMAK MI?.. BELKİ... DAHA ÖLMEDİM!

AVLU... BİR UZUN YOL... TUĞLA DÖŞELİ,
KIRMIZI TUĞLALAR ALTI KÖŞELİ.
BU YOL DA TUTUKTUR HAPSE DÜŞELİ...
GİT VE GEL... YÜZ ADIM... BİN YILLIK KONAK.
NE AYAK DAYANIR BUNA, NE TIRNAK!

BİR ALEM Kİ, GÖKLER BORU İÇİNDE!
AKIL, OLMAZLARIN ZORU İÇİNDE.
ÜSTÜSTE SORULAR SORU İÇİNDE:
DÜŞÜN MÜ, KONUŞ MU, SUS MU, UNUT MU?
BURADAN İNSAN MI ÇIKAR, TABUT MU?

BİR İDAMLIK ALİ VARDI, ASILDI;
KAYDINI DÜŞTÜLER, MÜHÜR BASILDI.
GEÇTİ GİTTİ, BİRKAÇ GÜNLÜK FASILDI.
ONDAN KALAN, BOYNU BÜKÜK BİR SEFİL;
BAHÇEYE DİKTİĞİ ÜÇ BEŞ KARANFİL...

MÜDÜR BEY DERT DİNLER, BUGÜN "MARUZAT"!
ÇATIK KAŞ.. HÜKÜMET DEDİKLERİ ZAT...
BENİ ALLAH TUTMUŞ, KİM EDER AZAT?
ANLAMAZ; YAZISIZ, PULSUZ, DİLEKÇEM...
ANLAMAZ; RUHUMA GEÇTİ BİLEKÇEM!

SAAT BEŞ DEDİ Mİ, BİR YIRTICI ZİL;
SAYIM VAR, MALTADA HİZAYA DİZİL!
TEK YEKÜN İÇİNDE YAZIL VE ÇİZİL!
İNSANLAR ZİNDANDA BİRER KEMMİYET;
URBALARLA KEMİK, MİNTANLARLA ET.

SOMURTMUŞ Kİ BIÇAK, NARA Kİ TOKAT;
ZİFT DOLU GÖZLERDE KARANLIK KAT KAT...
YALNIZ SECCADEMİN YÜZÜNDE ŞEFKAT;
BENİ KİMSECİKLER OKŞAMAZ MADEM;
ÖP BENİ ALNIMDAN, SEN ÖP SECCADEM!

ÇAYCI, GETİR, İLAÇ KOKULU ÇAYDAN!
DAKİKA DÜŞELİM, SENELİK PAYDAN!
ZİNDANDA DAKİKA FARKSIZDIR AYDAN.
KARIŞTIR ÇAYINI ZAMAN ERİSİ;
KÖPÜK KÖPÜK, DUMAN DUMAN ERİSİN;

PEYKELER, DUVARA MIHLI PEYKELER;
DUVARDA, BAŞLARDAN, YAĞLI LEKELER,
GÖMÜLMÜŞ DUVARA, BAŞ BAŞ GÖLGELER...
DUVAR, KATİL DUVAR, YOLUMU BİÇTİN!
KANLA DOLU SÜNGER... BEYNİMİ İÇTİN!

SÜKUT... KIVRIM KIVRIM UZAKLIK UZAR;
TEK NOKTA SEÇEMEZ DÜNYADAN NAZAR.
YERİNDE Mİ ACEP, ÖLÜ VE MEZAR?
YERYÜZÜ BOŞALDI, HABERSİZ MİYİZ?
GÜNEŞE GÖÇ VAR DA, KALAN BİZ MİYİZ?

SES DEMİR, SU DEMİR VE EKMEK DEMİR...
İSTERSEN DEMİRDE MUHALİ KEMİR,
NE GELİR Kİ ELDEN, KADER BU, EMİR...
GARİP PENCERECİK, KÜÇÜK DARACIK;
DÜNYAYA KAPALI, ALLAHA AÇIK.

DUA, DUA, ELLER KARINCALANMIŞ;
YILDIZLAR AVUÇTA, GÖK PARÇALANMIŞ...
GÖZYAŞI BİR TARLA, HEP YONCALANMIŞ...
BİR SOLUK, BİR TÜTSÜ, BİR UÇAN BUĞU;
İPLİK Kİ, İNCECİK, ÖRER BOŞLUĞU.

ANA RAHMİ ZAHİR, ŞU BİZİM KOĞUŞ;
KARANLIĞINDA NUR, YENİDEN DOĞUŞ...
SESLER DUYMAKTAYIM: DAVRAN VE BOĞUŞ!
SEN BİR DEVSİN, YÜKÜ AĞIRDIR DEVİN!
KALK AYAĞA, DİMDİK DOĞRUL VE SEVİN!

MEHMED'İM, SEVİNİN, BAŞLAR YÜKSEKTE!
ÖLSEK DE SEVİNİN, EVE DÖNSEK DE!
SANMA BU TEKERLEK KALIR TÜMSEKTE!
YARIN, ELBET BİZİM, ELBET BİZİMDİR!
GÜN DOĞMUŞ, GÜN BATMIŞ, EBED BİZİMDİR!






