Şifalı Bitkiler







                                                    Şifalı Bitkiler
Bilgi sahibi olmak istediginiz bitkiyi asagidaki menüden seciniz.




 

Acıbakla: ( Lupine / Lupin /  Lupine)                                                         10-100 cm yüksekliginde, sik tüylü, bir senelik bitkiler. Yapraklar el seklinde parçali, uzun sapli, 5-9 yaprakçiklidir. Çiçekleri dik salkim durumunda, beyaz veya mavimsi renkli,  çiçek taç yapragi kelebek seklindedir. Yahudi baklasi diye de taninir.

Memleketimizde üç türü bulunmaktadir.
Beyaz yahudi baklasi: Beyaz çiçeklidir. 120 cm kadar yükseklikte, bir yillik bir bitkidir.
Sari çiçekli yahudi baklasi: Vatani, Orta ve Güney Avrupa’dir.
Mavi çiçekli yahudi baklasi: Vatani, Akdeniz çevresi memleketleridir.
Kullanildigi yerler: Tohumlarinin idrar söktürücü, kan temizleyici ve
kurt düsürücü tesiri vardir. Bazi türlerinin kavrulmus tohumlari “sebze kahvesi” ismiyle kahve yerine kullanilmaktadir. Fakat alkaloid tasiyan türlerinin bu sekilde kullanilmasi tehlikelidir.
             Türkiye’de yetistigi yerler: Akdeniz bölgesi, Bursa, Antalya ve Konya çevreleridir.


Aciçigdem: ( Herbstzeitlose / Krokus / Colchique / Colchicum / Autumn
crocuses)
Boyu 10-30 cm yükseklige ulasan, otsu ve yumrulu bir bitki. Sonbaharda morumsu pembe renkli, 6 parçali çiçekler açar. Yaprak ve meyvalari ise ilkbaharda ortaya çikar. Sonbaharda çiçek açtigindan dolayi halk arasinda “güz çigdemi” olarak da bilinir.

Kullanildigi yerler: Tibbi önemi haiz bir bitkidir. Kullanilan kismi yumru ve tohumlaridir. Tohum ve yumrularin idrar arttirici, terletici, müshil ve romatizma agrilarini dindirici etkisi vardir. Alkaloitlerin çok
yüksek zehirleyici özelligi oldugundan, bu droglar, dahilen ancak hekim kontrolünde kullanilabilir. Eskiden halk arasinda romatizma agrilarini dindirmek için haricen kullanilirdi. Bunun için bir tutam aci çigdem tohumu, 2-3 dis sarmisak ile havanda iyice övülür. Elde edilen sulu kisim da bir tülbente emdirilip, agriyan kisma sarilir. Bu pansuman birkaç gün arka arkaya tekrarlanir.
           Türkiye’de yetistigi yerler: Türkiye’de pek bulunmaz. Avrupa’nin sulak çayirlarinda bol miktarda yetisir.

Adamotu: (Alraunwurzel / Mandragore / Mandrake)                   Mavimsi-mor renkli çiçekler açan, rozet yaprakli ve kazik köklü çok yillik otsu bir bitki. Kökleri insana benzedigi için, bu isim verilmistir.

Kullanildigi yerler: Kökleri % 0,3 oraninda Hiyosiyaminlerle Skopolamin alkaloitlerini tasir. Bundan dolayi zehirli bir bitkidir. Agri kesici, yatistirici, cinsel gücü arttirici etkileri vardir. Halen tedavide çesitli preparatlarin terkibinde kullanilmaktadir. Rastgele kullanildiginda zararli olur.
        Türkiye’de yetistigi yerler: Bati ve Güney Anadolu.

Adasoğanı:(Scille / Scillae bulbus / Sea onion / Urginea maritima)
Zambakgillerden bir çesit bitkidir. Yapraklari uzun serit seklindedir. Çiçekleri yesil ve beyaz damarlidir. 2 kilogram kadar olan sogan kismi, yapraklarinin altindadir. Aci ve zehirlidir. 7,5 gram adasogani, bir insani rahatça öldürebilir.Tazeyken kullanilmaz. Aksi halde zehirlenme ve kusmalara yol açar. Soganin etli olan orta kismi, dilimlenerek kurutulur. Sonra dövülüp toz haline getirilir. Çok iyi bilmeden kullanilmamalidir.

Kullanildigi yerler:Idrar söktürür. Kalp hastalarinda vücudda biriken suyu bosaltir. Azotemiyi azaltir. Böbrek hastalari kullanmamalidir.

Ahlat: (Yabanarmudu / Piraster / Pirus elaegrifolia / Wild
pear-tree / Poirier sauvage
) Gülgillerden, kendi kendine yetisen ve
üzerine armut asilanan bir agaçtir. Yemisi iyice olgunlastiktan sonra yenir.

Kullanildigi yerler: Meyveleri ishal keser. Zehirli hayvan sokmalarinda, filizi ezilip yaraya sürülür.
Ahududu: (Himbeere / Framboise Common / Rasberry bush)            Agaç çilegi ve sultan bögürtleni olarak taninir. Haziran-temmuz aylari arasinda beyazimtrak renkli çiçekler açan, 30-150 cm boyunda, çok senelik, dikenli, çali görünüsünde bir bitkidir. Daglik mintikalarin orman ve korularinda tesadüf edilir. Gövdesi dalli, dikenli ve yatiktir. Yapraklari 3-5 parçali, sivri uçlu, yaprak sapi kivrik dikenlidir.
Çiçekler ekseriya dallarin ucunda 5-10 çiçekli salkim halindedirler. Meyvesi etli ve birçok eriksi tipli meyvelerin biraraya gelmesi ile meydana gelmis, küre biçiminde, kirmizi renkli ve güzel kokuludur. Meyveleri temmuz ve agustos aylarinda olgunlasir. Çogu çesitleri bahçelerde yetistirilir. Umumiyetle sonbaharda 1-1,5 m aralik birakilmak suretiyle dikilir. Ahudutlari her 6-7 senede bir yenilenmelidir.

Kullanildigi yerler:
Kullanilan kismi, meyve, çiçek ve yapraklaridir. Meyveler tamamen olgunlastiklari zaman toplanir. Yapraklarinda tanen, meyvelerinde ise organik asitler (malik asit, sitrik asit vs.) seker, pektin, uçucu ve sabit yaglar bulunmaktadir. Yapraklari bogaz hastaliklarinda gargara için kullanilir. Çiçeklerinden romatizma ve nikris (gut) hastaliklarinda
faydalanilir. Taze olarak, seker ve böbrek hastaliklarinda perhiz yiyecegi olarak istifade edilir. Halk arasinda ishal ve atesli hastaliklara karsi tavsiye edilir.                                                         
Türkiye’de yetistigi yerler: Ege, Marmara, Karadeniz bölgeleri.
Akdiken: (Gemeiner Kreuzdorn / Nerprun Alaterne / Common Buckthorn) Mayis-haziran aylarinda, sari-yesil renkli, küçük çiçekler açan bodur bir agaç. Orman ve koru kenarlarinda bulunur. Dallari karsilikli, uçlari diken halindedir. Yapraklari karsilikli ve saplidir. Çiçekler küçük demetler halinde bir araya toplanmistir. Küre seklinde ve bezelye büyüklügündeki meyvasi evvela yesil, olgunlukta morumsu-siyah renk alir.
Kullanildigi yerler:
Bitkinin kullanilan kismi taze meyvalaridir. Meyvelerinde yag, renkli maddeler, seker ve glikoz vardir. Iyi bir müshildir. Surubu yapilir. Müshil ilaci olarak kullanilir. Bunlardan baska meyvelerinen yesil bir boya da hazirlanir. Memleketimizde yetismekte olan bir Akdiken çesidi de “Cehri” adiyla anilir. Bu cins sadece memleketimizde yetisir.                                                                                                   
Türkiye’de yetistigi yerler: Bolu ve Trabzon civari.
Anason: (Anis /  Anis / Anise)                                                            Haziran-agustos aylarinda, beyaz renkli çiçekler açan, 50-60 cm yüksekliginde, bir senelik bitki. Gövde dik, silindir biçiminde, içi bos, çok dalli, tüylü ve üstü çizgilidir. Alt yapraklari uzun sapli, oval veya kalb biçimindedir. Çiçekler bilesik semsiyelerde toplanmislardir.
Meyveleri armut seklinde küçük, üzeri tüylü, yesilimsi sari renklidir.Basta Ege bölgesi olmak üzere bütün Anadolu’da bahçelerde yetistirilir. Kültür anasonunun vataninin Anadolu oldugu tahmin edilmektedir.Meyvalarinda nisasta, müsilaj, sabit ve
uçucu yag bulunmaktadir. Uçucu yag miktarlari bitkinin cinsine ve yetistigi yerin sartlarina baglidir. Uçucu yagin % 80-90’i anetoldür. Anetol, zehir etkili fakat bu etkisi çok olmayan bir maddedir. Meyvelerinden su buhari distilasyonu ile elde edilen anason yagi, hemen hemen renksiz ve karakteristik kokuludur. Anason tipta midevi, bagirsak gazlarinin tesekkülünü önleyici, hazmi kolaylastirici ve gögüs yumusatici olarak kullanilir. Ayrica nefes darligi, öksürük ve kalb çarpintisi rahatsizliklarinda da etkilidir. Anason yüksek dozda alindiginda bas agrisi, uyusukluk, görme zorlugu yapar. Daimi kullananlarda anisizm hastaligina sebeb olur. Bilhassa çocuklara uyku vermede, midede tesekkül eden gazlari gidermede çok faydalidir. Bebekler için bir çay kasigi tohum bir bardak suya olmak üzere çay olarak hazirlanir. Yemeklerden önce veya süte katilarak bir kaç çay kasigi verilir. Büyükler % 1-2’lik çayini günde 2-3 bardak alabilir.

Kullanildigi yerler:
Kullanilan kismi, meyvalari ve yapraklaridir. Meyveleri tamamen olgunlastiktan sonra toplanir ve gölgede kurutulur. Hazmi kolaylastirir. Istahsizligi giderir. Mide ve barsak gazlarini söktürür. Idrar artirir. Migren agrilarini keser. Astim, nefes darligi ve bronsitte görülen sikayetleri giderir.                                                                        
Türkiye’de yetistigi yerler: Bütün Anadolu
Andızotu: (Atgözü / Kizilagaç / Inula / Inula helenium / Annuèe inule) Bilesikgillerden, menli yerlerde yetisen, 1 metre kadar sapi olan bir çesit ottur. Yapraklari büyük, yumusak ve yuvarlaktir. Çiçekleri sari renkte olup, aci ve kokuludur. Kökü kalindir. Meyveleri küçük, fistik kozalagina benzer.
Kullanildigi yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Balgam söker. Mikroplari öldürür. Vücudda biriken tuzu atar. Üremi, nefrit, sistit, Idrar yollari hastaliklarinda faydalidir. Nefes darligini giderir. Karaciger hastaliklarini tedavi eder. Kasintilari keser. Fazla kullanildigi zaman, mide bulantisi yapar.
Ararot:(Maranta nisastasi / Arrow-root)
Sicak iklimlerde yetisen "Maranta" adli kamistan veya ona benzer baska bitkilerin köklerinden çikarilan beyaz bir tozdur. Nisastadan daha incedir. Kokusu ve tadi yoktur.

Kullanildigi yerler: Çocuk mamasi yapiminda kullanilir. Süt çocuklarina ve nekahat dönemindeki hastalara verilir. Hastaliklardan sonra görülen halsizlikleri giderir. 
Ardıç:(Wacholder / Geniévre / Juniper)                                                          Kisin yapraklarini dökmeyen daimi yesil agaçlardan. Yapraklari küçük pulsu veya igne seklinde olup 1-2 cm uzunlugundadir. Bir evcikli veya iki evcikli bitkilerdir. Ardiç yemisi diye anilan kozalaklari disi agaçlar üzerinde bulunur. Ardiç türleri kozalaklarinin büyüklügüne, rengine ve özellikle her kozalagin içinde bulunan tohumlarinin sayisina göre birbirinden ayirt edilir.

Çesitleri ve kullanildigi yerler:
Sicak iklimlerde ve korunmus alanlarda agaç gibi büyümesine karsilik, soguk bölgelerde çali manzarasindadirlar. Genel olarak odunu yumusak ve dayaniklidir. Kursun kalem yapilir. Kerestesi de demiryolu traversi olarak kullanilir.
Bütün Kuzey Yarimküre’de yetisen 60 türü vardir. Memleketimizde 8 ardiç türü yetismekte olup önemlileri sunlardir:
Katran ardici (Juniperus oxycedrus): Trakya ve Anadolu’da yaygindir. Çali veya küçük bir agaç seklindedir. Yapraklari üçlü ve
baticidir. Kozalaklari kirmizimsi olup iki tohumludur. Dallarindan elde edilen katrani cilt hastaliklarinda kullanilir.

Adi ardiç (Juniperus communis): Memleketimizde
Trakya bölgesinde tesadüf edilen çalimsi veya küçük agaçlardandir, yapraklari baticidir. Kozalaklari mavimsi siyah renkli, üç tohumludur. Idrar söktürücü olarak kullanilir.

Bodur ardiç (Juniperus nana): Memleketimiz daglarinda, özellikle Kuzey Anadolu daglarinda genis topluluklar meydana getirir. Kozalaklari mavimsi siyah renklidir. Yenir ve idrar söktürücü özelliktedir.
Kokar ardiç (Juniperus foetidissima): Dogu Akdeniz
Bölgesi agacidir. Memleketimizin daglik yerlerinde yetisir. Sürgünleri dört köseli, kozalaklari mavimsi siyah renkli, 1-2 tohumludur. Yapraklar ezildigi zaman fena kokular çikarir.

Yüksek ardiç (Juniperus excelsa): Memleketimizin
daglik bölgelerinde yetisir. Sürgünleri dört köseli degildir. Kozalaklari mavimsi siyah renkli, 4-6 tohumludur.

Finike ardici (Juniperus phoenicea): Bati ve Güney Anadolu’da yetisen çalimsi, bodur agaçlardandir. Kozalaklari kizilimsi kahverengi, 4-9 tohumludur.
Aslanağazı:(Kurtagazi / Tavsandudagi / Anthirinum / Linaire / Muflier)
Türlü renklerde yetisen güzel görünümlü bir bitkidir. Kokusuzdur. Daha ziyade süs bitkisi olarak kullanilir.

Kullanildigi yerler: Balgam söktürür. Bronsitte rahatlik verir.
Aslandişi: Yabani acimarul /Karahindiba / Taraxacum officinalis / Dent de lion / Dandelion)
Bilesikgiller familyasindan, yol kenarlarinda, çayir ve hendeklerde yetisen bir çesit bitkidir. Yapraklari rozet seklindedir. Çiçekleri saridir. Taze yapraklari salata olarak
yenilebilir. Kökünde, Teraxacin, Levulin, Inulin ve seker vardir. Yapraklari ilkbahar, kökleri ise sonbahar aylarinda toplanip kurutulur.
Kullanildigi yerler: Idrar söktürür.Mesane ve kalinbagirsak iltihaplarini giderir. Gögsü yumusatir, öksürügü keser. Balgamli ishalleri keser. Karaciger siskinligini indirir. Böbrek ve safra taslarini düsürür. Sarilikta faydalidir. Anne sütünü artirir. Taze filizleri kirildigi zaman akan sütü de disleri temizler. Ögütülen kökü, kahveye de katilir.

Ayrıkotu:(Gemeine Qecke / Chiendent commun / Common Couch Grass / Scutch / Twitch)                                                                                  Temmuz-agustos aylari arasinda yesil veya morumsu-yesil renkli basaklar veren, 30-100 cm boyunda, çok senelik otsu bir bitki. Toprak altinda çok fazla yayilmis olan ana kökleri bulunur. Bilhassa kumlu topraklari sever. Gövdeleri dik, tüysüz ve içi bostur. Yapraklari dar,
uzun, ince, paralel damarli, sivri uçlu, koyu yesil renklidir. Çiçekler gövdenin ucunda ve yassi bir basak durumunda toplanmislardir. Meyve sarimsi renkli uzuncadir. Bitkinin etli kökleri çok eskiden beri üriner hastaliklarda kullanilan önemli bir halk ilacidir. Kökler mesane ve böbrek iltihaplari dahil, mesanedeki tas ve kumlari düsürmek için kullanilan iyi bir idrar söktürücüdür. Idrar arttirici olarak misir püskülü, arpa ile beraber kaynatilarak kullanilir. Hatta köpekler bile agiz ve
barsaklarini temizlemek için bitkinin yapraklarini büyük bir zevkle yedikleri için bitki "köpekçimeni" olarak da bilinir. Tarlalarda belirtilen türden baska, buna çok benzeyen büyük ayrikotu (cynadan dactylon) olarak bilinen çesidinin daha kalin kökleri olup, nisasta da tasimasiyla ayrilir ve digeri gibi kullanilir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Istanbul, Trakya, Mugla, Anadolu.
Kullanildigi yerler: Kullanilan kisimlari kökleridir. Köklerinde triticin, uçucu yag, müsilaj ve potasyum bulunur.

Badem: (Echte Mandel / Amandie / Almond tree)                                Mart ve Nisan aylari arasinda beyaz veya pembe renkli çiçekler açan, 5-12 m yüksekliginde bir agaç. Birçok çesitleri varsa da, tibbi bakimdan ikisi mühimdir: Amygdalus communis varyete
dulcis (tatli badem), Amygdalus communis varyete amara (aci badem). Tohumun lezzeti birincisinde tatli, ikincisinde ise acidir. Yapraklari sapli, parlak, yesil renkli, kenarlari dislidir. Çiçekleri yapraklarin gelismesinden önce açar ve kisa saplidir.
Çanak yapraklari yesilimsi sari renkli üçgen seklinde, 5 birlesik parçali, taç yapraklari beyaz veya pembe renkli 5 serbest parçalidir. Meyveleri oval sekilli, yesil tüylü genellikle bir, bazan iki tohumludur.
Kullanildigi yerler: Aci ve tatli badem tohumlarindan tazyik usulü ile yag elde edilir. Badem tohumlarinda yag, albuminli maddeler, E vitamini; sekerler ve emulsin isimli enzim vardir. Aci badem tohumlari uçucu yag tasirlar ve ayrica siyanogenetik bir glikoz olan amygdalin maddesi ihtiva ederler. Aci bademin uçucu yagi, iyi bir koku ve tat giderici (balik yagina ilave edilir) ve hafif bir dezenfektandir. Badem tohumlari, badem surubu hazirlanmasinda kullanilir. Çocuklar için
iyi bir müshildir. Kremlerin terkibine girer. Meyve kabugu halk arasinda bogaz agrilarina karsi kullanilmaktadir.




Baldiran: (Aguotu / Conium maculatum / Ciques / Hemlock)            Nemli yerlerde yetisen, 1-2 metre boyunda zehirli bir bitkidir. Gövdesi kalindir. Saplarinin alt kismi erguvani renktedir. Yapraklari büyük, çiçekleri yayvan ve küçüktür. Ev ilaçlarinda kullanilmaz.
Kullanildigi yerler: Tipta, özellikle disçilik alaninda kullanilir. Agri kesici, spazm giderici ve siyatik, tetanoz ile epilepsi hastaliklarinin tedavisinde kullanilir.
                                                       Sayfa Basi 

Baldirikara:(Venushaar / Frauenhaar / Capillaire / Maidenhair) Rutubetli ve serin yerlerde, akarsu kenarlarinda, kuyu duvarlarinda ve magara agizlarinda tesadüf edilen 20-40 cm yüksekliginde otsu bir bitki. Venüssaçi da denilmektedir. Yapraklari uzun, ince, parlak, siyah veya kirmizimtrak-siyah saplidir. Yaprak parçalari açik yesil renkli ve böbrek seklinde olup, uç taraflari loplara ayrilmistir.
Türkiye’de yetistigi yerler: Marmara bölgesi, Karadeniz, Ege, Akdeniz bölgelerinde yetisir.
Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kisimlari yapraklaridir. Yapraklar bütün yaz esnasinda toplanir, taze olarak veya gölgede kurutulduktan sonra kullanilir. Tipta çok eskiden beri yumusatici ve balgam söktürücü özelliginden dolayi öksürük ve bronsitlerde kullanilir. Baldirikara surubu da yapilir. Surup, balgam söktürücü olarak faydalidir. Kabiz edici etkisi de vardir.
Ballibaba: (Lamium / Lamier / Dead-nettle / Laminum) Ballibabagiller familyasindan mor çiçekli, pembe, krem veya beyaz renkli bir
bitki. Memleketimizde 27 türü tesbit edilmistir. Çogu türleri, Bati ve Güney
Anadolu’da yaygindir. Bunun yaninda diger bölgelerde de yer yer rastlanmaktadir. En çok bilinen ve kullanilan türleri sunlardir:


Beyaz ballibaba (Lamium album):
Türkiye'de yetistigi yerler: Trabzon civari, Bayburt (Kop Dagi), Erzurum, Bingöl daglari ve Rize’dir. Mayis, eylül aylari arasinda beyaz renkli çiçekler açan, 20-30 cm boyunda, çok senelik bir bitkidir. Çitler, koru kenarlari ve rutubetli yerlerde, ekseriya isirgan otlari ile beraber bulunur. Gövdeleri dört köseli, dik, tüylü ve içi bostur. Yapraklari sapli ve tüylüdür. Çiçekleri tüplü ve iki dudaklidir. Üst dudak migfer seklinde, alt dudak üç lopludur.

Sari ballibaba (Lamium galeobdolon): Çiçekleri sari renktedir. Istanbul ve çevresinde bulunur.
Benekli ballibaba (Lamium maculatun): Çiçekleri kirmizi renkli, yapraklar beyaz ve siyah beneklidir. Kastamonu (Gavurdagi)da bulunur.
Kirmizi ballibaba (Lamium purpureum): 10-30 cm boyunda otsu bir bitkidir. Çiçekleri pembe renkli ve küçüktür. Kabiz ve yaralari iyi
edici özellikleri vardir. Nezleye karsi iyi gelir. Memleketimizde çok yayilmistir.

Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kisimlari çiçekleri ve çiçekli dallaridir. Çiçekler açilmaya basladiklari esnada toplanir ve gölgede kurutulur. Hafif kabiz ve kan kesici özelligi vardir. Idrar yollari hastaliklarinda da kullanilmaktadir. Bütün ballibaba çiçeklerinden Anadolu’da ayni sekilde istifade edilmektedir.
Bamya:(Okra / Ocker / Bamia / Gombo / Bamias / Okra / Gumbo)            Mutedil iklimlerde yillik, sicak iklimlerde ise, bir kaç defa
yetistirilebilen, boyu 1-2 metreye kadar uzayan, yapraklari asma yapragina benzeyen, meyvesi bes bölmeli, tohumlari yuvarlak ve yesilimtrak gri renkte bir sebze.

Türkiye’de yetistigi yerler: Memleketimizde sebze olarak hemen her yerde yetistirilmektedir. Akdeniz çevresi, en müsait ve önemli yetisme bölgesidir. Türkiye’nin Erzurum, Kars gibi soguk ve yüksek yerleri hariç, hemen hemen her yerinde yetistirilebilmektedir.
En çok Akdeniz ve Ege bölgesindeki ovalar ile Amasya’da ziraati yapilir. Memleketimizde, Sultani, Amasya ve Balikesir bamya çesitleri taninmistir.

Kullanildigi yerler: Faydali bir sebzedir. Yas veya kuru olarak sarf edilir. Konserveleri de yapilir. Meyveleri müsilajlidir. Kabizlik tedavisi ve barsaklarin düzenli çalismasi için faydalidir.

Banotu:(Bilsenkraut / Jusquame / Herbane / Konca / Bangootu /
Hyoscyamus niger
) Yumusak tüylü, otsu bir bitki. Gavurhashasi
adiyla da anilmaktadir. Yapraklari yumusak, sapli veya sapsizdir. Çiçekleri sapsiz veya kisa saplidir. Taç yapraklari alt tarafta tüp seklinde, üst tarafta biraz egri olarak genislemis ve yayilmis olup, tepede bes lopludur. Meyve çok tohumlu ve bir kapakla açilip tohumlarini saçan bir kapsüldür.

                                       

Memleketimizde alti banotu türü bilinmekle beraber, bu türlerden yalniz Hyoscyamus niger (Siyah banotu) ile H.muticus (Misir banotu) tedavi sahasinda kullanilmaktadir. Misir banotu memleketimizde Malatya civarinda bulunmaktadir. Bilhassa alkaloit endüstrisi için önemlidir. Siyah banotu hemen hemen bütün Anadolu ve Trakya’da bulunur. Tibbi maksatlar için kullanilir.
Hyoscyamus niger (Siyah banotu): Mayis-eylül aylari arasinda sarimsi renkli çiçekler açan, 30-80 cm boylarinda, 2 senelik, otsu ve
özel kokulu bir bitkidir. Gövdeleri dik, basit veya dallanmis ve yapiskan tüylüdür. Yapraklari, donuk yesil renkli, kenarlari girintilidir. Çiçekler çok kisa saplidir. Çanak yapraklari tüp seklinde, üzeri damarlidir. Taç yapraklari huni seklinde, bes parçali, kirli sari renkli ve mor damarlidir. Meyvalari çanak yapraklar tarafindan
sarilan, kapak ile açilan bir kapsüldür. Bu kapsül içinde gri esmer renkli, oval veya böbrek seklinde, üzerinde küçük çukurcuklar bulunan çok miktarda tohum bulunur.

Türkiye’de yetistigi yerler: Memleketimizde alti türü vardir.Hemen hemen her tarafta, tarla ve yol kenarlarinda tesadüf edilir.
Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kismi; yapraklari, kökü ve tohumlaridir. Yapraklar, bitki çiçekli iken toplanir ve kurutulur.
Tohumlar tamamen olgunlastiktan sonra alinir, güneste veya daha iyisi 40-50 derecelik firinlarda kurutulur. Yaprak, tohum ve bilhassa köklerde alkaloitler bulunmaktadir. Kuvvetli bir uyusturucu ve agri kesicidir. Bazi müshillerin tesir edebilmesini kolaylastirir. Çesitli merhemlerin terkibinde kullanilmaktadir. Bilmeden kullanildiginda
sik sik zehirlenmelere sebeb olan bir bitkidir.
                                                        Sayfa Basi


Behmen: (Kavzakökü / Centaurea behen / Parsnip / Panais) Turpa
benzer otsu bir bitkidir. 20 Ocak ile 20 Subat arasinda çiçek açar. Çiçeginin rengine göre, Kizilbehmen ve Akbehmen adlarinda iki türü vardir.

Kullanildigi yerler: Basur memelerinden dogan sikayetleri giderir.
Bergamot: (Bergamot Orange / Bergamote / Bergamot / Citrus Bergamia)                                                                                                Ortalama 4 m boyunda bir agaç. Esas vatani Bati Hindistan’dir. Yapraklari uzun ve koyu yesildir. Çiçekleri beyaz renkli ve küçük olup, meyveleri küre veya armut biçiminde, 5-7 cm çapinda etli kismi eksi lezzetli, kabuk kismi limonsarisi renklidir. Eskiden Antalya bölgesinde genis çapta yetistirilmekteydi. Zamanla bu bölgede Bergamot’un yerini diger turunçgiller aldi. Bununla beraber halen Antalya civarinda
bu tür az miktarda bulunmakta ve meyvelerinden reçel yapilmaktadir. Bergamot esansinin sanayideki önemi sebebiyle yer yer tekrar yetistirilmeye baslanmistir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Antalya bölgesi.
Kullanildigi yerler: Meyve kabuklarindan sikma usulü ile Bergamot esansi elde edilmektedir. Yesilimtrak sari renkli, hos kokulu ve aci
lezzetli bir sividir. Parfümeri (itriyat) sanayinde kullanilmaktadir. Usaresinden kalsiyum sitrat ve sitrik asit elde edilir. Koku vermesi için bazen çaylara da karistirilir. Ayrica çesitli yörelerimizde reçeli yapilarak kisin yenilir.


Biberiye: (Rosmarin / Romarin / Rosemary / Kusdili otu / Rosmarinus officinalis)                                                                                                     Bütün ilkbahar ve yaz boyunca soluk-mavi renkli çiçekler açan, 1-2 m
yüksekliginde, kisin yapraklarini dökmeyen bir bitki. Gövdeleri dik ve çok dallidir.  Yapraklari mizrak gibi, etli ve yesil renklidir. Çiçekleri dallarin uçlarinda, yapraklarin tabanlarinda bulunur. Meyveleri esmer renkli ve findiksidir. Kusdili olarak da bilinir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Istanbul, Ege ve Akdeniz bölgelerinde bahçelerde süs bitkisi olarak yetistirilir.
Kullandigi yerler: Yapraklari ile bundan elde edilen yagi kullanilir. Yapraklari ve çiçekli dallar yaz mevsiminde toplanir ve açik
havada kurutulur. Yapraklar ve çiçeklerinden uçucu yag, tanen, aci maddeler, organik asitler ve glikozit elde edilir. Mide ve barsak uyaricisi, idrar söktürücü ve safra artirici etkisi vardir. Uçucu yag, uyarici olarak haricen kullanilir. Birçok preparatlarin terkibine girer. Ayrica hazimsizligi gideririr. Çarpintilari keser. Yarimbas agrilarini (migren) keser. Idrar ve adet söktürür.


Bögürtlen:(Brombeerstrauch, Brombeere, Mure sauvage, muron, Ing. Bramble, blackberry)                                                                                Haziran-eylül aylari arasinda, beyazimsi veya pembemsi renkli çiçekler açan, yüksek boylu, çok senelik, dikenli ve çali görünümünde bir bitki. Ekilmemis yerlerde, çit, yol ve hendek kenarlarinda çok bulunur. Gövdeleri silindir sekilli, içi dolu, odunlu ve dikenli dallar, önce dik, sonra asagi dogru kivrik. Yapraklar sapli, kenarlari disli, alt yüzeyleri tüylüdür. Yaprak sapinda, uçlari geriye dogru kivrik dikenler bulunur. Çiçekler dallarin ucunda toplanmistir. Meyve; birçok kismi, meyvelerin biraraya gelmesiyle meydana gelmis küre biçiminde bir birlesik meyvedir. Rengi önce yesil, sonra kirmizi ve daha sonra olgunlukta siyahimtraktir.
Türkiye'de yetistigi yerler: Marmara bölgesi-Bati Anadolu ve Dogu Karadeniz.
Kullanildigi yerler: Kullanilan kisimlari yapraklari ve çiçek tomurcuklaridir. Yapraklar bitki çiçek açmadan toplanir ve gölgede kurutulur. Yapraklarda tanen ve organik asitler ihtiva eder. Hafif kabiz edici özelligi olmakla beraber; dis etleri, bademcik ve bogaz iltihaplarinda, ishal ve basurda kullanilmaktadir. Bögürtlenin 70 kadar türü vardir. Türkiye'nin çesitli bölgelerinde yetisen türlerine Rubus tomentosus, R. discolor misal verilebilir.
Centiyane: (LCentiyana / Yilanotu / Esekturpu / Gentina lutea / Gentina radix) Dogu Karadeniz Bölgesi ve uludag'da yetisen, 1 metre kadar yüksekliginde, genis yaprakli, kalin köklü bir bitkidir. Kökü acidir. Içi sari, disi esmerdir. Kökü sifalidir. Sari ve mavi türü vardir.

Kullanildigi yerler: Istah artirir, hazmi kolaylastirir. Atesi düsürür. Vücuda kuvvet verir. Mide zafiyeti ve eksimelerini giderir. Kansizliktada faydalidir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Dogu Karadeni Bölgesi ve Uludag.
                                                  Sayfa Basi



Cigerotu: (Pulmonaria officinalis) Hodangiller familyasindan,         10-15 cm boyunda, uzun ömürlü otsu bur bitkidir. Çiçekleri önce kirmizimtiraktir. Sonra mor v emavimsi bir renk alir. Gövdesi dik ve tüylüdür. Tanen, müsilaj, sekerler, reçine ve sabit yag içerir. Tedavi için yapraklari kullanilir.
Kullanildigi yerler: Gögsü yumsatir. Öksürügü keser. Akciger hastaliklarinda faydalidir. Idrar söktürür.
Civanperçemi:(Binbiryaprak otu / Kandilçiçegi  / Schafgarbe /
Milliefeuille / Herbeaux charpentiers / Yarrow)
Haziran-eylül
aylarinda, beyaz veya pembemsi renkli çiçekler açan, yol kenarlarinda, tarlalarda ve kurak topraklarda yetisen 20-100 cm yüksekliginde, kokulu, çok senelik ve otsu bir
bitki. Binbiryaprak otu veya kandilçiçegi olarak da anilmaktadir. Gövdeleri dik, dalsiz ve yumusak tüylüdür. Yapraklari sapsiz ve koyu yesil renklidir. Çiçekleri, küçük tepecik (kapitulum) halinde bir araya toplanmis olup, yalanci bir semsiye durumunu meydana
getirirler. Bu kapitilumun dis tarafinda 5-6 tane dil seklinde beyaz renkli disi çiçekleri, orta kisminda ise tüp seklinde, kirli-beyaz renkli erdisi çiçekleri vardir. Meyveleri gri renkli ve tüysüzdür.


Türkiye’de yetistigi yerler: Kuzey ve Dogu Anadolu.
Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kismi, yaprakli ve çiçekli dallaridir. Dallar ve çiçekler henüz tamamen açilmadan toplanir
ve gölgede kurutulur. Bitkinin bu kisimlari uçucu yag, sabit yag ve aci glikozit maddelerini ihtiva ederler. Kuvvet verici, uyarici, idrar ve gaz söktürücüdür. Içerisindeki Sincolden dolayi antiseptik, balgam söktürücü ve midevidir. Yara iyi edici bir özelligi vardir. Basurda sulu hulasasi fitil halinde verilir. Memleketimizde 20 kadar binbiryaprak otu türü tespit edilmistir. Bunlarin ekserisi halk arasinda yukaridaki tür gibi kullanilmaktadir.

Çakalerigi:(Pflaume / Prune / Plum)
Gülgillerden, Nisan-mayis aylari arasinda, beyaz renkli çiçekler açan, 1-3 m yüksekliginde, dikenli bir agaçtir. Ormanlarda, çit kenarlarinda ve kirlarda rastlanir. Gövdeleri silindirik, kabugu koyu gri renkli ve çok sik dallidir. Küçük dallarin ucu dikenlidir. Çiçekleri beyaz renklidir. Meyveleri sonbahar veya kisa dogru olgunlasan
mâvimsi siyah renkli, küremsi sekilli ve eksi lezzetlidir.


Türkiye’de yetistigi yerler: Marmara, Ege ve Karadeniz bölgesi.
Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kismi, çiçekleri ve kurutulmus meyveleridir. Çiçekler kuru bir havada toplanir ve derhal kurutulur. Çiçekleri hafif müleyyin ve kan temizleyicidir. Meyvelerinde sekerler ve organik asitler vardir. Ishali keser. Mide ve barsaklarin düzenli çalismasini saglar. Terletir ve vücudda biriken zararli maddelerin atilmasini saglar. Bogaz ve bademcik iltihabini giderir. Anne sütünü artirir.
                                                             Sayfa Basi
Çamfistigi:(Pinus pinea)
Çam kozalaklarinin içinden çikartilir. Kuvvetli bir besindir. Günde 2 çorba kasigindan fazla yenmemelidir.

Kullanildigi yerler: Bronsit verem ve akciger hastaliklarinin çabuk isilesmesine yardimci olur. Afrodizyak (Cinsel istekleri artirici) özelligi vardir.

Çemen: (Wärmflasche / Fenugrec / Fenugreek / Buy otu)                       Nisan-haziran aylarinda, sarimsi-beyaz renkli çiçekler açan 20-40 cm yüksekliginde, bir senelik, otsu bir bitki. Buy otu, hulbe otu olarak da bilinmektedir. Gövdeleri dik, silindir biçiminde, içi bos ve oldukça dallidir. yapraklari sapli ve 3 yaprakçiklidir. Çiçekler teker teker veya 2 tânesi bir arada olmak üzere bir yapragin koltugundan çikar. Meyveleri düz veya az çok kivrilmis olup, fasulye meyvesine benzer. Içinde esmer-sari veya kirmizimsi 6-20 tohum tasir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Trakya, Marmara, Orta, Güney ve Güneydogu Anadolu.
Kullanildigi yerler: Kullanilan kisimlari tohumlaridir. Olgun meyveler toplanir, güneste kurutulduktan sonra, sopa ile dövülerek
tohumlar meyvelerden disari çikarilir. Tohumlarinda müsilaj, uçucu yag ve sâbit yag, alkaloit, kolin, rutin gibi maddeler vardir. Eski devirlerde Asya memleketlerinde sehvet arttirici ve harplerde cesâret verici olarak çok kullanilirdi. Bugün tasidigi müsilajdan dolayi, yumusatici ve balgam söktürücü olarak kullanilmaktadir. Kuvvet verici ve istah açici olarak, rasitizm, diabet, tüberküloz ve kansizliklarda da kullanilmaktadir. Unu, pastirmanin üzerini örten ve "çemen" ismi verilen karisimi (Bu karisim sarimsak, kirmizi biber ve çemen tohumu unundan ibârettir.) hazirlamak için kullanilir.
                                                               Sayfa Basi
Çifitotu: (Kokar sedef otu / Sezab / Rue)                                 Sedefotugillerden, çayirlarda ve hendek kenarlarinda yetisen, zehirli bir bitkidir. Yapraklari genis, çiçekleri küçük ve sari renklidir. Çiçekleri dallarin disina tasmis demetler halindedir. Keskin bir kokusu vardir. Kullanirken kesinlikletavsiye edilen doz asilmamalidir. 
Kullanildigi yerler:
Kalp çarpintilarini giderir. Mide agrilarini dindirir. Zeytinyagi ile kavrulduktan sonraçibanin üzerine konulursa, çibani olgunlastirir.