     SANA ONLARI ADAYACAĞIM
Sana onları adayacağım
ekmeğime katık, aşımın ateşi
acılarımla başbaşa kalmak istiyorum
yalnız onlar anlıyorlar beni
ve yalnız onları dinliyorum

hayatıma girdin madem
andacım ol hatıramı yaşat
ne beni anladığını söyleyen
ne de yüreğimin gedikli konuğu alsın
sen al acı
senin olayım
beni sen kuşat

madem ki ayrılığa hüküm giymiş bu yürek
artık ölmek için yaşamak gerek
hayatımın gözelerinden
damıttığım bu şiiri bin kez ölerek
sana adamamı bekleme benden
gün gelir tütmez olursa ocağım
acılar var bende duvağı açılmamış
bekle, sana onları adayacağım.










Hümeyra
kına yakmasaydı annen
saçını yolarak taramasaydı
dağı kızdıran sen değilsin, biliyorum
şimdi kül olan saçların
dağınık kalsaydı
Koş Hümeyra koş
suyu seyret şöyle uzaktan
son bir kez daha bak şöyle uzaktan
minnacık ellerini aç, gerdir bileklerini
serçekuş yüreğini bir an sıkıca tut
sonra, savur göğe kocaman dileklerini

Ölürken gözlerini görmemeliydim Hümeyra
yalvaran, suçlayan vuran
ben her saniye öldüm
sense ateşin koynunda, yaşıyorsun hala
şu iki azap meleği gibi duran
gözlerini çek üstümden

Yaşayacaktın, hayatı görecektin
görecektin denizi görecektin gemiyi
binecektin hüzne el sallayacaktın
soluk soluğa
savuşturmağa gelen seni

Başkalarının işlediği günahın
cezasını çekiyorsun Hümeyra
madem sefihlerle aynı

gemiyi paylaşıyorsun
dur, deli çocuk, çırpınma boşuna
yere geciyorsun
yalvarışın o yüzden çarpıp geri dönüyor
göğün duvarına
o yüzden gelmiyor
melekler yanına

Ben oyumu felakete veriyorum şeyda
sana dönük yanımda çengiler mat oluyor
saadet-zedelerin morga çevirdiği bir dünyada
bana alevden kostümlerle dans etmek düşüyor
ve şeyda ben oyumu felakete veriyorum
Yolum uzadıkça kabaran direncimi
her düştüğüm yeri öperek bileyliyorum
kolay gele demek de nerden çıktı şeydam
gürbüz doğumlarda bir nice ananın harcandığını
imbatla gelenin kabayelle gittiğini biliyorum

senin aldanmak dediğin bana merhem oluyor
gördüm kışı zorlu geçmeyen yılın baharını da
saksıya dikme gülleri ilk güneşle soluyor
işte bu kısrak yokuşta çatladı demen için şeyda
dünyanın tüm düzlüklerine kin besliyorum.

Geç bi yol, nazlı güleryüzlü şiirler yazamam ben
esenlik şölenleri bitti vakt-i cerağanda
vakt-i kahırda hüzün fasılları demidir bu dem
gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta
ama ne Raks'ı ne Ağıt'ı ben Endülüs'ü evetliyorum

Artık bol kahkahalı çok şükürleri bıraktım
esenlik bildirilerini harcıalem mutlulukları
denizi uslu gösteren kartpostalları yaktım
fakat şeydam bir avuç külü yakamadığım için ben oyumu felakete veriyorum.


Yaş otuz beş yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var
Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz
Ya gözler altındaki mor halkalar
Neden öyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayâl meyâl şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir,
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar
Nerden çıktı bu cenaze Ölen kim
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

Neylersin ölüm herkesin başında,
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misâli o musalla taşında.



PAYDOS
Paydos bundan böyle çılgınlıklara!
Sert konuşmaya başladı aynalar.
Yetişir koştum aşkın peşisıra;
Bitirdi beni bu içki, bu kumar

Ne saklayayım gaflet ettiğimi.
Elimle batırmışım gençliğimi;
Binip gideceğim en güzel gemi!
Aldığını geri vermez dalgalar.

Meyhaneler, sabahçı kahveleri,
Cümle eş dost, şair, ressam, serseri.
Artık cümbüşte yoksam geceleri
Sanmayın tarafımdan hiyanet var.

Yaş ilerliyor... Artık geçti bizden;
Kişi ev-bark edinmeli vakitken.
Gün gelince biz değil miyiz ölen
Cenazemiz yerde kalmasın dostlar!



 CANAKKALE SEHIDLERINESuheda gogdesi, bir baksana daglar taslar...
O, ruku olmasa, dunyada egilmez baslar,

Yaralanmis temiz alnindan uzanmis yatiyor;
Bir hilal ugruna ya Rab, ne gunesler batiyor!

Ey, bu topraklar icin topraga dusmus, asker!
Gokten ecdad inerek opse o pak alni deger.

Ne buyuksun ki kanin kurtariyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanlari ancak, bu kadar sanli idi...

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsin?
"gomelim gel seni tarihe!" desem, sigmazsin.

Herc u merc ettigin edvara ya yetmez o kitab...
seni ancak ebediyyetler eder istiab.

"Bu, tasindir" diyerek Kabe'yi diksem basina;
Ruhumun vahyini duysam da gecirsem tasina;

Sonra gok kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine ceksem butun ecramiyle;

Mor bulutlarla acik turbene catsam da tavan;
Yedi kandilli Sureyya'yi uzatsam oradan;

Sen bu avizenin altinda, burunmus kanina,
Uzanirken gece mehtabi getirsem yanina,

Turbedarin gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gunduzun fecr ile avizeni lebriz etsem;

Tullenen magribi, aksamlari sarsam yarana...
Yine bir sey yapabildim diyemem hatirana.

Sen ki, son ehl-i salibin kirarak savletini,
Sarkin en sevgili sultani Salahaddin'i,

Kilic Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki islami kusatmis, doguyorken husran,

O demir cemberi gogsunde kirip parcaladin;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrami adin;

Sen ki; a'sara gomulsen tasacaksin... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...

Ey sehid oglu sehid, isteme benden makber,
Sana agusunu acmis duruyor Peygamber
.

"Hic bilenle bilmeyen bir olurmu?"
(Kuran-i Kerim)

Olmaz ya... Tabii... Biri insan, biri hayvan!
Oyleyse <> denilen yuz karasindan

Kurtulmaya azmatmeli bastan basa millet.
Kafi degilmi, yoksa bu son ders-i felaket?

Son ders-i felaket neye mal oldu? Dusunsen:
Beynin eriyip yas gibi damlardi gozunden!

"Son-ders-i felaket" ne demektir? Su demektir:
Gelmezse eger kendine millet, gidecektir!

Zira, yeni bir sadmeye(carpma) artik dayanilmaz;
Zira, bu sefer uyku olumdur, uyanilmaz!

Coskun, koca bir sel gibi, daim beseriyyet,
Mustakbele kosmakta verip seyrine siddet.

Daglar, ucurumlar, ona yol vermemek ister...
Lakin o, ne yuksek, ne de alcak demez orter!

Akvam(kavimler, milletler) o buyuk nehre katilmis birer irmak...
Elbet katilir... Hangisi ister geri kalmak?

Bizler ki bu muthis, bu muazzam cereyanla
Ugrasmaktayiz... Bak, ne kadar cilginiz anla!

Ugras bakalim, yoksa isin, hey saskin!
Kursun gibi sur'atli, denizler gibi taskin

Bir caglayanin menba-i dehhasina(gayet dehsetli) dogru
Tirmanmaya benzer, yuzerek, baska degil bu!

Ey katre-i avare(zavalli damla), bu cusun, bu hurusun
Ahengine uymazsan, emin ol, bogulursun!

Yillarca, asirlarca suren uykudan artik,
Silkin de muhitindeki zulmetleri yak, yik!

Bir baksana : gokler uyanik, yer uyaniktir;
Dunya uyanikken uyumak maskaraliktir!

Eyvah! Bu zilletlere sensin yine illet...
Ey derd-i cehalet, sana dusmekte bu millet,

Bir hale getirdin ki, ne din kaldi, ne namus!
Ey sine-i islam'a coken kapkara kabus,

Ey hasm-i hakiki, seni oldurmeli evvel:
Sensin bize dusmanlari ustun cikartan el!

Ey millet uyan! Cehline kurban gidiyorsun!
islam'i da <> diye tutmus yediyorsun!

Allahtan utan! bari birak dini elinden...
Gir les gibi topraklara kendin, gireceksen!

Lakin, ne demek bizleri Allah ile iskat(susturmak)?
Allahtan utanmak da olur, ilim ile... Heyhat!



Muslumanlik sizi gayet siki, gayet saglam,
Baglamak lazim iken, anlamadim, anliyamam,

Ayrilik hissi nasil girdi sizin beyninize?
Fikr-i kavmiyyeti seytan mi sokan zihninize?

Birbirinden muteferrik bu kadar akvami,
Ayni milliyetin atlinda tutan islam'i,

Temelinden yikacak zelzele, kavmiyettir.
Bunu bir lahza unutmak ebedi haybettir...

Arnavutlukla, Araplikla bu millet yurumez..
Son siyasetse bu! Hic boyle siyaset yurumez!

Sizi bir aile efradi yaratmis Yaradan;
Kaldirin ayrilik esbabini artik aradan.

Siz bu davada iken yoksa, iyazen-billah,
Ecnebiler olacak sahibi mulkun nagah.

Diye dursun atalar: "Kal'a icinden alinir."
Yok ki hicbir isiden... Millet-i merhume sagir!

Bir degil mahvedilen devlet-i islamiyye...
Girdiler ayni siyasetle butun makbereye.

Girmeden tefrika bir millete, dusman giremez;
Toplu vurdukca yurekler, onu top sindiremez.

Birakin eski hukumetleri meydandakiler
Yetisir, soyle bakip ibret alan varsa eger.

iste Fas, iste Tunus, iste Cezayir, gitti!
iste irak'i da taksim ediyorlar simdi.





Umidin her zaman haib, nasibin daima nekbet;
Hayatin gecti husranlarla ey gun gormeyen millet!
Ne devletsiz basin varmis, ne mel'un tali'in, hayret!
Muebbed bir hayat ummus da icmistin.. Fakat seyret:
Nasil zehr oldu birden diktigin sahba-yi hurriyet!

Meger altust olurmus en muazzam ars-i istiklal;
Meger pamal edermis en bulend akvami izmihlal;
Meger birden olurmus altiyuz yil beslenen amal,
Ufuklar, bak, adem rendinde zulmetlerle malamal..
Ne beklerdik, nasil ciktin sen ey ferda-yi istikbal!

Bu istikbali ruyamizda gorseydik inanmazdik!
"Sabah olmus" dedik, sezmekle bir avare aydinlik.
Ne haybettir: degilmis fecr-i kazibler kadar sadik!
Cahimi bin hatar kat kat yigilmis, gelde yirtip cik!
ilahi! Bir isik goster, bunaldik busbutun artik!