Çigdem: (Krokus / Colchique / Crocus / Lahlah / Mahmurçiçegi / Colchicum) Toprak altinda, üzeri ince veya zarimsi birkaç pul ile örtülü, bir yumru tasiyan çok senelik bir bitki. Yapraklari çimen yapragina benzer. Çiçekler genellikle 1-3 tâne veya türüne göre daha fazla olup, mor, beyaz-pembe sarimtrak renklerdedir. Çiçek taç yapraklari tüpsü olup, uç kisminda huni seklinde genislemis ve 6 parçalidir. Meyveleri çok tohumludur. Avrupa ve Akdeniz bölgesine yayilmis, 40
civârinda türü vardir. Bunun da 20 kadari Türkiye’de bulunur. Genel olarak zehirli alkaloitler tasiyan bitkilerdir. Çigdem türlerinin bir kismi ilkbaharda, diger bir kismi ise sonbaharda çiçek açmaktadir. Çok güzel olan çiçeklerinden dolayi da bir süs bitkisidirler. Daha çok kullanilani ve tibbî olarak bilineni sonbahar veya güz çigdemi (Colchicum autumnale)dir. Bu da agustos-ekim aylari arasinda çiçek açan yumrulu bir bitkidir. Yapraklari ilkbaharda meydana gelir. Çiçekleri ise sonbaharda olup, pembemsi-mor veya beyazdir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Farkli türlerde Türkiye’nin hemen hemen her tarafinda.

Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kismi tohumlari ve yumrusudur. Tohumlarinda sâbit yag, sakkaroz ve kolsisin isimli bir alkaloit
bulunur. Yumrularinda da kolsisin, inulin, yag, nisasta, sakkaroz bulunmaktadir. Idrar söktürür, Kabizligi giderir. Kesinlikle tavsiye edilen miktardan fazla
kullanilmamalidir. Çigdem tohumu ve yumrusundan hazirlanan preparatlar uzun zamandan beri damla hastaligina karsi kullanilmaktadir. Kolsisin bir ara kansere karsi
kullanilmissa da, hayvansal hücreler için çok zehirli oldugundan hâlen terk edilmistir. Kolsisinin hücre bölünmesini durdurmasi etkisinden faydalanilarak, poliploit mutasyonlar elde etmek için zirâatte kullanilmaktadir. Poliploit organizmalar genellikle normalden daha fazla olan büyüklükleri ile göze çarparlar. Bu metod sâyesinde ekonomik deger tasiyan bu bitkilerin yaprak veya meyve ürünlerini arttirmak mümkün olmaktadir.

Çilek: (Kocayemis / Fragaria / Strawberry / Fraisier / Erdbeere / Fraise) Gülgillerden, saplari sürünge, çiçekleri beyaz bir bitkidir. Yemisi (Çilek) ilk zamanlar pembe olup, gelistikçe koyu bir renk ve güzel kokulu bir hal alir.
Türkiye’de yetistigi bölgeler: Ege, Marmara, Karadeniz bölgesi.
Kullanildigi yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Hasta olmayi önler. Idrar söktürür. Böbrek ve mesane hastaliklariin iyilesmesine yardimci olur. Mide ve barsak tembelligini giderir. Sinirleri kuvvetlendirir. Hasta olmayi önler. Barsak kurtlarini döker. Atesi düsürür. Cilde tazelik ve
güzellik verir. Distaslarini eritir. Midesi zayif olanlar suyunu içmelidir. Bazi kimselerde allerji yapabilir.


Çitlembik:(Maranta nisastasi / Arrow-root)
Sicak iklimlerde yetisen "Maranta" adli kamistan veya ona benzer baska bitkilerin köklerinden çikarilan beyaz bir tozdur. Nisastadan daha incedir. Kokusu ve tadi yoktur.

Kullanildigi yerler: Çocuk mamasi yapiminda kullanilir. Süt çocuklarina ve nekahat dönemindeki hastalara verilir. Hastaliklardan sonra görülen halsizlikleri giderir. 

Çobançantasi:(Çobankesesi / Çobantorbasi / Capsella bursa pastoris) Turpgillerden bir çesit yaban bitkisidir. Meyveleri torbaya benzer. Yapraklari rozet seklinde olup, demet görünümündedir. Çiçekleri beyazdir. Yaz aylarinda toplanip kurutulur.
Kullanildigi yerler: Böbrek ve kum taslarinin düsürülmesine yardimci olur. Agrilari giderip, vücuda rahatlik verir. Burun kanamalarini durdurur.

Çobanpüskülü:(Stechpalme / Houx / Holly / Houx commun / Ilex aquifolium)                                                                                              Çogunlukla çali, bâzan da, 10-15 metreye kadar boyu uzayabilen bir agaç.Yapraklar kalici, derimsi, oval, kenarlari genis disli ve dislerin tepesi dikenlidir. Çiçekler iki evcikli olup, kurullar hâlinde bulunur. Meyvesi yuvarlak ve parlak kirmizidir. Kuzey Afrika, Bati ve Güney Avrupa ve Bati Asya’dan Çin’e kadar olan bölgelerde yetisir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Trakya ve Kuzey Anadolu.
Kullanildigi yerler: Atesi düsürür, terletir ve vücuda rahatlik verir. Meyvenin iç kabugu ökse yapiminda kullanilir. Odunu çok sert,
agir ve koyu renktedir. Çok iyi cilâ tutar. Tornacilikta, kaplamacilikta, çark disi yapiminda kullanilir. Körpe dallari kamçi sapi yapmaya yarar. Süs bitkisi olarak da yetistirilir.



Çörekotu: Çöreotu / Siyah susam / Sevkerak / Nigella /
Schwarz-küemmel /  Nigelle / Black cumin
) Haziran-temmuz
aylari arasinda yesille karisik açik mâvi renkli çiçekler açan, 20-40 cm boyunda bir
senelik, otsu bir bitki. Yol kenarlari ve bilhassa ekin tarlalari içinde bulunur. Gövde
dik ve kisa tüylüdür. Yapraklarin alttakileri sapli, üsttekileri sapsizdir. Çiçekler
uzun sapli ve tek tektir. Taç yapraklari iki loplu ve bal özü bezleri tasiyan 8 tâne
küçük parça hâlindedir. Meyveleri çok tohumlu olup, tohumlar siyah renkli ve oval
sekillidir. Güney Avrupa, Balkan memleketleri, Kuzey Afrika, Türkiye ve
Hindistan’da yetistirilmektedir.
(


Türkiye’de yetistigi yerler:
Trakya ve Anadolu.

Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan
kisimlari tohumlaridir. Tohumlari tamâmen olgunlastiktan sonra toplanir ve güneste
kurutulur. Çörekotu tohumlarinda uçucu ve sabit yag, tanen, sekerler, glikozit bünyeli
bir saponin ve alkaloitler bulunmustur. Tohumlari gaz söktürücü, uyarici ve idrar
söktürücü olarak kullanilmaktadir. Güzel kokusu sebebiyle müshil ilâçlarinin
içine ilâve edilen iyi bir lezzet ve koku degistiricidir. Çörekotunun Anadolu’da
bulunan ve ayni sekilde kullanilan diger türleri sunlardir:


Sam çörekotu (Nigella damascena):
Yapraklari parçalidir. Çiçekleri tek ve üst yapraklar tarafindan örtülmüs
durumdadir. Parlak mâvi çiçeklidir.

Kir çörek otu (Nigella arvensis): 10-30 cm
yüksekliginde mâvi çiçeklidir. Yapraklari sivri parçalidir. Tohumlari kurt
düsürücü olarak da kullanilir.


Çöven:(Gipskrau / Gypsophile / Gypsophila / Sabunotu / Helvacikökü / Saponaia officinalis) Haziran-temmuz aylarinda beyaz çiçekler açan, 50-60 cm yüksekliginde
çok dalli, çok senelik, kazik köklü, otsu bir bitki. Yapraklari sapsiz, soluk yesil
renklidir. Çiçekler küçük pembe ve beyaz renklidir. Tohumlar küçük, hemen hemen
böbrek seklinde esmer renkli ve üzeri pürtüklüdür. Köklerinin dövülmesinden
çöven elde edilir. Memleketimizde 27 kadar türü bulunur.
Türkiye’de
yetistigi yerler:
Orta ve Dogu Anadolu

Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kisimlari
kökleridir. Konya ve Beysehir havâlisinde bu bitkiye disi çöven ismi verilmektedir.
Idrar söktürür. Terletir. Vücuda rahatlik verir. Kusturur ve balgam söktürür.
   Çöven köklerinde saponin, reçine ve seker vardir. Eskiden beri
temizleyici olarak, lekeleri çikarmak için kullanilir. Memleketimizde ve Yakin
Dogu’da “tahin helvasi” yapiminda da kullanildigi için buna, helvaci
çöveni ismi de verilmektedir. Bâzi yörelerimizde ve Kibris’ta, pisirilerek
salamura edilen hellim tipi peynirin bozulmamasi için suyuna çöven kökü birakilir.
Trakya bölgesinde çöven otundan “köpük helvasi” ismiyle beyaz, köpüksü
helva yapilir.



Centiyane: (LCentiyana / Yilanotu / Esekturpu / Gentina lutea / Gentina radix) Dogu Karadeniz Bölgesi ve uludag'da yetisen, 1 metre kadar yüksekliginde, genis
yaprakli, kalin köklü bir bitkidir. Kökü acidir. Içi sari, disi esmerdir. Kökü
sifalidir. Sari ve mavi türü vardir.

Kullanildigi yerler: Istah artirir,
hazmi kolaylastirir. Atesi düsürür. Vücuda kuvvet verir. Mide zafiyeti ve eksimelerini
giderir. Kansizliktada faydalidir.


Türkiye’de yetistigi yerler:
Dogu Karadeni Bölgesi ve Uludag.


Cigerotu: (Pulmonaria officinalis) Hodangiller familyasindan, 10-15 cm boyunda, uzun
ömürlü otsu bur bitkidir. Çiçekleri önce kirmizimtiraktir. Sonra mor v emavimsi bir
renk alir. Gövdesi dik ve tüylüdür. Tanen, müsilaj, sekerler, reçine ve sabit yag
içerir. Tedavi için yapraklari kullanilir.

Kullanildigi yerler: Gögsü yumsatir. Öksürügü
keser. Akciger hastaliklarinda faydalidir. Idrar söktürür.


Civanperçemi:(Binbiryaprak otu / Kandilçiçegi  / Schafgarbe /
Milliefeuille / Herbeaux charpentiers / Yarrow)
Haziran-eylül
aylarinda, beyaz veya pembemsi renkli çiçekler açan, yol kenarlarinda, tarlalarda ve
kurak topraklarda yetisen 20-100 cm yüksekliginde, kokulu, çok senelik ve otsu bir
bitki. Binbiryaprak otu veya kandilçiçegi olarak da anilmaktadir. Gövdeleri dik, dalsiz
ve yumusak tüylüdür. Yapraklari sapsiz ve koyu yesil renklidir. Çiçekleri, küçük
tepecik (kapitulum) halinde bir araya toplanmis olup, yalanci bir semsiye durumunu meydana
getirirler. Bu kapitilumun dis tarafinda 5-6 tane dil seklinde beyaz renkli disi
çiçekleri, orta kisminda ise tüp seklinde, kirli-beyaz renkli erdisi çiçekleri
vardir. Meyveleri gri renkli ve tüysüzdür.


Türkiye’de yetistigi yerler: Kuzey
ve Dogu Anadolu.

Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kismi,
yaprakli ve çiçekli dallaridir. Dallar ve çiçekler henüz tamamen açilmadan toplanir
ve gölgede kurutulur. Bitkinin bu kisimlari uçucu yag, sabit yag ve aci glikozit
maddelerini ihtiva ederler. Kuvvet verici, uyarici, idrar ve gaz söktürücüdür.
Içerisindeki Sincolden dolayi antiseptik, balgam söktürücü ve midevidir. Yara iyi
edici bir özelligi vardir. Basurda sulu hulasasi fitil halinde verilir. Memleketimizde 20
kadar binbiryaprak otu türü tespit edilmistir. Bunlarin ekserisi halk arasinda
yukaridaki tür gibi kullanilmaktadir.



Çakalerigi:(Pflaume / Prune / Plum)
Gülgillerden, Nisan-mayis aylari arasinda, beyaz renkli çiçekler açan, 1-3 m
yüksekliginde, dikenli bir agaçtir. Ormanlarda, çit kenarlarinda ve kirlarda rastlanir.
Gövdeleri silindirik, kabugu koyu gri renkli ve çok sik dallidir. Küçük dallarin ucu
dikenlidir. Çiçekleri beyaz renklidir. Meyveleri sonbahar veya kisa dogru olgunlasan
mâvimsi siyah renkli, küremsi sekilli ve eksi lezzetlidir.



Türkiye’de yetistigi yerler:
Marmara, Ege ve Karadeniz bölgesi.

Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kismi,
çiçekleri ve kurutulmus meyveleridir. Çiçekler kuru bir havada toplanir ve derhal
kurutulur. Çiçekleri hafif müleyyin ve kan temizleyicidir. Meyvelerinde sekerler ve
organik asitler vardir. Ishali keser. Mide ve barsaklarin düzenli çalismasini saglar.
Terletir ve vücudda biriken zararli maddelerin atilmasini saglar. Bogaz ve bademcik
iltihabini giderir. Anne sütünü artirir.

Çamfistigi:(Pinus pinea)
Çam kozalaklarinin içinden çikartilir. Kuvvetli bir besindir. Günde 2 çorba
kasigindan fazla yenmemelidir.

Kullanildigi yerler: Bronsit
verem ve akciger hastaliklarinin çabuk isilesmesine yardimci olur. Afrodizyak (Cinsel
istekleri artirici) özelligi vardir.



Çemen: (Wärmflasche / Fenugrec / Fenugreek / Buy otu) Nisan-haziran
aylarinda, sarimsi-beyaz renkli çiçekler açan 20-40 cm yüksekliginde, bir senelik,
otsu bir bitki. Buy otu, hulbe otu olarak da bilinmektedir. Gövdeleri dik, silindir
biçiminde, içi bos ve oldukça dallidir. yapraklari sapli ve 3 yaprakçiklidir.
Çiçekler teker teker veya 2 tânesi bir arada olmak üzere bir yapragin koltugundan
çikar. Meyveleri düz veya az çok kivrilmis olup, fasulye meyvesine benzer. Içinde
esmer-sari veya kirmizimsi 6-20 tohum tasir.



Türkiye’de yetistigi yerler:
Trakya, Marmara, Orta, Güney ve Güneydogu Anadolu.

Kullanildigi yerler: Kullanilan kisimlari
tohumlaridir. Olgun meyveler toplanir, güneste kurutulduktan sonra, sopa ile dövülerek
tohumlar meyvelerden disari çikarilir. Tohumlarinda müsilaj, uçucu yag ve sâbit yag,
alkaloit, kolin, rutin gibi maddeler vardir. Eski devirlerde Asya memleketlerinde sehvet
arttirici ve harplerde cesâret verici olarak çok kullanilirdi. Bugün tasidigi
müsilajdan dolayi, yumusatici ve balgam söktürücü olarak kullanilmaktadir. Kuvvet
verici ve istah açici olarak, rasitizm, diabet, tüberküloz ve kansizliklarda da
kullanilmaktadir. Unu, pastirmanin üzerini örten ve "çemen" ismi verilen
karisimi (Bu karisim sarimsak, kirmizi biber ve çemen tohumu unundan ibârettir.)
hazirlamak için kullanilir.


Çifitotu: (Kokar sedef otu / Sezab / Rue) Sedefotugillerden,
çayirlarda ve hendek kenarlarinda yetisen, zehirli bir bitkidir.
Yapraklari genis, çiçekleri küçük ve sari renklidir. Çiçekleri dallarin disina
tasmis demetler halindedir. Keskin bir kokusu vardir. Kullanirken kesinlikle
tavsiye edilen doz asilmamalidir.

Kullanildigi yerler:
Kalp çarpintilarini giderir. Mide agrilarini dindirir. Zeytinyagi ile kavrulduktan sonra
çibanin üzerine konulursa, çibani olgunlastirir.


Çigdem: (Krokus / Colchique / Crocus / Lahlah / Mahmurçiçegi / Colchicum) Toprak altinda, üzeri ince veya zarimsi birkaç pul ile örtülü, bir yumru
tasiyan çok senelik bir bitki. Yapraklari çimen yapragina benzer. Çiçekler genellikle
1-3 tâne veya türüne göre daha fazla olup, mor, beyaz-pembe sarimtrak renklerdedir.
Çiçek taç yapraklari tüpsü olup, uç kisminda huni seklinde genislemis ve 6
parçalidir. Meyveleri çok tohumludur. Avrupa ve Akdeniz bölgesine yayilmis, 40
civârinda türü vardir. Bunun da 20 kadari Türkiye’de bulunur. Genel olarak
zehirli alkaloitler tasiyan bitkilerdir. Çigdem türlerinin bir kismi ilkbaharda, diger
bir kismi ise sonbaharda çiçek açmaktadir. Çok güzel olan çiçeklerinden dolayi da
bir süs bitkisidirler. Daha çok kullanilani ve tibbî olarak bilineni sonbahar veya güz
çigdemi (Colchicum autumnale)dir. Bu da agustos-ekim aylari arasinda çiçek açan
yumrulu bir bitkidir. Yapraklari ilkbaharda meydana gelir. Çiçekleri ise sonbaharda
olup, pembemsi-mor veya beyazdir.

Türkiye’de
yetistigi yerler:
Farkli türlerde Türkiye’nin hemen hemen her tarafinda.


Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kismi
tohumlari ve yumrusudur. Tohumlarinda sâbit yag, sakkaroz ve kolsisin isimli bir alkaloit
bulunur. Yumrularinda da kolsisin, inulin, yag, nisasta, sakkaroz bulunmaktadir. Idrar
söktürür, Kabizligi giderir. Kesinlikle tavsiye edilen miktardan fazla
kullanilmamalidir.
Çigdem tohumu ve yumrusundan hazirlanan preparatlar uzun
zamandan beri damla hastaligina karsi kullanilmaktadir. Kolsisin bir ara kansere karsi
kullanilmissa da, hayvansal hücreler için çok zehirli oldugundan hâlen terk
edilmistir. Kolsisinin hücre bölünmesini durdurmasi etkisinden faydalanilarak,
poliploit mutasyonlar elde etmek için zirâatte kullanilmaktadir. Poliploit organizmalar
genellikle normalden daha fazla olan büyüklükleri ile göze çarparlar. Bu metod
sâyesinde ekonomik deger tasiyan bu bitkilerin yaprak veya meyve ürünlerini arttirmak
mümkün olmaktadir.


Çilek: (Kocayemis / Fragaria / Strawberry / Fraisier / Erdbeere / Fraise) Gülgillerden, saplari sürünge, çiçekleri beyaz bir bitkidir. Yemisi (Çilek)
ilk zamanlar pembe olup, gelistikçe koyu bir renk ve güzel kokulu bir hal alir.

Türkiye’de yetistigi bölgeler: Ege, Marmara,
Karadeniz bölgesi.

Kullanildigi yerler: Vücudu
kuvvetlendirir. Hasta olmayi önler. Idrar söktürür. Böbrek ve mesane hastaliklariin
iyilesmesine yardimci olur. Mide ve barsak tembelligini giderir. Sinirleri kuvvetlendirir.
Hasta olmayi önler. Barsak kurtlarini döker. Atesi düsürür. Cilde tazelik ve
güzellik verir. Distaslarini eritir. Midesi zayif olanlar suyunu içmelidir. Bazi
kimselerde allerji yapabilir.


Çitlembik:(Maranta nisastasi / Arrow-root)
Sicak iklimlerde yetisen "Maranta" adli kamistan veya ona benzer baska
bitkilerin köklerinden çikarilan beyaz bir tozdur. Nisastadan daha incedir. Kokusu ve
tadi yoktur.

Kullanildigi yerler: Çocuk mamasi
yapiminda kullanilir. Süt çocuklarina ve nekahat dönemindeki hastalara verilir.
Hastaliklardan sonra görülen halsizlikleri giderir. 




Çobançantasi:(Çobankesesi / Çobantorbasi / Capsella bursa pastoris) Turpgillerden bir çesit yaban bitkisidir. Meyveleri torbaya benzer. Yapraklari
rozet seklinde olup, demet görünümündedir.Çiçekleri beyazdir. Yaz aylarinda toplanip
kurutulur.

Kullanildigi yerler: Böbrek ve kum
taslarinin düsürülmesine yardimci olur. Agrilari giderip, vücuda rahatlik verir. Burun
kanamalarini durdurur.


Çobanpüskülü:(Stechpalme / Houx / Holly / Houx commun / Ilex aquifolium) Çogunlukla çali, bâzan da, 10-15 metreye kadar boyu uzayabilen bir agaç.
Yapraklar kalici, derimsi, oval, kenarlari genis disli ve dislerin tepesi dikenlidir.
Çiçekler iki evcikli olup, kurullar hâlinde bulunur. Meyvesi yuvarlak ve parlak
kirmizidir. Kuzey Afrika, Bati ve Güney Avrupa ve Bati Asya’dan Çin’e kadar
olan bölgelerde yetisir.


Türkiye’de yetistigi yerler:
Trakya ve Kuzey Anadolu.

Kullanildigi yerler: Atesi düsürür, terletir ve
vücuda rahatlik verir. Meyvenin iç kabugu ökse yapiminda kullanilir. Odunu çok sert,
agir ve koyu renktedir. Çok iyi cilâ tutar. Tornacilikta, kaplamacilikta, çark disi
yapiminda kullanilir. Körpe dallari kamçi sapi yapmaya yarar. Süs bitkisi olarak da
yetistirilir.



Çörekotu: Çöreotu / Siyah susam / Sevkerak / Nigella /
Schwarz-küemmel /  Nigelle / Black cumin
) Haziran-temmuz
aylari arasinda yesille karisik açik mâvi renkli çiçekler açan, 20-40 cm boyunda bir
senelik, otsu bir bitki. Yol kenarlari ve bilhassa ekin tarlalari içinde bulunur. Gövde
dik ve kisa tüylüdür. Yapraklarin alttakileri sapli, üsttekileri sapsizdir. Çiçekler
uzun sapli ve tek tektir. Taç yapraklari iki loplu ve bal özü bezleri tasiyan 8 tâne
küçük parça hâlindedir. Meyveleri çok tohumlu olup, tohumlar siyah renkli ve oval
sekillidir. Güney Avrupa, Balkan memleketleri, Kuzey Afrika, Türkiye ve
Hindistan’da yetistirilmektedir.
(


Türkiye’de yetistigi yerler:
Trakya ve Anadolu.

Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan
kisimlari tohumlaridir. Tohumlari tamâmen olgunlastiktan sonra toplanir ve güneste
kurutulur. Çörekotu tohumlarinda uçucu ve sabit yag, tanen, sekerler, glikozit bünyeli
bir saponin ve alkaloitler bulunmustur. Tohumlari gaz söktürücü, uyarici ve idrar
söktürücü olarak kullanilmaktadir. Güzel kokusu sebebiyle müshil ilâçlarinin
içine ilâve edilen iyi bir lezzet ve koku degistiricidir. Çörekotunun Anadolu’da
bulunan ve ayni sekilde kullanilan diger türleri sunlardir:


Sam çörekotu (Nigella damascena):
Yapraklari parçalidir. Çiçekleri tek ve üst yapraklar tarafindan örtülmüs
durumdadir. Parlak mâvi çiçeklidir.

Kir çörek otu (Nigella arvensis): 10-30 cm
yüksekliginde mâvi çiçeklidir. Yapraklari sivri parçalidir. Tohumlari kurt
düsürücü olarak da kullanilir.

Çöven:(Gipskrau / Gypsophile / Gypsophila / Sabunotu / Helvacikökü / Saponaia officinalis) Haziran-temmuz aylarinda beyaz çiçekler açan, 50-60 cm yüksekliginde
çok dalli, çok senelik, kazik köklü, otsu bir bitki. Yapraklari sapsiz, soluk yesil
renklidir. Çiçekler küçük pembe ve beyaz renklidir. Tohumlar küçük, hemen hemen
böbrek seklinde esmer renkli ve üzeri pürtüklüdür. Köklerinin dövülmesinden
çöven elde edilir. Memleketimizde 27 kadar türü bulunur.
Türkiye’de
yetistigi yerler:
Orta ve Dogu Anadolu

Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kisimlari
kökleridir. Konya ve Beysehir havâlisinde bu bitkiye disi çöven ismi verilmektedir.
Idrar söktürür. Terletir. Vücuda rahatlik verir. Kusturur ve balgam söktürür.
   Çöven köklerinde saponin, reçine ve seker vardir. Eskiden beri
temizleyici olarak, lekeleri çikarmak için kullanilir. Memleketimizde ve Yakin
Dogu’da “tahin helvasi” yapiminda da kullanildigi için buna, helvaci
çöveni ismi de verilmektedir. Bâzi yörelerimizde ve Kibris’ta, pisirilerek
salamura edilen hellim tipi peynirin bozulmamasi için suyuna çöven kökü birakilir.
Trakya bölgesinde çöven otundan “köpük helvasi” ismiyle beyaz, köpüksü
helva yapilir.



Dalakotu: ( Gemeiner / Gamander / Germander /
Kurtluca / Duvarsedefi / Teucrium chamaedrys / Yermesesi )
Haziran-eylül
aylari arasinda pembe veya beyazimsi renkli çiçekler açan, 10-30 cm boyunda, çok
senelik, otsu bir bitki. Kisamahmuz, yer mesesi ve yer palamudu gibi adlarla da taninir.
Orman altlari ile kurak çayirlarda rastlanir. Gövdeleri yatik, gövdeden çikan dallar
ise dik, alt kisimlari yuvarlak üst kisimlari ise dört köseli ve tüylüdür.
Çiçekler yapraklarin tabaninda gruplar teskil ederler. Pembemsi renkteki çiçekler tüp
seklindedir. Dalakotunun tüylü olani ”Teucrium polium” mayasil otu olarak
taninmaktadir. Bitki, üzerini tamâmen kaplamis olan tüylerden dolayi beyaz-gri
renktedir. Yapraklarin kenarlari bilhassa uca dogru disli ve içe dogru kivriktir.
Çiçekleri beyaz renkli olup oval durumlarda toplanmistir. Anadolu’da çogu yerde
yaygindir. Ayni dalak otu gibi kullanilmaktadir.



Türkiye’de yetistigi yerler: Marmara,
Karadeniz, Orta Anadolu ve Akdeniz bölgesi.

Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kismi,
toprak üstü kisimlari, yâni çiçekli bitkidir. Çiçek açma mevsiminde çiçekli
dallar toplanir, demet yapilip havadar bir yerde kurutulur. Istah açici, uyarici,
yaralari iyi edici ve ates düsürücü olarak kullanilir. Bitki uçucu yag, aci maddeler,
tanen, glikozit ve saponinler tasir.



Damkorugu: (Dach-Hauwurz / Orpin / brûlant / Joubarbe / Des toits /
Wallpepper / creeping jack / Kulokotu / Saksigüzeli / Sedum / Sempervium
) Etli yapraklari olan,  bir
veya çok çiçekli bir bitkidir. Beyaz-sari-pembe renkli olan çiçekleri, kürevi veya
salkim durumunda bulunurlar. Çogunlugu kuzey yarimkürede bulunan 600 türü vardir.
Türkiye’de 35 türü bulunur. Tek veya çok yillik bitkilerdir. Yapraklari tabanda
rozetler meydana getirirler.

Türkiye’de
yetistigi yerler:
Trakya ve Anadolu.

Kullanildigi yerler: Basir memelerini
gidermek ve nasir tedavisi için kullanilir.



Defne: (Lorbeer / Laurier / Sweet bay laurel / Laurus nobilis ) 6-18
m yüksekliginde, yuvarlak tepeli ve sik dalli bir agaç veya agaççiktir. Almasik sapin
iki yaninda karsilikli degil de aralikli olarak bir sagda, bir solda bitmis yapraklar
seklinde dizilmis, 7.5-10 cm uzunlugundaki yapraklar oval biçimli, donuk renkli derimsi
ve sert kenarlari da genellikle dalgalidir. Bitkinin sarimsi veya yesilimsi beyaz renkte
küçük çiçekleri, olgunlastiginda rengi koyu mora dönen tek tohumlu, etli meyveleri
vardir.


Türkiye’de yetistigi
yerler:
Bütün Akdeniz çevresi, özellikle nemli bogazlar. Vatani
Anadolu’dur.
Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kismi
yaprak ve meyveleridir. Yapraklari uçucu yag yönünden zengindir. Baharat olarak
kullanilir. Defne meyvelerinde de uçucu yag ve diger yaglar, aci maddeler bulunur.
Meyveleri midevî ve sinir agrilarina karsi kullanilir. Meyve yapraklarindan elde edilen
yag cildi tahris edici merhemlerin içine konur. Ayni maksat için veteriner hekimlikte
de, bundan baska sabun ve sampuanlara koku vermek için de kullanilir. Ayrica, ates
düsürücü, terletici, istah açici, ve hazmi kolaylastirici özellikleri bilinmektedir.
Hamilelerin kullanmasi tavsiye edilmemistir.



Demirhindi:(Tamarindearinde / Tamarinier / Tamarind / Tamarin / Tamarindus indica / Pulpa tamarindorum cruda ) Hindistan ve tropikal bölgelerde yetisen, yayik dalli boyu 20-25 metreye
ulasan sicak iklim agacidir. Anayurdunun Habesistan oldugu tahmin edilmekte ise de bugün
bütün tropikal bölgelerde yetismektedir. Çiçek açtigi zaman çok güzel bir
görünümü oldugundan yetistigi bölgelerde, yol kenarlarina park ve bahçelere dikilir.
Çiçekleri sari veya kirmizi renkte olup, dallarin ucunda salkim seklinde bulunurlar.
Meyveleri 20 cm civarinda, kahverengi, çok tohumlu olup, olgunlasinca açilmazlar. Gövde
kismi tahta isleri ve oymacilikta kullanilir.

Türkiye’de
yetistigi yerler:
Güney bölgelerde yetisir.

Kullanildigi yerler: Yapraklari kaynatilarak elde
edilen suyu solucan düsürmede ilâç olarak kullanilir. Meyvelerinden ise ilâç
yapiminda istifâde edilir. Meyvenin bilesiminde elma asidi, sitrik asit, asetik asit,
seker ve pektin bulunur. Tibbî kullanilmasinin disinda seker ve tatlicilikta ve vücuda
serinlik ve rahatlik verdigi için serbet olarak kullanilir. Ayrica, susuzlugu giderici,
ve müshil etkileri de bilinmektedir.



Deniz kadayifi: (Alaria esculenta / Carrageen ) Esmer su yosunlarindan bir
çesit deniz bitkisidir.

Kullanildigi yerler: Solunum
ve hazim sistemi nezlelerini giderir. Vücudu besleyici olarak kullanilir.



Deniz üzümü:(Meerträrubchen / Ephédre / Sand Cherry / Sea Grape /
Ephedra campylopoda)
Dünyanin kurak yerlerinde yetisen bir
bitkidir. Yesil ve çok dalli olan sürgünlerinde pul seklinde karsilikli iki yaprak
bulunur. Yapraklar terlemeyi azaltmak maksadiyla çok küçülmüs ve pul seklini
almistir. Bu sebeple dallar özümleme vazifesini üzerine almis ve yesillenmistir. Bu
dallar dügüm ve dügümler arasi kisimlara ayrilmislardir. Ephedralar normal olarak iki
evciklidir. Fakat bir evcikli hatta erdisi çiçekli olanlar da vardir. Ephedra cinsinin
orta Asya’dan Akdeniz çevresi memleketlerine kadar olan bölgede, Orta
Avrupa’da Kuzeybati Amerika, Meksika ve G.Amerika And Daglarinda yetisen 40 kadar
türü, memleketimizde yetisen üç türü vardir.


Türkiye’de yetistigi yerler:
Marmara, Ege, Akdeniz ve Iç Anadolu.

Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan
kismi kuru dallaridir. Bilesiminde, Ephedrin alkaolidi ve tanen vardir. Ephedrin astima
karsi kullanilir. Eski devirlerden beri Çin’de ve Orta Asya’da terletici, ates
düsürücü, romatizma agrilarini ve astim nöbetlerini dindirici olarak kullanilmistir.
Fakat bugün çogunlukla astim nöbetlerini dindirici ve yüksek atese karsi
kullanilmaktadir.


Ephedra campylopoda (Sarkik denizüzümü):
Akdeniz ikliminin bulundugu kiyi bölgelerimizde, mese ve ardiç türleri üzerinde
sarilici olarak yetisir. Dallari 1-4 mm çapinda, silindir seklinde, çiplak, boyuna hafif
çizgilidir. Meyveleri ekim ayinda olgunlasan, ates kirmizisi renkli, iki tohumlu, 8-10 mm
çapinda yalanci üzümsü bir meyvedir.

Ephedra major (Dik denizüzümü, dagburugu):
Anadolu’da özellikle tasli ve çakilli yamaçlarda yetisir. 0.3-2 m boyunda, çali
görünüsünde, odunlu bir bitki. Dallar sik, 1-1.5 mm çapinda, koyu yesil renkli ve
çiplaktir. Yapraklar derimsi ve küçük, meyve kirmizi, nâdiren sari renkli, küre
seklide ve üzümsüdür.

Ephedra distachya: Vatani Akdeniz çevresi
memleketleridir. Memleketimizde Kars, Kayseri, Çanakkale çevresinde yetismektedir.

Ephedra sinica: Çin’de 5000 yildan beri
taninan ve halk tibbinda kullanilan önemli bir bitkidir. Bu bitki özellikle Güney
Çin’de deniz kenarina yakin yerlerde yetisir. Bugün Kuzey-Bati Hindistan ve Bati
Pakistan’da yetismektedir. Bitki 60-90 cm yüksekliktedir.


Dereotu: (Dill / Aneth / Anet / Tereotu / Anethum / Anethum graveolens / Peucedanum
graveolens)
Nisan-haziran aylari arasinda, sarimtrak renkli
çiçekler açan 30-70 cm boyunda, güzel kokulu, bir senelik otsu bir bitkidir. Dereotu,
durakotu olarak da bilinir. Rutubetli, sulak ve gölgeli yerleri sever. Gövdesi dik,
dalli, tüysüz, üstü çizgili ve içi bostur. Yapraklar ince ve dar parçali, koyu
yesil renkli ve etlidir. Yaprak sapinin alt kisminda gövdeyi saran genis bir yaprakçik
bulunur. Alt yapraklari sapli, üst yapraklar sapsizdir. Çiçekler bilesik semsiye
durumunda toplanmislardir.


Türkiye’de yetistigi yerler:
Marmara, Ege, Akdeniz bölgelerinde bahçelerde yetistirilir.

Yetistirilmesi: Dereotu ekilecek yer, ilkbaharda
bellenir ve yanmis gübre ile gübrelenir. Hazirlanan yere serpmek sûretiyle tohum
ekilir. Bir tahta yardimiyla bastirilarak, tohumlarin toprakla temasi saglanir. Ekilen
tohumlar, 3-4 hafta geçtikten sonra çimlenir. Yabanci otlar görüldügü zamanlarda
elle yolunarak temizlenir, sulamalar yapilir. Hasadi, yapraklari kesmek suretiyle olur ve
yikanip demet hâline getirilerek pazara sevk edilir.

Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kismi
meyveleridir. Meyveler eylül sonunda toplanir ve gölgede kurutulur. Meyvelerinde sâbit
ve uçucu yag, pektin ve azotlu bilesikler vardir. Meyveler yatistirici, mide ve bagirsak
gazlarini önleyici olarak kullanilir. Hazimsizlik ve hiçkiriga da tesiri iyidir.
Yapraklari da yemek ve salatalarda kullanilir.




Devedikeni: (Circium arvense / Chardon / Yabani enginar) Bilesikgillerden,
tarlada yetisen 1 metre kadar boyunda bir bitkidir. Ince ve çengelli bir yapiya sahiptir.
Yasken güzel koku verir. Kuruyunca kokusunu kaybeder. 

Kullanildigi yerler: Atesdüsürücü,
terletici ve vücüda rahatlik verici olarak kullanilir.



Dolamaotu: (Pronychia
serpilifolia)
Karanfilgiller familyasindan, yesil ve beyaz renkte
küçük çiçekleri bulunan bir bitkidir. Yapraklari beyazimtirak yasil renklidir.
Köklerinden faydalanilir. 