Fakat hey saskin, istimdad icin Hak'dan yuzun var mi?
Kitabullah'a yuksekten bakan gozler de aglar mi?
Muhakkar gordugun kuvvet bu gun bir bak, muhakkar mi?
Demezdin, ruhu Kur'an'in o lakaydiyle muztar mi?
Ya sen muztar kalir, feryad edersen, aldirirlar mi!

Evet, sen boyle bir ferda-yi mahser-hizi ummazdin,
Haberdar eyleyenler oldu; guldun. Pek de kurnazdin!
Kudurmustan beter bir hale geldin, durmadin azdin!
Dusen ma'suma cikmak gayr-i kaabil bin cukur kazdin:
Gomup ahlaki, artik fuhs icin bah-name'ler yazdin!

Utanmak bilmiyorsun, anladik, lakin ne isterdin:
Su milletin ki levsiyyati bir "meslek" deyip verdin?
ibadullahi saptirdin, fakat bir yol mu gosterdin?
Gorursen nerden bir namus, fush-abada gonderdin;
Sezersen kimde na-merdane bir fitrat, kanat gerdin!

*
* *

Biyik kirpik, sakal yontuk da tirnaklar birer parmak;
Yikanmaz bir surat, sol gozde beyzi cam, fakat parlak;
Hamamsiz ensenin sirtinda bir yag var: kayar yavsak!
Su, kalcinlarla kivrik pantalon altinda, kiskivrak
Seken Osmanli centilmeninde hicbir duygu yok mutlak...
Utanmak ver, yeter, kaabilse Allah'im, utandirmak!

"Kim Muslumanlarin derdini kendine mal etmezse
onlardan degildir."

Hadis-i Serif

Muslumanlik nerde! Bizden gecmis insanlik bile...
Adem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile!
Kac hakiki musluman gordumse, hep makberdedir;
Muslumanlik, bilmem amma, galiba goklerdedir;
istemem, dursun o payansiz mefahir bir yana...
Gosterin ecdada az cok benziyen kan bana!
isterim sizlerde gormek irkinizdan yadigar,
Cok degil, ancak necip evlada layik tek siar.
Varsa sayet, soyleyin, bir parcacik insafiniz:
Boyle kansiz miydi -hasa- kahraman eslafiniz?
Boyle dusmus muydu herkes ayrilik sevdasina?
Benzeyip sirazesiz bir mushafin eczasina,
Hic gorulmus muydu olsun kayd-i vahdet tarumar?
Boyle olmus muydu millet canevinden rahnedar?
Boyle acliktan bogazlar miydi kardes kardesi?
Boyle adet miydi bi-perva, yemek insan lesi?

Irzimizdir cignenen, evladimizdir dogranan...
Hey sikilmaz, aglamazsan, bari gulmekten utan!...
"His" denen devletliden olsaydi halkin behresi:
Payitahtindan bugun tasmazdi sarhos naresi!

Kurd uzaklardan bakar, dalgin gorurmus merkebi.
Saldirimis ansizin yaydan bosanmis ok gibi.
Lakin, ask olsun ki, aldirmaz otlarmis esek,
Sanki tavsanmis gelen, yahut kiliksiz kostebek!
Kar sayarmis bir tutam ot fazla olsun yutmayi...
Hasmi, derken, cullanirmis yutmadan son lokmayi!...

Bu hakikattir bu, sasmaz, bildigin usluba sok:
Halimiz merkeple kurdun ayni, asla farki yok.
Burnumuzdan tuttu dusman; biz bogaz kaydindayiz;
Bir bakin: hala mi hala ihtiras ardindayiz!
Saygisizlik elverir... Bir parca olsun arlanin:
Vakti coktan geldi, hem gecmektedir arlanmanin!
Davranin haykirmadan nakus-u izmihaliniz...
Oyle bir buhrana sapmistir ki, zira, halimiz:
Zevke dalmak soyle dursun, vaktiniz yok mateme!
Davranin zira gulunc olduk butun bir aleme,
Beklesirken gokte yuz binlerce ervah, intikam;
Yerde kalmis, na'sa benzer kavm icin durmak haram!...
Kahraman ecdadinizdan sizde bir kan yok mudur?
Yoksa, istikbalinizden korkulur, pek korkulur.
 KUBBELER
Dün başlar seferber, eller seferber;
Kurşun eritildi, mermer çekildi.
Bunlar, bu kubbeler, bu minareler
Akçayla olacak işler değildi.

Böyle bir gemide yendi suyu NUH.
Ve bu yelkenlerde kanatlandı RUH.

Taşıtıp kalyonla pırlanta, inci
Abide haline koydu sevinci
Gergefle işleyip bir inci sultan
Ki çiçek verirdi saksıya koysan,

Bulabildinse ey yolcu yerini
Hepsinin alnında altından bir ay.
Seyret İstanbulun camilerini
Minare minare, kubbe kubbe say!

Açılır masmavi burda gökyüzü,
Gümüşten sütunlar üstünde durur...
Kimin gölgesi dinlenir yerde,
Kiminin beyazı sulara vurur.

Allaha giden yol buralardadır,
Kapılar açılır şerefelerden,
Burdan uğurlanır mubarek aylar,
Bayram burda başlar arifelerden.

Mihraplar, kemerler, kubbeler yapmış,
Sultanı, çerisi, piri, veziri,
Nesilden nesile götürsün diye
Kanatlar üstünde şanlı TEKBİRİ.

Nice başbuğların açtığı yerde:
Biri yardan geçmiş,öteki serden,
Yolcular gidiyor yarına doğru,
Kafile kafile bu köprülerden.

Kuşun uçuş, gülün açış saati,
Tanrının fermanı yüce kubbede
Duyulur uyanık Fatihin "Uyan!"
Dediği uzaktan Sultan Ahmede.

Diken dikmiş, yakan yakmış mumunu,
Şamdanlar şamdanlar, ulu şamdanlar.
Ki aydınlığıyla, asırlar boyu
Yolunu bulurdu yolda kalanlar.

Burda kubbe, kemer ve mihrap olmuş,
O kıvrak şekli ki serhadde yaydı;
Atlas bayrakların dalgalarında
Rüzgarla öpüşen ince bir aydı.

Kimi yıkanırdı şadırvanlarda
Tekbire HU HU katıyor kimi;
Beyazıt önünden güvercinlerin
İncidir yemi...

Söyleyin ey nazlı haber kuşları:
Tuna boylarından müjde geldi mi?

Uzaklarda kırık minarelerden
Gökte bir kapıyı vurur leylekler;
Bir gün açılacak o büyük kapı
Ve kanatlar yere inmeyecekler.

Taraf taraf, kol kol şu yamaçlardan
Açtıkça fetihler tarihi Türkün
Kubbeler erecek bir gün murada
Ve minareler dal verecek bir gün.

Geçerken altından bu loş kemerin
Menekşe menekşe gül güldür içi..
Kapanmaz kapısı Allah evinin
Ki beş vakit gürül gürüldür içi.

Çinliler çinliler taze çinliler:
Boyası göz nuru, fırçası kirpik...
Ey sanat " Kuruyan dallarımıza
Bir yeşil yaprak ver " demeye geldik.

Biri hattın; biri mermerin, tuncun,
Kurşunun sırrını aramış bulmuş;
Yesari elinde "Lafza-i Celal"
Sinan'da kubbeyle minare olmuş.

İşte bir kubbe ki söyler saati...
Yolcu ilk, dalgalar son cemaati,
Mavidir çinisi, yenidir adı;
Mermerini sisler karartamadı.

Şahzade, Laleli, Haseki Sultan...
Hepsinin üstünde Süleymaniye...
Süleymaniyeden, Ayasofyadan
Yollar iner dal dal Yenicamiye.

Yelken yelken, seren seren geiler;
Yamaçta, kıyıda, yolda Camiler,
Bu Horasan, mermer kurşun dağları
Omuzunda taşıdığı çağları.

Taşıyacak daha çağlar boyunca
Ve yer çekmeyecek, yere koyunca.
Yolları arkada bırakan hızla;
Kanatlarımızla, atlarımızla
Aşarken toprağı, taşı, denizi
Bu kurşun memeler emzirdi bizi.

Böyle bir gemide, yendi suyu NUH...
Ve bu yelkenlerde, kanatlandı RUH...


ANNE
İlk kundağın
Ben oldum, yavrum;
İlk oyuncağın
Ben oldum.

Acı nedir
Tatlı nedir... bilmezdin
Dilin damağın
Ben oldum.
Elinin ermediği
Dilinin dönmediği
Çağlarda, yavrum
Kolun kanadın
Ben oldum
Dilin dudağın
Ben oldum.

Belki kıskanırlar diye
Gördüklerini
Sakladım gözlerden
Gülücüklerini...
Tülün duvağın
Ben oldum!

Artık isterlerse adımı
Söylemesinler bana
"Onun Annesi" diyorlar...
Bu yeter sevgilim bu yeter bana!

Bir dediğini iki
Etmiyeyim diye öyle çırpındım ki
Ve seni öyle sevdim sana
O kadar ısındım ki
Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim
Gün oldu kırdın...
İncinmedim;
İlk oyuncağın
Ben oldum.. Yavrum
Son oyuncağın
Ben oldum...

Layık değildim
Layık gördüler
Annen oldum yavrum
Annen oldum!

BAYRAK
Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü !
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

 HIÇKIRIKLAR
Saatler bitmiyor; yapayalnizim
Gülmek istiyorum, gülemiyorum
Sensiz olmak midir hep alin yazim
Bilmek istiyorum, bilemiyorum

Esirgedin nazli, hilal kasini
Harap ettin çiçek kokan basini
Yüregime akan gözüm yasini
Silmek istiyorum, silemiyorum

Sanki hersey efsaneydi, masaldi
Ayrilik ruhumu elimden aldi
Gözlerim yollara takilip kaldi
Gelmek istiyorum, gelemiyorum

Gögüs germek için acilarima
Titreyislerime sancilarima
Seni bir kez olsun avuçlarima
Almak istiyorum, alamiyorum

Saçilan bir köpük olmak dilinde
Bogulmak saçinin ince telinde
Sir gibi sonsuza degin kalbinde
Kalmak istiyorum, kalamiyorum

Unutuyor beni sirli gözlerin
Içimde bir yara isliyor, derin
Kulaklarin, dudaklarin, ellerin
Olmak istiyorum, olamiyorum

Bölerek uykunu, rüyalarina
O kucak dolusu hülyalarina
Gece gündüz uçup aynalarina
Konmak istiyorum, konamiyorum

Deli gibi asik olsa da güle
Kim acir çöllerde öten bülbüle
Birgün alev alev yanipta küle
Dönmek istiyorum, dönemiyorum

Hiçkira hiçkira aglamaktansa
Basina karalar baglamaktansa
Bu yüregi hergün daglamaktansa
Ölmek istiyorum, ölemiyorum.