Kullanildigi yerler: Dolama ve çiban
tedavisinde kullanilir.


Dulaptalotu:(Daphne mezereum) Çiçekleri güzel kokulu olaün bir
agaççiktir. Yüksek yerlerde yetisir. Meyveleri kirmizimtirak, yapraklaaçik yesildir.
Kabuklari kullanilir.

Kullanildigi yerler: Zona (arpacik)
tedavisinde kullanilir. 


Dügünçiçegi:(Hahnenfuss / Rénoncule / Buttercup ranunculus /
Giritlalesi / Sekayiklalesi / Turnaayagi / Kurbagaotu / Sütlüceotu
)
Nisan-temmuz aylari arasinda, ekseriya parlak sari, nâdiren beyaz renkli çiçekler açan
bir veya çok senelik otsu bitkilerdir. Çiçekleri ekseriya tek baslarina 5 veya daha
çok parçalidirlar. Taç yapraklari genellikle parlak sari renktedir. Yapraklar elsi
dilimli veya tam kenarlidir. Memleketimizde 78 türü bulunmaktadir.


Kullanildigi yerler: Dügünçiçegi
(Ranunculus) türleri yakici, tahris edici, kizartici ve zehirli bitkiler olarak
taninmislardir. Tedâvi sahasinda nâdiren kullanilir. Tedâvi maksadiyla kullanilmakta
olan türler sunlardir:

Yakici dügünçiçegi (R. acer), yumrulu dügünçiçegi (R.
bulbosus), bâsurotu (R. icaria) bataklik dügünçiçegi (R. scelerotus).

Bâsurotu ortaçagdan beri bâsura karsi kullanilmaktadir. Saponin,
glikozit ve yakici bir uçucu yag tasir. Kavak merhemi ile birlikte hâricen basura karsi
verilmektedir.

Bataklik dügünçiçegi ise zehirli olarak taninmis bir türdür.
Hâricen kizartici ve kan toplayici olarak kullanilir.



Ebegümeci: (Hubbaz / Malva silvestris /
Feuille de mauve / Mallow)
Çiçekleri sifali olan, yapraklari da
sebze olarak yenilen, kendi kendine yetisen bir ottur. 20-70 cm boyundadir. Yapraklari
sarmaldir. Mayis-Agustos aylari arasinda çiçek açar. Yaprak ve çiçeklerinde fazla
miktarda "müsilaj" vardir. Yaprak ve çiçekleri taze iken
kullanilir.
Kullanildigi yerler: Gögsü yumusatir, öksürügü keser. Mide ve barsaklarin
düzenli çalismasini saglar, kabizligi giderir. Atesi düsürüp, vücuda rahatlik verir.
Bogaz ve bademcik iltihablarini giderir. Lapasi, çibanrlarin olgunlasmasini saglar. Burun
kanamasini durdurur. Dis eti hastaliklarini tedavi eder, mide agrisini keser.


Egir otu: (Azakyeri / Acarus calamus /
Sweet sedge / Hazenbel)
Yilanyastigi giller familyasindan, akarsu kiyilari ve
batakliklarda yetisen 60-70 cm boyunda otsu bir bitkidir. Meyveleri yesilimsi,
çiçekleri, sihaya yakin erguvani rektedir. Tadi mayhostur.

Kullanildigi yerler: Istah açar, Mide ve barsak
gazlarini giderir. Mide eksimesini geçirir. Idrar ve adet söktürür. Dis etlerini
kuvvetlendirir. Ter söktürür, atesi düsürür ve agrilari dindirir. Sinirleri
yatistirir. Sariylik tedavisinde de kullanildigi bilinmektedir.



Egrelti otu: (Farn / Farnkraut / Fougére /
Fern Nepkrodium filixmas / Dryopteris filis mas / Fougere male / Filicis rhizoma)
Bu sinifta bulunan 170 cins, 9000 tür bitki yaklasik olarak dünyanin her
tarafina yayilmistir. Türlerinin çogunlugu tropik bölgelerde yetismektedir.
Egreltiotlarinin birkaç santimetre büyüklükte olanlardan, agaç sekline kadar
çesitleri vardir. Bugün yasayanlarin çogunlugu, çok yillik otsu bitkilerdir. Bunlarin
topragin yüzeyine yakin, ona paralel büyüyen sürünücü veya yukari yönelen
kökçükleri vardir. Hemen bütün egreltiotlarinda, yapraklar tomurcuktayken içe dogru
kivrilmistir. Kartal egreltisi, Venüs saçi, erkek egreltiotu, geyik dili, kaya egreltisi
memleketimizde bulunan egrelti çesitleridir. Bu egrelti çesitlerinden erkek egreltiotu
tipta kullanilir.

Erkek Egrelti otu (Dryopteris
filixmas
):
Mutedil bölgelerin rutubetli yerlerinde, orman
altlarinda, kayalar arasinda yetisen 50-70 cm boylarinda, çok senelik, otsu zehirli
bir bitkidir. Toprak alti gövdesi 10-40 cm uzunlugunda olup, dis kismi eski yaprak izleri
veya kâideleri ile kaplidir. Alt tarafinda siyah renkli, ince kökler tasir. Ilkbaharda
rizom gövdesinin ucundan kendi üzerine sarilmis olan genç yapraklar çikar. Yapraklar
gelisince açilir. Yapraklar uzun sapli olup sapin kâidesi siskindir. Yapraklarin alt
yüzlerinde spor keseleri vardir.



Kullanildigi yerler: Bitkinin
kullanilan kismi kökleri ve yapraklaridir. Kökleri sonbaharda toplanip, birkaç gün,
havada sonra hafif isida kurutulur. Kökleri kalin, disi siyah, içi beyazdir. Özel bir
kokusu, tatlimsi ve kekremsi bir tadi vardir. Bilesiminde uçucu ve sâbit yaglarla,
reçine, nisasta ve etkin madde filisin vardir. Barsak parazitlerine karsi çok eski
târihlerden beri kullanilmaktadir. Toz veya hulasa hâlinde alinir. Müshil
olarak yagi ilâçlarla verilmemelidir.
Zîrâ yaglar, ilâçtaki toksin
maddelerin yayilmasini kolaylastirarak siddetli zehirlenmelere sebeb olabilir.
Tavsiye edilen miktarin disina çikmamalidir.























Ekmek agaci:(Brotfruchtbaum / Bread tree / breadfruit tree / Artocarpus incisia / Jaquier) Kalin gövdeli, 15-20 m
boyunda, büyük meyveli, tek evcikli bir agaçtir. Tropik, Asya adalarinda (Sunda
adalarinda) yetisir. Ana vatani da Pasifik adalaridir. Yapraklari küçük ve düz
kenarlidir. Ananasa benzeyen meyveleri 1-2 kg agirlikta olabilir. Yenen kisim, çiçek
ekseni ve çiçek örtü yapraklaridir. Münferit meyveler findiksidir. Fakat çekirdek
tesekkül etmez. Üremeleri vegetatiftir. Tohumla üreme olmaz. Her mevsimde mahsul verir.


Kullanildigi yerler: Ekmek agaci
meyvesi nisasta bakimindan zengindir. Meyveleri beyaz etli ve biraz unludur. Haslanarak ve
pisirilerek yenilebildigi gibi ekmek yapmak için de kullanilir. Bu bakimdan tropik
bölgeler için önemli bir bitkidir.

























Enginar/ Cynara scolymus / Cynara / Artichaut
cynaria scolymus
) Haziran-temmuz aylari arasinda,
mavi-mor renkli çiçekler açan, 50-150 cm boyunda çok senelik otsu bir bitkidir. Killi,
kumlu ve rutubetli topraklarda yetistirilir. Gövdeleri dik, kuvvetli, sert ve boyuna
olukludur. Yapraklari sapsiz, büyük, uzun-oval ve parçalidir. Çiçekler üst
yapraklarin koltugundan çikan, uzun saplarin ucunda büyük basçiklar halinde
toplanmistir. Çiçek tablasi etlidir. Hepsi tüp seklinde olan çiçekleri ve bunlarin
aralarinda bulunan tüyleri tasir.
:
(Artischocke
/  Artichaut / Artichoke

Türkiye’de
yetistigi yerler:
Marmara ve Ege bölgesinde bahçelerde yetistirilir.

Kullanildigi yerler: Bitkinin sebze olarak
kullanilan kismi, çiçek tablasi ile tâze dip yapraklari ve kökleridir. Yapraklar ve
kökte eynarin isimli aci bir madde, inulin, tanen ve filavon bünyesinde bir glikozit
vardir. Tâze yaprak ve köklerinden yapilan hulâsa ve tâze yapraklardan hazirlanan
çay, safra çogaltici ve idrar arttirici olarak karaciger hastaliklarinda kullanilir.
Kanda kolesterini azaltir. Ates düsürücü ve istah açici tesirleri vardir. Ayrica,
idrar söktürür, bedeni ve ruhi bitkinligi giderir, romatizma ve seker hastaliklari
için faydalidir.

























Ergeçsakali: (Erkeçsakali / Çayirmelikesi /
Spirea / Flipendula ulmaria)
Gülgillerden, dallari saglam, sert ve
kirmizimtirak bir bitkidir. Çiçekleri kar taneleri gibidir ve dallarin ucunda
toplanmistir. Yaz aylarinda toplanip kurutulur. Bu bitkinin her yeri kullanilmaktadir.



Kullanildigi yerler: Idrar
söktürür, vücutta biriken zararli maddelerin atilmasini saglar. Böbrek, mesane ve
idrar yollarindaki iltihaplari giderir. Kani temizler. Sinirleri yatistirir. Nefes darligi
ve astimda faydalidir. Diseti ve bogaz iltihaplarini giderir.


Esekkulagi: (Karakafes / Mayasilotu / Aguga
raptans / Symphytum/ Consoude)
Sigirdiligillerden, çiçekleri beyaz
veya menekseye çalan renklerde, yapraklari nester seklinde bir bitkidir. Mart-Temmuz
aylari arasinda toplanip kurutulur.

Kullanildigi yerler:
Müzmin ishali keser. Nefes darligini giderir. Gögsü yumusatir. Öksürügü keser.
Agiz, dil ve bogaz iltihaplarini giderir.






















Feslegen: (Basilienkraut
/ Basilic / Sweetbasil / Reyhanotu / Ocimum basilicum )
Haziran-eylül
aylari arasinda, pembemsi veya sarimsi-beyaz renkli çiçekler açan, 20-40 cm
yüksekliginde, çok senelik, kuvvetli kokulu, otsu bir bitkidir. Reyhan otu olarak da
bilinir. Vatani Iran ve Hindistan’dir. Gövdeleri dik, tüysüz veya hafifçe
tüylü, çok dalli ve yapraklidir.Yapraklar karsilikli ve uzunca sapli olup, hos
kokuludur. Çiçekler üst yapraklarin koltugunda ekseriya 6 çiçekli durumlar hâlinde
toplanmistir.Çanak ve taç yapraklari tüp seklinde ve 2 dudaklidir.Meyveleri oval
sekilli, küçük ve parlak siyah renklidir.


Türkiye’de yetistigi yerler:
Yerli degildir. Süs bitkisi olarak yetistirilir.

Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kisimlari,
tâze çiçekli dallari ve tohumlaridir. Uçucu yag tasimaktadir. Bu yag içinde
estragol,linalol, cineol ve pinen vardir. Feslegen midevî, yatistirici ve barsaklarda gaz
tesekkülüne mâni olucu özelliklerinden dolayi % 1-2 lik çay hâlinde kullanilir.
Uçucu yagda da ayni hassalar vardir.Idrar yollari hastaliklarina karsi tesirlidir.
Tohumlarindan öksürük kesici olarak istifade edilir. Baharat olarak salata ve
çorbalarda kullanilir. Ete, baliga ve sosise konur. Süte ve hardala
karistirilir.Anadolu’da aroma vermesi için pekmez yapilirken içine konulur. Uçucu
yagi parfümeride de kullanilir. Ayrica öksürügü kesici, hazimsizligi ve bas
dönmeleri giderici özelligi de bilinir. ari sokmalarina karsi da faydalidir.























Findik: (Haselnuss / Noisetier /
Hazel-tree / Corylus avellana / Cobnut / Noisetier)
Kuzey
yarimkürenin iliman bölgelerinde yetisen, çalimsi veya alçak boylu, tek evcikli, erkek
ve disi çiçek ayri agaçta, ayri yerlerde olan bitkiler. Findigin erkek çiçekleri
tirtilsidir. Disi çiçekler ayri agaçta ve tomurcuk hâlinde küçüktür. Genel olarak
çiçekler yapraklardan önce açarlar. Yapraklari yuvarlak, oval veya yürek biçiminde,
tüylü, yaprak kenarlari dislidir. Disi çiçeklerin çanak yapraklarindan olgunlasan
findiklarin toplanmasi temmuz ve agustos aylarindadir. Findik agaci türlere bagli olarak
çali formunda oldugu gibi, 15-20 m’ye kadar da boylanir. Kültür çesitlerinin
çogu 3-4 m boyundadirlar. Bununla beraber bazi memleketlerdeki tek gövdeli agaç
seklinde yetistirilir. Findiklar, meyvelerin iriliklerine ve sekillerine göre
isimlendirilir.

Yurdumuzda yetistirilen baslica kültür çesitleri; tombul
findik, sivri findik, badem findik, kan findigi ve fosa findigi
dir.

Türkiye’de
yetistigi yerler:
Dogu Karadeniz bölgesi (Ordu, Trabzon, Giresun); Zonguldak,
Bolu.

Findik yagi: Böbrek agrilarini
giderir. Kum ve tas düsürülmesine yardimci olur. Barsak solucanlarini düsürür. Mideleri
rahatsiz olanlar, damar sertligi olanlar veya yüksek tansiyondan sikayet edenler, çok az
yemelidir.


Kullanildigi yerler: Iç findigin bilesiminde
ortalama olarak % 4’ü su, % 65,4’ü yag, % 15,6 protein, % 2,6 selüloz, % 0,98
azotsuz ekstrak maddeler ve % 1,55 kül vardir.Yag ve proteinler bakimindan önemli bir
besin maddesidir. Findik, vitamin bakimindan da iyi bir kaynaktir. En fazla Bvitamini
bulunur. 100 gram iç findikta 0,54 mg B vitamini, ayrica az miktarda A ve C vitaminleri
de vardir. Külünde % 0,29 Ca, %35 P ve % 0,0041 Fe bulunur. Zengin bir besin maddesi
olan findigin 1000 grami 725 kalori saglar. Bu özellikleriyle findik, bedeni ve zihni
yorgunluklari giderir. Vücuda kuvvet verir. Hamilelik ve variste de tavsiye edilir.





















Filiskin: (Yarpuz / Mentha  pulegium)Akdeniz bölgesinde yetisen, üzeri tüylü, 10-15 cm boyunda
kuvvetli kokusu olan bir bitkidir. Yapraklari kisa sapli olup, oval seklindedir.
Çiçekleri morumsu pembedir. Terkibinde uçucu yag (Pulegon) vardir. 



Kullanildigi yerler: Mide agrilarini
keser. Kusma ve bulantiyi önler. Iktidarsizligi giderir. Vücudun dinç kalmasini saglar.





















Frenk
maydanozu
:
(Caerefolium / Chervil / Carfeuil)
Maydanozgillerden, itirli bir bitkidir. Birçok çesidi vardir.

Idrar ve aybasi kani söktürür. Basur memelerinin verdigi
sikayetleri giderir. Suyuyla kirpiklere kompres yapilirsa, uzamalarini saglar.

Kullanildigi yerler:






















Frenküzümü: / Ribes rubrum / Currant / Groseille) Çogunlugu kisin yapragini döken, bâzilari da her zaman yesilligini muhafaza
eden bodur çalilardir. Kökleri saçak seklinde olup, fazla derine inmezler. Dallari
zayiftir. Her sene dipten yeni sürgünler meydana getirir. Meyveleri küçük salkimlar
hâlindedir. Salkimlar üzerinde tâneler yuvarlak ve çok parlak renklidir. Kabuk yari
saydam oldugundan, tânenin içerisindeki çekirdek fark olunabilir. Meyveler mayhos ve
tatlidir. Frenküzümü mahsûlünü dâima genç sürgünler üzerinde verir (budamada bu
hususa dikkat etmelidir). Yapraklari el biçimindedir. Frenküzümü en iyi sekilde
mutedil iklimlerde yetisir. Fazla rutûbetli ve fazla kuru topraklari sevmez. Ilkbaharda
erken uyandiklari için, dikimi sonbaharda yapmak iyi netice verir. Bahçe zirâatinda
frenküzümü, 1,20x1,40 m aralik ve mesâfeyle dikilmelidir. Budanmayan frenk üzümleri
iyi mahsul vermezler. Onun için yasli dallari budanir. Genç sürgünleri yerlerinde
birakarak iyi bir aralama yapmak gerekir. Köklerden süren piçleri kesip atmali, ortada
olanlarindan bir veya iki tânesini birakmalidir. Birakilan bu sürgünler fidani
gençlestirir.
(Stachelbeere / Groseille / Currant


Baslica dört çesit taninmis frenküzümü
vardir:

1) Küçük kirmizi frenküzümü,
2) Büyük kirmizi frenküzümü,
3) Siyah frenküzümü,
4) Sari frenküzümü.
Bunlardan en makbulü büyük tâneli kirmizi frenküzümüdür. Bu
üzüm çesidi tesirlidir ve suyu çoktur. Surup yapmaya elverislidir. Frenküzümlerini
iyice olgunlastirdiktan sonra toplamalidir.

Kullanildigi yerler: Istah açar, hazmi
kolaylastirir. Idrar söktürür. Vücüda rahatlik verir. Böbreklerdeki taslarin
düsürülmesine yardimci olur. Karinda toplanan suyu söker. Karaciger sisligini indirir.
Surubu çok besleyicidir.
Türkiye'de
yetistigi yerler:
Hemen hemen bütün bölgelerde.





















Funda: (Süpürgeotu / Erika /  Bruyére / Heath / Erica / Galluna vulgaris / Buruyere ) Fundagiller familyasindan, alçak boylu, yaprak dökmeyen 500 kadar çali
türünün ortak adi. Türlerinin bâzilari süs bitkisi olarak kullanildigi halde,
bâzilari da orman alti zararli florasindandir. Gök funda (Erica cinerea) adli türü,
evcil hayvanlar için altlik olarak kullanilir. 1-3 m boyunda, beyaz renkli güzel kokulu
çiçekleri vardir. Erica scoporia isimli özel bir tür olan funda, yesilimsi
çiçeklidir. 2-3 m boylu olup, süpürge yapiminda kullanilir.

Türkiye’de
yetistigi yerler:
Trakya, Marmara ile Anadolu’nun hemen bütün sâhil
bölgelerinde yetisir.