BİR CEYLAN YÜREĞİNDEN

saklama gözlerini
acilarin buyuyen zindanlarinda
ülfeti gözlerinden özümleyen kalbimin
mavi bir yildiz gibi
dünyana usulca sokuldugunu göreceksin
ufuklara dokunan günesli saçlarinla
saklama gözlerini
rengini gözlerinden aliyor kalbim
ümitlerini

kuslar delirince kirilir denizin kanatlari
aynalarin damari çatlar
bengisu fiskirir yeryüzüne
rüzgara verir toprak sevda tohumlarini
bir mecnun bir leylayi anlatir çöllere
bir simsek
gök gürlemesi bir ceylan yüreginden
sulusepken bir yagmur indirir gökten
ölüler tartismaya baslar seni
aaah/seni, sürur
ürpermeler çaginda parlayan ellerimi
bir tutuver ne olur
ruhumun sessizligi dökülsün üzerinden
ezberlenmis bir dünya yasamaktansa
uykunun tilsimli yataklarindan
siyril gel bana
sonsuzlugun sirrini sereyim yollarina
resimleri süsleyen kentin varoslarinda
böceklerin elinden kurtarayim bahari


YAĞMUR-1 ............................
Vareden'in adiyla insanliga inen NUR
Bir gece yansiyinca kente Sibir dagindan
Topragi kirlerinden arindirir bir Yagmur
Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudagindan
Rahmet vadilerinden bosanir ab-i hayat
En mustesna dogusa hamiledir kainat.

Yillardir bozbulanik sular yudumladim
ya o zaman bul bi çare sen işini bilirsin
Bir pelikan huznuyle yurudum kumsallari
Yagmur,seni bekleyen bir tas da ben olsaydim

Hasretin alev alev icime bir an dustu
Degisti hayal koskum,gozumde viran dustu
Sonsuzluk ciceklerle donandi yuregimde
Yagmaanmis ruhuma yenş bir devran dustu

Ihtiyar cubbesinden kan suzulur Nebi'nin
Gokyuzu dalgalanir ipekten kanatlarla
Mehtabini duslerken o muhur sahibinin
Sarsilir Ebu Kubeys kovulmus feryatlarla
Evlerin arasina dikilir yesil bayrak
Yeryuzu avaredir,yapayalnız ve kurak

Zaman ayaklarimda tukendi adim adim
Heyûla,bir ag gibi ordu ruyalarimi
Colde seni ozleyen bir kus da ben olsaydim

Yagmur,gulsenimize sensiz,baldiran dustu
Dusmanlik icimizde;dostluk yaban dustu
Yenilgi,ilmek ilmek dugumlendi tarihe
Her sayfaya talihsiz binlerce kurban dustu

Bir guzide mektuptur,caglarin otesinden
Ulasir intizarin yaldizli sabahina
Yayilir o en buyuk mustu,pazartesinden
Beyazlik dokunmustur gecenin siyahina
Susuzluktan dudagi catlayan gonullerin
Sukutu yar,sevinci dualar kadar derin

Caresiz bir takvimden yalnizliga gun saydim
Bir cezir yasadim ki,yasanmamis,mazide
Dokundugun kucuk bir nakis da ben olsaydim
İlkin karardı yollar; sonra heyelân düştü
******
Güvenilen dağlara kar yağdı birer birer
Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü

Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini
Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir
Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini
Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir
Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından
*** Alsam ölümsüzlüğü dudaklarından







YAĞMUR-2 ............................

Medeni arzuların ardında seyre daldım
Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım

Şehirler kâbus dolu; köylere duman düştü
Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü
Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali
Hazindir ki dertleri aşmaya umman düştü

Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır
Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur
Sensiz doğrular eğri; beyaz bile karadır
Sesini duymayan, girdabında boğulur
Ana rahminde olur sensizlikten cenin
Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin

Saatlerin ardında hep kendimi aradım
Bir melal zincirine takıldı parmaklarım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım

Sensiz,ufuklarıma yalancı bir tan düştü
Sensiz, kıtalar boyu uzanan vatan düştü
Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü

Ay gibisin güneşler parlıyor gözlerinde
Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay
Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde
Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray
Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin
Mekânın fırçasında solmayan fırça senin

Yağmur,bir gün elimi elinde bulsaydım
Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım

Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü
Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü
Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin
En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü

Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan
Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar
Mutluluk nağmeleri işitirler Hira'dan
Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar
Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri
Paramparça, ateş sahibinin hayalleri

Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım
O mücella çehreni izleseydim ebedi
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım

Sarardı yeşil yaprak; dal koptu, fidan düştü
Baykuşa cifte yalı; bülbüle zindan düştü
Katil sinekler deldi hicabın perdesini
İstiklâl boşluğunda arılar nadan düştü






YAĞMUR-3 ............................
Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında
Tablosunu yapardım yıkılan her kulenin
Ebedi aşka giden esrarlı yollarında
Senden bir kıvılcım, süreyya bir şulenin
Tarasaydım bengisu fışkıran kâkülünü
On asırlık ocağın savururdum külünü

Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım
Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım

Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü
Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü
Sana meftun ve hayran,s ana râm olanlara
Bir belâ tünelinde ağır imtihan düştü

Badiye yaylasında koklasaydım izini
Kefenimi biçseydi Ebva'dan esen rüzgâr
Seninle yıkasaydım acılar dehlizini
Ne kaderi suçlamak kalırdı, ne intihar
Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya
Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya

Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım
Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım

Haritanın en beyaz noktasına kan düştü
Kırıldı adaletin kılıcı, kalkan düştü
Mahkûmlar yargılıyor, hakimler mahkûm şimdi
Hakların temeline sanki bir volkan düştü

Firakınla kavrulur çölde kum taneleri
Ahuların içinde sevdan akkor gibidir
Erdemin,bereketin doldurur haneleri
Sensiz hayat, toprağın sırtında ur gibidir
Şemsiyesi altında yürürsün bulutların
Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların

Devlerin esrarını aynalara sorsaydım
Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım

Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü
Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü
İniltiler geliyor doğudan ve batıdan
Sensizlik bozulan dengeye ziyan düştü

Islaklığı sanadır ahimin, efganımın
İçimde hicranımla tutuşuyor nağmeler
Sendendir eskimeyen cevheri efkârımın
Nazarın ok misali karanlıkları deler
Bu değirmen seninle dönüyor; âhenk senin

Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım
Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım

Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü
Beynimin merkezine olumsuz ferman düştü
Silindi hayalimden butun efsunu ömrün
Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü

Nefesinle yeniden çizilecek desenler
Çehreler yepyeni bir değişim geçirecek
Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler
Anneler çocuklara hep seni içirecek
Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin
Sana mümindir sema; sana muhtaçtır zemin

Damar damar hep seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

Kardeşler arasına heyhat, su-i zan düştü
Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü
Şarkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın
İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü

Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yas da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir gürmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım

Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batili yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

,

KARA TOPRAK
Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yarim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yarim kara topraktır

Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm, ne fayda buldum
Her türlü istediğim topraktan aldım
Benim sadık yarim kara topraktır

Koyun verdi , kuzu verdi, süt verdi
Yemek verdi, ekmek verdi, et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sadık yarim kara topraktır

Ademden bu deme neslim getirdi
Bana türlü türlü meyva yetirdi
Hergün beni tepesinde götürdü
Benim sadık yarim kara topraktır

Karnın yardım kazmayilen, belinen
Yüzün yırttım tırnağinen, elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sadık yarim kara topraktır

İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur, herkes de gördü
Bir çekirdek verdim, dört bostan verdi
Benim sadık yarim kara topraktır

Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım?
Benim sadık yarim kara topraktır

Dileğin var ise, iste Allahtan
Almak için uzak gitme topraktan
Cömertlik verilmiş toprağa Haktan
Benim sadık yarim kara topraktır

Hakikat ararsan açık bir nokta
Allah kula yakın, kul da Allaha
Hakkın gizli hazinesi toprakta
Benim sadık yarim kara topraktır

Bütün kusurlarım toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarım düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sadık yarim kara topraktır

Her kim olursa bu sırra mazhar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir veyseli bağrına basar
Benim sadık yarim kara topraktır

ASIK VEYSEL




Güzelligin On Par'etmez

Guzelligin on par'etmez
Bu bendeki ask olmasa
Eglenecek yer bulaman
Gonlumdeki kosk olmasa

Tabirin sigmaz kaleme
Derdin dermandir yareme
Ismin yayilmaz aleme
Asklarda mesk olmasa

Kim okurdu kim yazardi
Bu dugumu kim cozerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikri baska bask'olmasa

Guzel yuzun gorulmezdi
Bu ask bende dirilmezdi
Gule kiymet verilmezdi
Asik ve masuk olmasa

Senden aldim bu feryadi
Bu imis dunyanin tadi
Anilmazdi VEYSEL adi
O sana asik olmasa


ASIK VEYSEL


Hayal Bana Yakin Yar Bana Uzak
Hayal bana yakin yar bana uzak
Sevdasi basima dolanir gitmez
Askina duseli yar bana uzak
Yuz bin ogut versen biri kar etmez

Senin askin beni kildi urusvay
Dusmusum pesinde kosarim hay hay
Kabul et kapinda beni de kul say
Dost yoluna olur asik ar etmez

Ey beni bu derde giriftar eden
Eski muhabbeti kaldirdin neden
Gonul ister kavusmayi olmeden
Gul olmasa bulbul ah u zar etmez

Beni yakan yansin askin narina
Gonul dustu bir zalimin toruna
Bakmaz misin bu VEYSEL'in zarina
Ah ceker aglarim yar elim yetmez
.