Kullanildigi yerler: Bâzi türlerinin dallari ipek
böcekçiliginde aski olarak kullanilir. Cezayir’de yetisen bir türünün
köklerinden dünyâca meshur “Bruyere” pipolari yapilir. Dallari çali
süpürgesi yapiminda, ayrica yakacak olarak kullanilir. Ihtivâ ettigi
“ericolin” isimli bir glikozit maddesi, idrar yollari taslarina karsi idrar
söktürücü olarak, sulu hülâsâ halinde kullanilir. Funda ayrica, ishal ve böbrek
taslari tedavisinde kullanilir. Zeytinyagi ile hazirlanan merhemi çiban ve egzamada
faydalidir. Zayiflamak için de kullanildigi bilinmektedir. 





















GelincikKlatschmon / Coquelicot / Corn poppy / Corn rose / Papaver rhaeas / Poppy /
Coquelicot)
Mayis-agustos aylari arasinda, kirmizi
renkli çiçekler açan, 20-30 cm boyunda bir veya bâzan çok senelik otsu ve beyaz
sütlü bir bitki. Bugday tarlalarinda, ekilmemis yerlerde çok rastlanir. Gövdeleri dik
ve tüylüdür. Çiçekler dallarin uçlarinda bulunur. Çanak yapraklari çiçek açma
esnâsinda dökülür. Çiçekleri de çabuk dökülür. Meyveleri sarimsi esmer renkli
olup, deliklidir ve bu deliklerden tohumlar saçilir.
:
(


Türkiye’de yetistigi yerler:
Hemen hemen her yerde
yetismektedir.
Kullanildigi yerler: Kullanilan kisimlari
çiçekleridir. Çiçekler güneste ve mümkün oldugu kadar çabuk kurutulur. Bilesiminde
zamk, seker, müsilaj ve çok az miktarda alkaloit bulunur. Hafif yumusatici ve uyusturucu
bir tesiri vardir. Öksürük ve nezle gibi hastaliklarda yumusatici olarak surup hâlinde
verilir. Uykusuzlugu giderir. Yaniklari iyilestirir. Çiçekleri su içinde siselerde
güneste bekletilerek serbeti çikarilir. Içine limon tuzu konursa rengi çabuk ve daha
güzel çikar. Yazin serbet olarak içilir. 



















Gözlükotu: (Gözotu / Euphraia rostkovina )Kirlarda kendiliginden yetisen bir çesit bitkidir. Çiçekleri,
ufak, beyazimtirak mavi ve kirmizi benekli olup, yapraklarinin ortasindadir. Çiçekleri
yaz aylarinda toplanip kurutulur.

Kullanildigi yerler: Göz nezlesi ve göz
iltihaplarinda kullanilir. Mide ve barsak gazlarina faydalidir.




















GreyfurtPapmelmuse / Grapfefruit / Pamplemousse / Grapefruit, shaddock / Altintop /
Kizmemesi / Citrus grandis / Citrus decumana / Citrus aurantium)
Vatani Çin ve Hindistan olan, fakat bugün birçok çesit ve kültür
formlariyla bütün subtropikal memleketlerde yetistirilen, yaprak dökmeyen, uçucu yag
tasiyan küçük agaçlar. Yapraklari derimsidir.Çiçekler, beyazimsi renkli, meyveleri
büyük, toparlak yassi, açik sari renkli, ince kabuklu, bol usârelidir.Meyvelerinin
çekirdekli ve çekirdeksiz cinsleri bulunur. Meyve dilimlerinin kabuklari soyulunca
acilik kalmaz, rahatlikla yenebilir.Kizmemesi veya altintop gibi isimlerle de taninir.
:
(

Türkiye’de yetistigi yerler:
Güney, Güneybati, Kuzeydogu Anadolu’da yetistirilir.

Kullanildigi yerler: C vitamini bakimindan
zengindir. Meyve kabuklarindan marmelat yapilir. Karacigerin normal çalismasini saglar.
Hazmi kolaylastirir. Vücudda biriken suyu ve zehirli atiklari atar. Kani temizler. Bedeni
ve zihni yorgunluklari giderir. Akciger ve gögüs hastaliklarinda faydalidir.





















Gül: (Rosa /
Damaszener Rose / Hundsrose / Rose / Damask rose / Dorgrose herbrose / Rosaceae / Rosier)
Mayis-haziran aylari arasinda, pembe, beyazimsi, sari, kirmizi renkli çiçekler
açan, güzel kokulu çok senelik, çalimsi ve dikenli bir bitki. Gövdeleri silindir
biçimli, yesilimsi, esmer renkli, çok dalli ve dallar sik dikenlidir. Dikenlerin uçlari
kivrik ve genellikle kirmizi renktedir. Yapraklar sapli ve kulakçikli, 5-7
yaprakçiklidir. Çiçekler dallarinda tek tek veya kümeler hâlinde bulunur. Çanak
yapraklari 5 parçali, taç yapraklari ise çok parçalidir. Deniz seviyesinden
îtibâren, 3500 m yükseklige kadar, kâfi derecede rutûbetli ve geçirgen topraklarda
yetisir. Türkiye’de yabânî olarak yetisen 23 türü bulunmaktadir. Çok eski bir
kültür bitkisidir. Mensei kesin olarak bilinmemekle birlikte, çogu gül çesitlerinin
menseinin Asya’nin mutedil bölgeleri oldugu kabul edilmektedir.


Çiçeklerine göre: Yalin kanat,
yarim katmerli ve katmerli güller.

Boylarina göre: Bodur, yüksek ve sarilici
güller.

Çiçeklenme zamanina göre: Yilda bir çiçek
açanlar, yilda birden fazla çiçek açanlar ve yediveren güller diye
siniflandirilmaktadirlar.

Isparta gülü (Rosa damascena): Çok eski bir
kültür bitkisi oldugu için mensei belli degildir. Halen Isparta çevresinde bol
miktarda yetistirilmektedir.

Isparta veya yag gülü, Isparta çevresinde, 1,5-2 m aralikla
siralar hâlinde ekilmektedir. Üretilmesi çelikle yapilir. Çelikler de kasim ve aralik
aylarinda ekilir. Ürün ikinci yildan îtibâren alinmaya baslar. Üçüncü ve
dördüncü yaslarda verim en fazladir. Daha sonra bu yasli güller kesilerek
gençlestirme yoluna gidilir. Gül bahçelerinden gençlestirme sûretiyle 15-20 sene
faydalanilabilir.

Yabânî gül (Rosa canina): Memleketimizde
oldukça yaygin bir gül çesididir. 2-3 m yüksekliginde, pembe veya beyaz çiçekli bir
agaççiktir. Meyveleri parlak kirmizi renktedir. Bu gülün olgun meyvelerini saran,
baslangiçta agizi dar bir bardak seklinde olan çiçek ekseni, çiçek tablasi
olgunlasinca etlenip, kirmizi bir renk alir. Bu meyvelere “kusburnu” adi
verilir. Bilesiminde tanen, pektin, vitamin C, sekerler ve organik asitler vardir. Kabiz
edici, idrar söktürücü olarak, böbrek ve safra taslarina karsi, C vitamini yönünden
zengin oldugu için de bâzi bölgelerde marmelât yapiminda kullanilir.

Türkiye’de yetistigi yerler:
Anadolu ve Trakya.

Kullanilan kisimlari: Gülün kullanilan kisimlari
çiçegi, çiçeklerinden elde edilen gülyagi ve gülsuyudur. Çiçekler sabahin erken
saatlerinden günes dogmadan toplanip gölgede kurutulur. Su buhari ile distilasyona tâbi
tutulur. Elde edilen kismin üst tarafinda gül yagi toplanir. Alttaki sulu kisim ise gül
suyunu teskil eder. Genellikle 3000-3500 kg çiçekten, 1 kg gülyagi, 500 kg gül suyu
elde edilmektedir.

Kullanildigi yerler: Gül çiçeginin taç
yapraklarinda uçucu yag, tanen, gallik asit, kuarsitrin, siyanin, seker ve mum vardir.
Gülyagi tibbî bir tesire sâhib olmamakla berâber, bilhassa parfümeri ve kozmetik
sanâyiinde bâzi pomatlar ile galenik preparatlarin kokusunu degistirmede çok
kullanilir. Antiseptik (mikrop öldürücü) etkisi vardir. Bogaz ve bademcik
iltihaplarini giderir. Göz kanlanmalari ve göz nezlesinde etkilidir.  Dâhilen ise
hafif müshil etkilidir. Gülsuyu, gül reçelleri halk arasinda yaygin olarak kullanilir.




















Gülhatmi: (Althaea
rosa / Hubbaze
) Ebegümecigillerden, yapraklari genis ve yuvarlak,
çiçekleri büyük ve türlü renklerde olan bir süs bitkisidir.

Kullanildigi yerler: Balgam
söktürür. Vücuda rahatlik verir. Nezle ve öksürükten kaynaklanan sikayetleri
giderir. Bogaz, bademcik ve dis eti iltihaplarinda kullanilir. Barsak iltihaplarinda
etkilidir.




















Günlük: (Buhur / Boswellia / Styrax /
Frankincense / Encens /)
Tropik bölgelerde
yetisen "Sigala (Amber) Agaci"ndan elde edilen yagdir. Sigala
yaginin mart ayindan itibaren sekiz ay süre ile üretimi yapilmaktadir. Bu yag agacin
salgi hücrelerinde meydana gelir. Salgi hücreleri bitkide tabii olarak fakat az miktarda
bulunmaktadir. Agaçlarda yaralama sonucu balsam meydana gelir ve bu yaralama sirasinda
salgi hücrelerinin sayisi da artar. Yaralama kepçe gibi biçaklarla yapilmaktadir. Yara
yeri 15-20 günde bir derinlestirilmektedir. 3-4 yaralamadan sonra balsam tesekkül eder.
Agacin kabuk kismi, odun kismina kadar siyrilmak süretiyle balsam toplanir. Bir kazanda
yarim ile bir saat kaynatilir. Böylece kabuklardan ayrilan balsam, dibe çöker, kabuklar
suyun üzerinde kalir. Bu kabuklar yabalarla alinarak bir preste sikilir ve akan balsam
ile su havuzlarda toplanir. Bir süre dinlendirilince, balsamin bir kismi dipte, bir kismi
suyun üstünde olmak üzere toplanarak sudan ayrilir. Kazanin dibinde kalan balsam ile
havuzlarda biriken balsam birlestirilir.  Kalan yongalar kurutulduktan sonra
“buhur” veya “günlük” adi altinda satilmaktadir.



Kullanildigi yerler: Nefes darligini
giderir. Tütsü olarük kullanilir.



















Güvercinkökü: (Jatrorrhiza palmata / Racine de colombo) "Jatrorrhiza palmata" Adli bitkinin köküdür.
Terkibinde "kolombin" ve "Barberin" denilen maddeler vardir. Tadi
acidir.

Kullanildigi yerler: Ishali keser. Istahi
açar. Mideyi kuvvetlendirir. Fazla kullanildigi takdirde, mide ve barsaklara
zarar verir.




















Güveyfeneri: (Gelinfeneri / Fenerçiçegi /
Gelinotu / Askelmasi / Kis kirazi / Physalis alkakengi / Winter cherry / Lanterne)
Patlicangillerden, kireçli topraklarda yetisen bir çesit bitkidir. Çiçekleri pembe-beyaz renklerdedir. Yemisleri kiraz ya da
küçük domateslere benzer. C vitamini içerir. Lezzeti acimtiraktir. Meyveleri
Eylül-Ekim aylarinda toplanip kurutulur.



Kullanildigi yerler: Idarar ve ter
söktürür. Karinda toplanan suyu bosaltir. Böbrek taslarinin düsürülmesine yardimci
olur. Sarilikta da faydalidir.



















Güzelavratotu: (Belladon / Atropa belladonna /
Deadly nightshade)
Patlicangillerden, kireçli topraklarda yetisen
180 cm kadar boyunda birkaç sene yasayan nahos kokulu bir bitkidir. Meyveleri kiraz gibi
yuvarlak ve siyah renktedir. Çiçekleri boru seklinde, koyu kirmizimsi veya
sarimtiraktir. Terkibinde bir çesit zehir olan "Atropin"
vardir. Sadece tibbi maksatla kullanilir. Bir hekim tavsiyesi olmadan kesinlikle
kullanilmamalidir.

Kullanildigi yerler: Agri kesici ilaç
yapiminda kullanilir. Ayrica, mide, barsak, astim, kalp, sinir ve beyin hastaliklarinin
tedavisi için yapilan ilaçlarda du kullanilmaktadir.  



















Hanimeli: (Geissblatt / Jelängerjelieber /
Chevrefeuillie / Honeysuckle / Lonicera caprifolium / Honey-suckle)
Mayis
ve temmuz aylarinda pembemsi beyazimtrak-sari renkli çiçekler açan, 1-3 m yükseklikte,
tüysüz veya az tüylü tirmanici bir bitkidir. Yapraklar gövde üzerinde
karsilikli-çapraz, derimsi, tüysüz ve alt yüzü az tüylüdür. Asagidaki yapraklar
kisa sapli ve yumurtamsi sekilde olup, yukardakiler ise gövdeyi saracak sekilde
tabanlariyla birlesmis durumdadir. Güzel kokulu olan çiçekler, tepedeki yapraklarin
koltugunda, genellikle üç demet hâlinde, oldukça uzun sapli, basçik tipinde çiçek
yaparlar. Çiçekler uzun tüpsü ve sarkik dudaklidir. Olgunlukta kirmizi renkli
üzümsü meyveler verir.

Türkiye’de
yetistigi yerler:
Marmara, Bati ve Güney Anadolu, Karadeniz, Dogu Anadolu.

Kullanildigi yerler: Tipta
yapraklari gargara yapmak için, çiçekleri antispazmodik olarak, meyveleri de idrar
söktürücü ve kusturucu olarak kullanilir.


















Hardal: (Bakiniz "Baharat Dünyasi",
Hardal )

Kullanildigi yerler: Siyah hardal tohumundan tipta,
bronsit ve zatürreden kaynaklanan sikayetleri gidermek için haricen kullanilan ilaçlar
yapilir. Sofra hardali ise hazmi kolaylastirip, kabiz olmayi önler.


















Hashas: (Schlafmohn / Poppy /
Papaver / Papaveraceae / Papaver somniferum glabrum / Oplum poppy)
Yüzyillardan beri ekilmekte olan bir kültür bitkisidir. Hashas
ziraatinin ilk defa nerede baslamis oldugu kesin olarak belli degildir. Bâzi yazarlara
göre Akdeniz havzasi, Anadolu ve Mezopotamya’dir. Türklerin eski anayurtlari olan
Orta Asya’da hashas ziraatini yapmakta olduklari ve göçler ile bu kültürü etrafa
yaydiklari düsünülmektedir. Etiler zamaninda Anadolu’da hashas ekimi yapildigi
arkeolojik kazilarla ortaya çikmistir. Anadolu birçok cografik ve ekolojik hashas
gruplarinin toplandigi bir yerdir. Bu sebeple Anadolu’da çok çesitli hashas
gruplarina rastlanir. Memleketimizde yetistirilen hashas iki alt türe ayrilmaktadir:

Türkiye’de yetistigi yerler:
Anadolu.

1) Papaver somniferum alt tür anatolicum
(Körhashas):
Bitki 50-120 cm boyunda, az veya orta dalli, kapsülleri büyük (5
cm çapli), kalin kabuklu, konik, yuvarlak, olgunlasinca delikleri açilmayan türdür.

Bu alt türün de beyaz ve mor çiçekli olan varyeteleri (çesit)
vardir.

Varyete albescens (Akhashas): Çiçekler saf beyaz,
tohumlar beyaz veya devetüyü renklidir. Ekilmekte olan hashaslarin % 60-70’ini bu
varyete teskil etmektedir. Bilhassa soft bölgede (Amasya, Tokat, Çorum, Malatya)
ekilmektedir.

Varyete violascens (Karahashas, Gökhashas):
Çiçekler açik veya koyu mor, tohumlar gri veya kahverengidir. Yukaridaki varyeteye
göre daha az ve genellikle onunla birlikte ekilmektedir.

2) Papaver somniferum alttür spontaneum (Açikhashas):
Bitki 60-100 cm boyunda, kapsülleri küçük (2,5 cm çapli), çok
ve nadiren orta dalli, ince kabuklu olup olgunlasinca kapsül meyvede delikler açilir. Bu
alt türün de varyeteleri vardir. Ekimi körhashas alt türünün varyetelerine göre az
olmakla beraber Bilecik, Kütahya, Usak, Afyon, Burdur, Isparta, Denizli ve hashas
zirâati yapilan hemen her mintikada bulunur. Varyete violaceum’un çiçekleri açik
mordan koyu mora kadar degisen renkli, dip kisimlari koyu mor renklidir. Tohumlar
mavimsi-gri veya kahverengidir. Anadolu’da açik hashasin ençok rastlanan
varyetesidir.


Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan
kisimlari ham meyvelerinin çizilmesi ile elde edilen afyon, kurutulmus ham meyveler,
yapraklar, tohumlari ve tohumlarindan elde edilen yagidir. Hashas yapragi elde edildigi
alt türe ve gövdedeki yerine göre sekli az çok degisir. Bilhassa hâricen kullanilan
bâzi merhemlerin bilesimine girer ve agri dindiricidir. Hashasbasi, hashasin
olgunlasmasindan, sütlüyken toplanan ve kurutulan, tohumlari çikarilan kapsül
meyveleridir. Bilesiminde toplanma zamanina göre degisen afyon alkoloitleri vardir.
Harici agri dindirici olarak, özellikle dis hekimliginde kullanilir. Tohumlarinin yagi
ise, tohumlari sogukta tazyik edilmesi sûretiyle elde edilen yagdir. Sogukta elde edilen
yagin bilesiminde asitler az, sicakta elde edilen yagin ise asitleri fazladir. Sogukta
elde edilen yag, bâzi merhemlerin bilesimine girer. Sicakta elde edilen yag, yemek yagi
ve sanayide sabun yapiminda kullanilir. Içerdigi zehirli maddele dolayisiyla,
hekim kontrolü ve tavsiyesi olmadan kesinlikle kullanilmamalidir.


















Hatmi: (Apothekerstockmalve
/ Guimauwe /  Marshmallow / Althaea officinalis
) Temmuz-agustos
aylarinda, pembemsi-beyaz renkli çiçekler açan, 50-150 cm yüksekliginde, çok senelik,
otsu ve tibbî bir bitkidir. Sulak çayirlar ve dere kenarlarinda bulunur. Gövdeleri dik
ve tüylüdür. Yapraklari sapli ve çok tüylüdür. Çiçekler, dallarin ucundaki
yapraklarin koltugunda tek tek veya gruplar hâlinde bulunur.

Türkiye’de yetistigi yerler: Akdeniz
bölgesi.


Kullanildigi yerler: Bitkinin
kullanilan kisimlari yapraklari, çiçekleri ve köküdür. Yapraklari bitki çiçekliyken
ve çiçekler tamâmen açmadan toplanir ve gölgede kurutulur. Kökler ise yasli
bitkilerden sonbaharda alinir, kabuklari soyularak gölgede kurutulur. Bütün bitki fazla
miktarda müsilaj tasir. Bundan baska nisasta, sakkaroz, galaktoz, pektin, yag, tanen ve
asparagin tasir. Yaprak, çiçek veya kökleri haricen ve dahilen gögüs yumusatici
olarak kullanilir. Çiçekleri gölgede kurutulup çay gibi demlenince gögüsü yumusatir
ve öksürüge iyi gelir. Dövülmüs hatmi taneleri vücuda sürülürse, sinek ve böcek
isirmailarini önler.

Ayni sekilde kullanilan diger türler sunlardir:
Gül hatmi (Althaea rosea): 1-2 m yüksekliginde,
beyaz, sari-kirmizi ve siyahimsi- kirmizi renkli çok senelik bir bitkidir. Meyvelerinin
üzeri tüylüdür. Süs bitkisi olarak yetistirilir. Diger hatmi gibi kullanilir.


Killi hatmi (Althaeae hirsuta): 10-40 cm
yüksekliginde, dik ve tüylü, eflatun renginde çiçekleri olan bir bitkidir. Tibbî
hatmi gibi kullanilir.


















Havlican: (Galgant /
Alpinia / Galingale
/ Alpinia officinarum) Bir çenekliler sinifinin Zencefilgiller familyasindan güzel çiçekli,
itirli, çok yillik, otsu bitkidir. Diger ismi galangal veya Çin zencefilidir. Toprak
üstü saplari çok fazla dallanmis rizomlardan (kök saplarindan) çikar, ilâve saplari
da olabilir. Bir metreden fazla yüksekligi vardir. Kirmizi çizgili, çiçekleri beyaz
yapraklari bulunur. Havlican çok cazip çiçeklerinin ve kokusunun güzelligi sebebiyle
aranan bir bitkidir.



Kullanildigi yerler: Kurutulmus
rizomlari hamur islerinde kullanilir. Bu rizomlardan elde edilen yag sari sividir.
Serinletici olup, kâfur benzeri kokuya sâhiptir. Kurutulmus rizomlari ve türevleri
acimtrak aromalidir. Havlican kökü, mesrubatlarda, dondurma, sekerlemeler, tarim
ürünleri, çikolata çesitlerinde kullanilabilir. Rizomlari ayrica zencefil gibi baharat
olarak da kullanilir. Tibbî faydasinin çok oldugu bilinmektedir. Kaynatilan suyu bir
miktar içilirse mîde agrilarina, romatizma ve kulunca iyi gelir. Bel gevsekligi,
çocuklarin yatagi kirletmesini önler. Balgam söktürür, tükürük ifrâzâtini
arttirir. Agiz kokusunu giderir. Mafsal agrilarina ve mîde eksimesine iyi gelir.

















Havuç: (Mohrrübe / Carotte / Carrot / Daucus
corota )
Kökleri sebze olarak yenen iki yillik bir kültür
bitkisidir. Havucun vatani Orta Avrupa’dir. Yabânî olarak Avrupa, Kuzey Afrika ve
Asya’da rastlanir. Memleketimizde de rastlanmaktaysa da kültür havucu özelliginde
degildir. Bitki 1-1,5 m kadar boylarinda, az dalli, parçali yapraklidir. Çiçekleri
yazin açan küçük, beyazimsi renkli semsiye durumunda toplanmislardir. Elverisli
topraklarda ana kök bir metre kadar derine inebilmektedir. Havucun kazik seklindeki etli
kökleri kültür sâyesinde meydana gelmistir. Havucun açik sari-turuncu renkteki dis
kismi kabuk kismidir. Kök meyveleri farkli türleri sebebiyle çesitli sekil ve
büyüklüktedir. Koyu sarimsi-turuncu renkte olan iç kismi odun dokusuna tekâbül
etmekle birlikte genellikle parankimatik hücrelerden yapilmistir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Dogu
Anadolu hâriç bütün Anadolu.


Kullanildigi yerler: Bitkinin
tohumlari ve kazik kökleri (havuç) kullanilir. Tohumlar eterik yag ihtiva eder ki, bu da
geraniol elde etmekte kullanilabilir. Ayrica konserve ve parfümeri sanâyiinde
kullanilir. Kültür kök meyveler likopin, karotin provitamin A, B1, B2, C vitaminleri, %
7 oraninda seker, % 29 kadar fosfor ve mâdenî tuzlar ihtiva eder. Bu kök meyveler ham
madde olarak karotin elde etmede, gida olarak tâze ve tursu hâlinde kullanilir.
Provitamin A, vücutta vitamin A hâline geçer. Vitamin A, hastaliklara karsi mukâvemet
kazandiran, göz ve cilt hastaliklarini önleyen çok faydali bir maddedir. Tâze havuç,
günes yaniklari vakalarinda lapa hâlinde kullanilir. Havuç unu ve suyu çocuklarin
beslenmesinde çok faydalidir.



















Hayit: (Ayit / Vitex agnus-castus / Agnus castus
/ Petit poivre)
Mineçiçegigiller familyasindan, Bati ve Güney
Anadolu'da yasayan bir agaççiktir. Temmuz aylarinda mor renkli çiçekleri açar.
Dallari ve yapraklarinda, uçucu ve sabit yag, tanen, sineol, sekerler, kristalize
maddeler ve glikozit vardir.

Kullanildigi yerler:
Idrar söktürür. Sancilari keser. Aybasi kanamalarini düzenler. Anne sütünü artirir.
Hazimsizligi giderir. Karin agrisi ve ishali keser. Ayak sislerini indirir. Akrep ve ari
sokmalarinda kullanilir.


















Helvacikabagi :(Kestanekabagi / Cucubirta maxima / Winter squesh / Potiron) Gövdeleri silindir biçiminde, yapraklari böbrek seklinde ve
tüylüdür. Meyveleri basik küremsi, sapli, ince kabukludur. Pisirildiginde kabuklari
yumusar ve zar gibi soyulur. Kirmizi etli kisminda sekerli ve nisastali maddeler vardir.
Yemegi ve tatlisi yapilir.


Kullanildigi yerler: Her iki türün
tibbî olarak kurutulmus tohumlari kullanilir. Tohumlarinda sâbit yag ve peporesin
vardir. Tohumlari (çekirdekleri) tenya ve kurt düsürücü olarak bilhassa çocuklarda
kullanilmaktadir. Tohumlar dis kabuklarindan ayrilarak dövülür, sekerle karistirilarak
verilebilir. Ortalama doz çocuklarda 40 gr büyüklerde takriben 100 gr’dir. Kabak
çok besleyici özelliktedir C ve B1 vitamini ihtiva eder. Pisirilen etli kismi yiyecekten
baska çiban ve sis yerlere lapa olarak da tatbik edilir.



















Hiyarsenbe: (Hind hiyari / Hiyarsember / Casse / Cassia fistula) Baklagilerden, "Leguminoseae" denilen bir agacin meyveleridir. Dogu
Hind, antil ve Brezilya'da yetisir. Meyvesi silindirik ve siyahtir. Terkibinde, seker,
pektin, zamk, tanen ve esans vardir. 

Kullanildigi yerler: Kabizligi önler.
Fazlasi müshildir.


















Hindistancevizi: (Bakiniz "Baharat Dünyasi", Hindistancevizi)
Kullanildigi yerler: Idrar söktürür.
Böbreklerdeki kum ve taslarin düsürülmesine yardimci olur. Mide agrilarini giderir.


















Hodan:(Borretsch
/ Gurkenkraut / Bourrache / Borrego officinalis / Borage
)
Mayis-eylül aylari arasinda mavi renkte çiçek açan, sert tüylü, 15-60 cm
yüksekliginde, bir yillik otsu bir bitkidir. Sigirdili olarak da bilinir. Daha çok
rutubetli yerleri sever. Yapraklari burusuk, sert tüylü, oval sekilli, alttakiler sapli,
üstekiler sapsizdir. Çiçekler uzun saplidir.


Türkiye’de yetistigi yerler:
Marmara, Kuzey ve Bati Anadolu.


Kullanildigi yerler: Bitkinin çiçekleri
ve yapraklari kullanilir. Fazla miktarda müsilaj, reçine, mâdenî tuzlar tasir.
Yapraklar ve çiçekler ter verici, idrar ve balgam söktürücüdür. Bogaz agrilarina ve
öksürüge karsi kullanilir. 


















Hurma: / Phoneix dactyfera / Datte) Insanoglunun
yetistirdigi en eski bitki çesitlerinden biridir. Bâbil’in en eski yerlileri
Sümerler hurmayi en azindan 5000 sene önce ilk defâ yetistirmislerdir. Kuzey Afrika ve
Orta Dogu bölgelerinin ekonomisinde çok eskiden beri büyük bir rol oynar.
Amerika’ya Ispanyollar tarafindan 19. yüzyilin baslarinda getirilmis ve Meksika
civârinda yetistirilmistir. Ilk defâ Basra Körfezinde yetistirildigi tahmin edilen
hurma bitkisi yaklasik 18-24 m boyundadir. Yapraklarinin bir kismi yere dogru sarkar ve
bir kismi da yukari dogrudur. Yapraklarinin uzunluklari 6 m civârindadir. Gövdeleri
diktir. Tabanindan birçok sürgün verir. Yelpâze olan yapraklarinin büyükleri tepede
toplanmistir. Çiçekleri ekseriyâ tek cinslidir. Basak tipindeki çiçekleri
“spata” adi verilen büyük yapraklarla çevrelenmistir. Gövdesinde yapraklar
genellikle toplu olarak bulunur. Küçük sari çiçekleri toplu hâlde açarlar. Farkli
cinsiyetli çiçekler ayri agaçlarda yetisir. Disi çiçekler zamanla tek tohumlu
meyvelere dönüsürler. Meyveleri sarimsi kahve renkli, dis kabuk sarimsidir. Orta kisim
etli ve seker bakimindan zengindir. Tohum silindirik, sert ve bir yüzü boyuncaderin
olukludur.
(Dattelpalme /
Dattier / Date palm

Türkiye’de
yetistigi yerler:
Memleketimizde Phoenix dectylifera türü örnekleri azdir.
Buna karsilik Phoenix canariensis daha çok yetistirilmektedir. Gövde tabaninda
sürgünler vermesi ve tohumlarin daha kisa ve siskin olusu ile ayirt edilir. Bati ve
Güney Anadolu ve Akdeniz bölgesinde yetistirilmektedir. Memleketimizde yetisenlerin
hurma meyvelerinin gidâ bakimindan önemi yoktur, daha çok gölge verici olarak
kullanilir.


Kullanildigi yerler: Hurmanin meyvesi tatli ve
besleyicidir. Yaklasik % 20 nem ihtivâ eden tâze hurmalarda % 60-65 seker ve % 2 protein
vardir. Kurumus hurmalarda seker orani % 75-85 civârindadir. Bir diger hurma çesidi olan
Phoemx sylvestris’ten hurma sekeri elde edilir. Ayrica, bedeni ve zihni gelismeyi
saglar. Kansere karsi koruyucu oldugu bilinir. Bogaz agrisini keser. Bronsit, öksürük
ve soguk alginligi sikayetlerini giderir. Kemik hastaliklarinda faydalidir.

















Hünnap: Jujube
/ Jujubier / Jujube
/ Çigde / Zizyphus juiba / Zizyphus vulgaris / Chinese date / Jujuba) Nisan-mayis aylari arasinda, sari renkli çiçekler açan, hos kokulu, 4-5 m
yüksekliginde dikenli bir agacin, kirmizi kabuklu, sert çekirdekli, iri zeytin
biçiminde ve büyüklügünde bir yemisidir. En dis çeperi derimsi ve ince, pulpasi
(yumusak kisim) sari renkli ve tatli lezzetlidir Ünnap da denilir. Bahçelerde
yetistirildigi gibi yabânî olarak da bulunur. Asil vatani Suriye’dir. Agacinin
gövdeleri silindir biçiminde, esmer kabuklu, çok dallidir.Yapraklar karsilikli 2 sira
hâlinde, kisa sapli, diken seklinde 2 küçük yaprakçiklidir.Çiçekler 3-6 tânesi bir
arada ve oldukça küçüktür.Çanak yapraklari 5 parçali ve yesil renklidir. Taç
yapraklari sari renkli, kivrik olup 5 parçalidir.
(

Kullanildigi yerler: Meyveleri
tamâmen olgunlastiktan sonra toplanir ve güneste kurutulur. Meyvelerinde seker, tanin ve
müsilajli maddeler bulunmaktadir.Çok eskiden beri yumusatici, balgam ve idrar
söktürücü ve kabiz edici olarak kullanilmaktadir.


Türkiye’de yetistigi yerler:Yerli
degildir. Marmara, Bati ve Güney Anadolu’da yetistirilir.















Ihlamur: (Linde / Tilleul / Linden tree /
Linder tree / Tilia / Tilia silvestris / Linden)
Haziran-agustos
aylari arasinda beyazimsi-sari renkli, hos kokulu çiçekler açan, yüksek boylu
agaçtir. Genellikle ormanlarda tabiî olarak bulunursa da, süs agaci olarak park ve
bahçelerde de yetistirilmektedir. Yapraklari sapli, ucu sivri, kenarlari disli, taban
kisimlari kalp biçiminde, üst yüzü yesil, alt yüzü beyazimsi yesil ve tüylüdür.
Çiçekler, en az üçü bir arada olmak üzere sarkik durumlar teskil eder. Çiçek
örtüsü kayik seklinde, sarimsi-yesil renktedir. Meyveleri küre sekilli ve tek
tohumludur.Ihlamur agaci filizden iyi büyür. Azami bir sene yasar.

Kullanildigi yerler: Güzel kokulu çiçeklerinden
dolayi ve bir gölge agaci olarak yetistirilir. Ihlamur çiçegi yatistirici, idrar
verici, gögüs yumusatici ve balgam söktürücü olarak çay halinde kullanilir.Ihlamur
çiçegi banyosunun da yatistirici bir özelligi vardir. Balla karistirilip içilirse mide
ülserine faydalidir. Kan dolasimini düzenler.
Türkiye’de
yetistigi yerler:
Marmara ve Karadeniz bölgesi.

Ihlamurun, kis ihlamuru (T. cordata), yaz ihlamuru
(T. platyphyllos), kirmizi ihlamur (T. rubra) ve gümüsî ihlamur (T. tomentosa) gibi
türleri bulunmaktadir.

















Isirgan: (Brennessel / Ortie / Nettle / Urtica
membranacca / Urtica urenus / Urtica diocia) 
Mayis-agustos
aylari arasinda çiçek açan, 20-100 cm boyunda, virânelik, yol kenarlari ve duvar
diplerinde bulunan bir senelik tek evcikli otsu bir bitkidir.Gövdeleri dik, 4 kösemsi,
basit veya tabandan îtibâren dallanmistir. Üzerinde yakici tüyleri bulunur.Yapraklar
sapli, oval sekilli ve disli kenarli, üst tarafi koyu yesil renkli ve parlak olup, yakici
tüylerle kaplidir. Erkek ve disi çiçekler bir arada olmak üzere yapraklarin koltugunda
uzunca sapli küçük durumlar teskil ederler.Çiçek örtüsü 4 parçalidir.Meyveleri
esmer renkte ve findiksidir.Tohum, yag ihtiva eden bir besi dokuya sahiptir.

Türkiye’de
yetistigi yerler: Hemen hemen bütün Anadolu
.


Kullanildigi yerler:Tâze ve güneste kurutulmus
dallari kullanilir.Yapraklarinda formik asit ve nitratlar bulunmaktadir. Bu bitkinin
yakici tüylerinde formik asit bulundugu birçok yerlerde kayitli ise de tüylerin
tasidigi usarede asetilkolin ve histamin vardir. Eskiden romatizma ve siyatikte
kullanilirdi. Yapraklarindan hazirlanan infüzyon saç dökülmesine karsi tatbik edilir.
Köklerinden sari renkli boya elde edilmektedir. Ayrica, aybasi kanamalarini düzenler,
balgam söktürür. Burun kanamasini keser. Haricen tatbik edilirse, çibanlarda faydali
oldugu bilinmektedir.
















Ispanak: (Spinat / Spinach / Spinacia
oleracea)
Kis sebzesi olarak yetistirilen, iki evcikli, kazik
köklü, otsu bir bitkidir. Mutedil, serin rutubetli havalardan hoslanir. -5 dereceden
sonra zarar görmeye baslar. Kurak ve sicaklik ise yapraklarini sertlestirip tohuma
kalkmasini tesvik eder. Bu sebeble ziraati sonbahar ile ilkbahar arasinda yapilir. Bir sap
üzerinde salkim durumunda sarimsi renkte çiçekler açar. Çiçeklerin taç yapraklari
yoktur. Erkek ve disi çiçekler ayri ayri bitkilerde bulunur. Sâyet ispanak zamaninda
toplanmazsa tohuma kaçar ve kartlasir. Memleketimizde sonbaharda ekimi yapilir. Iki-üç
ay içerisinde ürün alinir. Kumlu-killi ve gübreli topraklarda iyi ürün alinabilir.
Dikenli ve dikensiz tohumlu iki çesidi vardir.


Dikenli ispanak: Tohumlari köseli
ve dikenli, yapraklari yirtmaçli, uçlari ise mizrak gibidir. Kisa dayanikli (-8, -10
dereceye dayanir), lezzetlidir.

Dikensiz ispanak: Tohumlari dikensiz, yuvarlakça,
yapraklari genis ve yirtmaçsiz ince naziktir. En fazla ekilen bu çesittir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Sebze olarak
heryerde yetistirilir. Anavatani Kafkasya ve Afganistan’dir.


Kullanildigi yerler: Içinde A,B,C,D
vitaminleri vardir. Proteince de zengindir. Daha çok sebze olarak, pisirilerek veya
salata hâlinde yenilir. C vitamini ve demirce zengin bir kis sebzesidir. Vücudun
dayanikliligini artirir. Agiz, bogaz ve gögüs hastaliklarinda faydalidir. Hamilelerde
özellikle tavsiye edilir. Kansizligi giderir ve ruhi çöküntüyü azaltir.

