ASIK VEYSEL



Hepimiz Bu Yurdun Evlatlariyiz
Bu nasil kavgalar cirkin dogusler
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz
Yolumuza engel olur bu isler
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz

Birlesiriz bir bayragin altinda
Biz Turklerin ikilik yok aslinda
Yanar tutusuruz vatan askinda
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz

Hedef alip dovustugun kardesin
Seni yaraliyor attigin tasin
Topluma zararli yersiz savasin
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz

Herkes ilim deryasinda yuzuyor
Cikmis ayin cevresinde geziyor
Yazik bize yollarimiz uzuyor
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz

Kitaplar yazilmis nasihat dolu
Birlikte guclenir gencligin kolu
Genclige emanet Ataturk yolu
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz

Soyler Veysel sozlerinden vazgecmez
Bulanik cesmeden kimse su icmez
Ganadi olmasa kuslar da ucmaz
Hepimiz bu yurdun evlatlariyiz



ASIK VEYSEL

AGLAR VEYSEL CIKMAZ SESI
Ah cektikce erir gider
Yuregimin yagi benim
Seni gorsem durur gider
Dillerimin bagi benim

Gam leskesi saf saf oldu
Hep sozlerim bos laf oldu
Senin yolunda mahv oldu
Gencligimin cagi benim

Ah belimi buken oldu
Gurbet bana diken oldu
Alti aydir mekan oldu
Dibi kirkkiz dagi benim

Sensin derdine dustugum
Hayal oldu konustugum
Her gun yedigim ictigim
Icerimde agu benim

Aglar VEYSEL cikmaz sesi
Gine costu gam deryasi
Garip gonlumun yaylasi
Guzel husnun bagi benim

ASIK VEYSEL

Aldanma Cahilin Kuru Lafina
Aldanma cahilin kuru lafina
Kultursuz insanin kulu yalandir
Hukmetse dunyanin her tarafina
Arzusu hedefi yolu yalandir

Kar suyundan suzen cesme gol olmaz
Gul dikende biter diken gul olmaz
Diz diz eden her sinegin bal'olmaz
Peteksiz arinin bali yalandir

Insan bir deryadir ilimle mahir
Ilimsiz insanin sohreti zahir
Cahilden iyilik beklenmez ahir
Islegi ameli hali yalandir

Cahil okur amma alim olamaz
Kamilik ilmini herkes bilemez
Veysel bu sozlerin halka yaramaz
Sonra sana derler deli yalandir

ASIK VEYSEL

Anama
Dokuz ay koynunda gezdirdi beni
Ne cefalar cekti ne etti Anam
Aci tatli zahmetime katlandi
Ucurdu yuvadan yuruttu Anam

Analarin hakki kolay odenmez
Analara ne yakismaz ne denmez
Kan uykudan gece kalkar gucenmez
Emzirdi salladi uyuttu Anam

Dogurdu beni Sivas ilinde
Sivralan Koyunde tarla yolunda
Azigi sirtinda orak elinde
Tasli tarlalarda avuttu Anam

Ben yururdum Anam bakar gulerdi
Huysuzluk edersem kalkar doverdi
Hemen kucaklayip oksar severdi
Cirkin huylarimi soyuttu Anam

Cocugudum Anam bana ders verdi
Okumami calismami on gordu
Milletine bagli ol da dur derdi
Vatan sevgisini giyitti Anam

Tukenmez borcum var Anama benim
Onun varligindan oldu bedenim
Kimi koylu kizi kimisi hanim
Ta ezel tarihte kayitli Anam

Veysel der kopar mi Analar bagi
Analar dogurmus agayi beyi
Iste budur sozlerimin gercegi
Okuttu ogretti buyuttu Anam

ASIK VEYSEL

Anlatamam Derdimi Dertsiz Insana
Anlatamam derdimi derdsiz insana
Derd cekmeyen derd kiymetini bilemez
Derdim bana derman imis bilmedim
Hic bir zaman gul dikensiz olamaz

Gulu yetistirir dikenli cali
Ari her cicekten yapiyor bali
Kisi sabir ile bulur kemlai
Sabretmeyen maksudunu bulamaz

Ah ceker asiklar aglar zarinan
Yuce daglar sohret bulmus karinan
Caglar deli gonul irmaklarinan
Aglar aglar goz yasini silemez

Veysel gunler gecti yas altmis oldu
Dokuldu yapragim gullerim soldu
Gemi yukun aldi gam ilen doldu
Harekete kimse mani olamaz

ASIK VEYSEL


Aslima Karisip Toprak Olunca
Aslima karisip toprak olunca
Cicek olur mezarimi suslerim
Daglar yesil giyer bulutlar aglar
Gok yuzunde dalgalanir seslerim
Ne zaman toprakla birlesir cismim

Cumle mahluk ile bir olur ismim
Ne hasudum kalir ne de bir hasmim
Eski dusmanlarim olur dostlarim
Evvel de topraktir sonra da adim

Geldim gittim bu sahnede oynadim
Turlu turlu tebdilata ugradim
Gahi viran sen olurdu postlarim
Benden ayrilinca kim ve buguzum

Herkese guzellik gosterir yuzum
Topraktir cesedim gunestir ozum
Hava yagmur uyandirir hislerim

Alemler alemi olcer bicerler
Hamini hasini eller secerler
Bu dunya fanidir konar gocerler
Veysel der ki gel barisak kuslerim

ASIK VEYSEL

Beni Hor Görme Kardesim
Beni hor gorme kardesim
Sen altindin ben tunc muyum
Ayni vardan var olmusuz
Sen gumussun ben sac miyim

Ne varise sende bende
Ayni varlik her bedende
Yarin mezara girende
Sen toksun da be ac miyim

Kimi molla kimi dervis
Allah bize neler vermis
Kimi ari cicek dermis
Sen balsin da ben cec miyim

Topraktandir cumle beden
Nefsini oldur olmeden
Boyle emretmis yaradan
Sen kalemsin ben uc muyum

Tabiata Veysel asik
Topraktan olduk kardasik
Ayni yolcuyuz yoldasik
Sen yolcusun ben bacmiyim

ASIK VEYSEL
 

Yorumlar