Itir: (Çobanignesi / Turnagagasi / Pelargonium odoratissimum / Geranium) Sardunyagillerden, yapraklari güzel kokulu, çiçekleri türlü renklerde bir
süs bitkisidir. Kumlu topraklarda yetisir. Yesil kisimlari tüylü ve oyalidir. Çogunun
çiçekleri pembe veya beyaz renktedir. Losyon yapiminda kullanilir.



Kullanildigi yerler: Cildi
güzellestirir. Ishali keser. Bogaz agrilarini giderir. Mide ve barsak gazlarini
söktürür.
















Igde: (Ölweide / Olivier / Sauvage / Oleaster / Elaeagnus /) Kisin yapraklarini döken veya
dâimâ yesil kalan, çali veya agaç hâlinde olan, çok dallanmis, dikenli veya dikensiz
odunsu bitkilerin meyvesine denir. Agacinin, sürgünleri çogunlukla dikenlidir.
Tomurcuklari küçük, kisa saplidir. Yapraklar dar, serit hâlinde ve tam kenarlidir.
Yapraklar ve sürgünler gümüsî renkli tüylerle örtülmüstür. Haziranda açan
çiçekler kisa salkimlar halinde sürgünlerin asagi kisminda kümeler hâlinde yer alir.
Çiçeklerin dis tarafi gümüsî beyaz, iç tarafi sari renkte olup, çok hos kokuludur.
Igdenin vatani Akdeniz bölgesidir. Kus igdesi adi verilen Eleognus angustifolia,
Anadolu’nun hemen hemen her tarafinda yetisir. Bag ve bahçe kenarlarinda çit
bitkisi olarak da kullanilir. 7-8 m boylanabilir ve baygin kokuludur. Bu türün meyvesi
makbul olmayip, kültüre alinmis olan çesidine, E. angustifolia varyete orientalis
denir.


Kullanildigi yerler: Anadolu’da
bag ve bahçelerde tatli meyvelerinden dolayi meyve agaci olarak yetistirilmektedir.
Meyveleri zeytin meyvesi büyüklügünde ve sarimsi-kahve renginde olup yenilebilir. Bagirsak
bozukluklarini ve agiz pasini gidermek için kullanilir.


















Incirçiçegi: (Mayisçani / Müge /
Convallaria majalis / Muguet)
Zambakgillerden, ok biçimindeki
yapraklari arasinda, ince bir sap üzerinde küçük çan biçiminde beyaz çiçekler açan
bir süs bitkisidir. Boyu 20 cm kadardir. Çiçekleri beyaz ve üzüm salkimi seklindedir.
Yemisleri küçük ve kirmizidir. Kokusu çok güzeldir.



Kullanildigi yerler: Hekimlikte kalp
çarpintilari için kullanilir. Ev ilaçlarinda kesinlikle kullanilmaz.
















Incir: (Feigenbaum / Figuier / Fig tree
/ Yemis / Ficus caria / Figue)
Mart-nisan aylarinda çiçek açan,
1,5-6 m yüksekliginde, süt tasiyan iki evcikli bir agaçtir. Yabanî olarak bulunursa
da, daha çok yetistirilir. Yemis olarak da bilinir. Erkek bitkiler Ficus carica varyete
caprificus (baba incir), disi bitkiler Ficus carica varyete domestica (yenen incir) ismini
alirlar. Çiçekler, çukurlasarak armut biçimini almis ve etlenmis olan çiçek
tablasinin iç çeperinde toplu bir hâlde çiçek durumlarini teskil ederler. Baba
incirin çiçek durumunda çiçek tablasinin agiza yakin kisimda erkek çiçekler, daha
asagi kisimlarinda ise mazi çiçegi denilen verimsiz disi çiçekler bulunmaktadir.
Yenilmekte olan incirin tozlasmasi mazi böcekleri (Blastophaga grossorum) tarafindan
yapilmaktadir. Böcekler yumurtalarini mazi çiçeklerinin yumurtaliklarina birakirlar.
Genç böcekler çiçek tablasini terk ederken, çiçek tablasinin agiz kismina yakin
bulunan olgun erkek organ basçiklarina süründüklerinden, üzerlerindeki çiçek
tozlari ile gitmis olduklari disi bir bitkinin disi çiçegini dölleyebilirler.
Olgunlasma esnâsinda çiçek tablasinin çeperiyle, çiçegin taç yapraklari etlenip
tatlilasarak incir denen yalanci meyve hâsil ederler. Asil meyveler esmer renkli olan
sert çekirdegimsi kisimlardir. Yurdumuzda incir en çok Izmir-Aydin yöresinde
yetistirilmektedir. En meshur ve en lezzetli incir de Izmir inciridir. Izmir incirinin
disinda seker inciri, mor incir, Sultan Selim inciri, yediveren inciri, kavak inciri ve
patlican inciri gibi çesitleri de vardir. Sultan Selim ve kavak inciri Istanbul ve
çevresinde yetistirilen mor renkli ve tatli bir incirdir. Incirin kurutulmusu da çok
degerli olup, iyi bir besin kaynagidir. Kuru incirlerin de ince kabuklu ve çok tatli olan
“sari lop” ve kalin kabuklu hafif yesilimsi “gök lop” gibi çesitleri
vardir.

Türkiye’de
yetistigi yerler:
Ege veAkdeniz bölgesi.


Kullanildigi yerler: Incir meyvelerinde seker,
organik asitler, sâbit yag ve vitaminler (A,B,C) vardir. Meyveleri gerek yas olarak gerek
kuru olarak yenmektedir. Kuru meyveler balgam söktürücü olarak, yumusatici olarak
kullanilir. Halk arasinda sütle kaynatilan incir ses kisikligina karsi kullanilir. Incir,
kalbe ferahlik verir. Kuluncu ve sindirim organi sancilarini giderir. Ayrica, yas dallari
kirildiginda akan sütümsü beyaz sivi, nasir ve sigillere sürülürse tedavi eder.
















Itüzümü: (Köpeküzümü / Yandiran /
Solanum nigrum / Black nightshade / Morelle noire)
Patlicangillerden,
ormanlarda yetisen bir bitkidir. Çiçekleri beyaz, meyveleri parlak beyazdir. Meyvesi,
yapraklari ve çiçekleri kullanilir. Bir uzman tavsiyesi olmadan, ev ilaçlarinda
kullanilmamasi gerekir.
Tibbi tedavide sik kullanilan ve fazla alindigi zaman öldürücü
bir zehir olan atropin maddesi içerir.

Kullanildigi yerler: Romatizmal ve mafsal
agrilarini keser. Aybasi düzensizligini ve rahim hastaliklarini giderir.

















Izlandalikeni: (Izlanda yosunu / Lichen d'Islande / Lichen Islandicus) Parmeliaceae adi verilen bir çesit yosundur. Daglarda
ve ormanlardaki kayalarin üzerinde bulunur. Zeytinyesili renginde, dantel gibi tirtili
parçalar halindedir. Yaz aylarinda toplanip kurutulur. Müsilajli ilaç yapiminda
kullanilir.
Terkibinde "Lichenin" "Dekstrolikenin"
ve "Cetrarin" vardir.

Kullanildigi yerler: Gögsü yumusatir, öksürügü
keser. Barsak bozukluklarini giderir.

















Kabak: (Küerbis / Courge / Gourd /
Cucurbita / )
Bir yillik, sürünücü otsu bir bitki. Gövdeleri
tüylü sürünücü olup, silindir biçimindedir. Kökleri uzun ve ig seklindedir.
Yapraklar tüylü, büyük, böbrek veya kalp seklinde, bes parçali, uzun saplidir.
Çiçekler tek eseylidir. Erkek çiçekler sarimsi renkte büyük, disi çiçekler daha
küçüktür. Meyveleri çesidine göre küremsi, silindir veya yumurtamsi sekillerde ve
saplidir. Meyve kabugu ince veya kalin, yumusak veya serttir. Meyveleri çok tohumludur.
Kabak, bir sicak ve mutedil bölge bitkisidir. Memleketimizde birçok kabak türü ve
bunlarin varyeteleri ekilmektedir. Bilhassa sakiz kabagi (Cucurbita pepo) ve kestane
kabagi (C. maxima) veya helvaci kabagi önemli olup tibbî olarak da kullanilmaktadir.

Türkiye’de
yetistigi yerler:
Memleketimizde kültür olarak yetistirilir.

Sakiz kabagi (C. pepo): Gövdeleri boyunca keskin
çizgili, yapraklari bes sivri parçalidir. Meyveleri silindir veya yumurtamsi olup, kalin
ve sert kabukludur. Beyaz etli, makbul bir kabaktir. 20-30 cm kadar uzunluktadir.

Kestane kabagi-Helvaci kabagi (C. maxima):
Gövdeleri silindir biçiminde, yapraklari böbrek seklinde ve tüylüdür. Meyveleri
basik küremsi, sapli, ince kabukludur. Pisirildiginde kabuklari yumusar ve zar gibi
soyulur. Kirmizi etli kisminda sekerli ve nisastali maddeler vardir. Yemegi ve tatlisi
yapilir.

Kullanildigi yerler: Her iki türün tibbî olarak
kurutulmus tohumlari kullanilir. Tohumlarinda sâbit yag ve peporesin vardir. Tohumlari
(çekirdekleri) tenya ve kurt düsürücü olarak bilhassa çocuklarda kullanilmaktadir.
Tohumlar dis kabuklarindan ayrilarak dövülür, sekerle karistirilarak verilebilir.
Ortalama doz çocuklarda 40 gr büyüklerde takriben 100 gr’dir. Kabak çok besleyici
özelliktedir C ve B1 vitamini ihtiva eder. Pisirilen etli kismi yiyecekten baska çiban
ve sis yerlere lapa olarak da tatbik edilir.

Diger kabak çesitleri sunlardir:
Bal kabagi: Kestane kabaginin bir cinsidir. Eti
saridir.

Lif kabagi (Luffa cylindrica): Meyvelerinin iletim
demetleri sik bir ag teskil eder. Bu sebeke, meyve soyulup kurutulduktan sonra, sünger
gibi kullanilir.

Su kabagi (Lagerneria vulgaris): Meyvelerinin
yarisi siskin, yarisi dardir. Bu sebepten su kabi olarak veya ortadan boyuna kesilip
kurutulduktan sonra masrapa seklinde kullanilmaktadir.

Dikenli kabak (Sechium edule): Vatani Orta Amerika
olan, memleketimizin güney bölgesinde yetistirilen çok yillik bir bitkidir. Meyveleri
etli ve büyük bir armut seklinde, bes dilimlidir. Içinde bir büyük tohum vardir.
Meyveleri pisirildikten sonra sebze olarak yenir.

















Kabakkulakotu: (Lohusaotu / Venüsçiçegi /
Aristolochia)
Ikiçeneklilerden, 70-80 cm boyunda, ince sapli tirmanici bir
bitkidir. Çiçekleri koyukahverengidir. Kötü bir kokusu vardir.

Kullanildigi yerler: Idrar söktürür. Aybasi
(adet) kanamalarinin düzenli olmasini saglar.
















Kâfuru: (Kafur / Camphree / Camphora) Tabiatta birçok bitkide bulunur. Tipta kullanilan kafuru, "Cinnamomum
camphorea"
agacinin odunu, su buhariyla distile edilerek elde edilir.
Kafuru, renksiz, seffaf, billuri yapili gevrek parçalardir. Kokusu hususi ve keskin,
lezzeti sonradan serinlik veren, aci ve yakicidir. 204 santigrat derecede kaynar. Oda
sicakliginda uçar. Suda çok az erir. Alkol, eter ve kloroform benzeri maddelerde daha
çok erir.


Kullanildigi yerler: Kan dolasimini
kuvvetlendirir. Beyni ve sinirleri uyarir. Solunum sistemini uyarir. Bronslarin ifrazatini
artirir. Ispirto ile karistirilmis kafuru saçta kepek olusumunu keser. Akciger
hastaliklarinda faydalidir.

















Kahkahaçiçegi: (Sahilkahkahasi / Çitsarmasigi / Gündüzsafasi / Convolvulus persicum / Liseron
/ Bindweed)
Çitsarmasigigiller familyasindan, uçlari mavi çizgili
beyaz çiçekler açan bir çesit sarmasiktir.

Kullanildigi yerler: Kabizligi giderir,
hazmi kolaylastirir.
















Kahve: (Coffea /
Kaffee / Café / Coffee
) Vatani Afrika olan fakat bugün tropikal
bölgelerde yetistirilen küçük boylu agaç ve agaççiklar. Kisin yapraklarini dökmez,
çiçekleri beyaz, meyveleri 1-2 tohumlu olup kirmizidir. Yabânî olarak yetisen kahve
agaçlarinin boylari 5-7 m oldugu hâlde kültür olarak yetistirilenlerin boylari 2-3
metreyi geçmez. Kahve agaçlarinin en iyisi Arabistan’da yetisenidir. Kahve,
insanlar tarafindan ilk olarak Habesistan’da 3. yüzyilda yetistirilmeye ve
kullanilmaya baslanmistir. On sekizinci yüzyilda Mekke’ye hacca giden
Habesistanlilar, kahveyi Arabistan’a ve bütün Müslüman âlemine tanitmislardir.
Böylece Müslümanlar tarafindan bilinen ve kullanilan kahve, Osmanlilar zamâninda
Avrupa’da görevli elçiler yoluyla önce Venedik, Ingiltere, Fransa’ya daha
sonra da, bütün bati devletlerine tanitilmistir. Kahve, en çok Habesistan, Libya,
Brezilya, Meksika, Hindistan, Arabistan ve Orta Amerika’da yetistirilir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Tabiî
olarak yetismez. Kültürü yer yer yapilir.


Kullanildigi yerler: Kahve
çekirdeklerinin kavrulup dögülmesinden ve sicak suyla kaynatilmasindan meydana gelen
içecek “kahve” olarak bilinir. Kahvenin bilesiminde en önemli olarak kafein
alkoloidi vardir. Kafeinin az miktarinin damarlari genisletmek sûretiyle uyarici etkisi
vardir.Kalbi kuvvetlendirir, sindirimi kolaylastirir, böbrek damarlarini genisleterek
idrari çogaltir, solunumu hizlandirir. Kani beyne çekerek, beynin faaliyetini arttirir
ve narkotiklerle zehirlenmelere karsi kullanilir. Fazla miktarda alindiginda uyarici etki
fazlalasir, kalbin çarpintisini arttirir, kulaklarin uguldamasina sebeb olur. Çok fazla
alinirsa ölümle sonuçlanir. Kahvede az miktarda protein, yag ve sakkaroz bulunur.
Kahve, ya çekirdek olarak veya çekilmis olarak (kavrulup-ögütülmüs) olarak satilir.
Kavrulup ögütülmüs kahve çabuk bayatladigindan, daha çok çekirdek kahve tercih
edilir.

Kahvenin içimi: Kahvenin içecek olarak
hazirlanmasinda her memleketin kendine göre usûlleri vardir.Memleketimizde “Türk
kahvesi” veya “alaturka kahve” diye meshur olan kahve söyle hazirlanir:

Tâze olarak kavrulmus ve çekilmis kahve kullanilir.Türk
kahvesinde en önemli özellik bol köpüklü olmasi ve cezvelerde pisirilmesidir. Cezveye
önce kahve ve istege göre (az-orta-sekerli) seker konulur. Sonra soguk su ilâve edilir,
iyice karistirilip kaynatilir, köpügü tasmadan fincanlara servisi yapilir.

Alafranga veya memleketimizde neskafe olarak bilinen kahveler ise,
birtakim islemlerden geçirilir. Iri veya ince çekilmis kahve tânelerinin üzerinden
kaynar su geçirilir. Sonradan içersine süt, krema gibi bâzi maddeler ilâve edilir.
Suyu uçurulur. Ticârette kavanozlar içerisinde toz olarak, piyasaya sevk edilir.
Içilirken de üzerine sicak su, süt, seker ilâve edilerek içilebilir. Kahve
ihtiyaçtan fazla alinirsa insanda uykusuzluk, çarpinti, asiri decede sinirlilik meydana
getirir.

















Kakao: (Kakaobaum / Cacaoyer / Cacao
tree / Hindbademi / Theobroma cacao)
Vatani tropik Amerika ve Bati
Afrika olan, kavliflor bir bitki. (Çiçeklerin yasli dal ve gövdelerden çikmasi olayina
kavliflor denir.) Kakao, theobroma denilen bir bitki türünün kurutulmus
tohumlaridir.Kahve gibi içilmede kullanilir. 10-15 m boyunda bir agaçtir. Çiçek ve
meyveler ana gövde üzerinde bulunur. Bitkinin ancak 5-6 yasindan sonra meyvelerinden
istifâde edilir. Meyveler kavun seklinde, küçük bir hiyar büyüklügünde ucu sivri,
tâzeyken limon sarisi-kirmizi renkte, kuruduktan sonra daha koyu olan ve açilmayan bir
kapsüldür. Meyveleri çok tohumludur. Beyaz veya açik mor renkteki ve bâdem seklindeki
tohumlari kakao tânelerini teskil eder. Meyveler içerisinden çikarilan kakao tohumlari
ya hemen veya bir süre fermantasyona terk edildikten sonra kurutulur. Fermantasyon sonucu
aci lezzet kaybolur ve aromatik bir koku meydana gelir. 50 meyveden takriben bir kg, tohum
elde edilir. Tâneler kavrulur, kizilimsi kahverengi un hâline getirilir ve yagi
çikarilir. Yag çiktiktan sonra katilasan kakao, yeniden ögütülerek çok ince toz
hâline getirilir ki, bu toz, kakao tozunu teskil eder.



Kullanildigi yerler: Kakaonun
bilesiminde teobromin, kafein, kakao sâbit yagi vardir. Bol kalorili bir besindir. Ayrica
%40 karbonhidrat, % 18 protein vardir. Kafeinden dolayi kahvede oldugu gibi yatistirici ve
uyarici etkisi vardir. Az miktari kalbi kuvvetlendirir, sindirimi kolaylastirir, idrar
söktürür. Fazla miktari zararlidir. Kakao kahve gibi ayrica süt ilâvesi ile de
içilebilir. Kakao yagi çikarilmadan, çikolata îmâlinde kullanilir. Kakao yagi seker
yapiminda oldugu gibi, pomatlarda da kullanilir.















Kâkule: (Kardamom / Ingver / Cardamome /
Cardamom / Elettaria cardamomum )
Bati ve Güney Hindistan,
Güneydogu Asya’nin sicak bölgelerinde yetisir. 4-5 m boyunda, büyük yaprakli çok
yillik bir bitkidir. Özellikle Güney Hindistan’in bataklik ormanlarinda yabânî
olarak yetisir. Kakulenin meyveleri 1-2 cm uzunlukta, sarimsi yesil ve kirli beyazimsi
renktedir. Tohumlari mercimek seklinde ve büyüklügünde, kirmizimsi esmer renkte olup,
keskin kokuludur. Kakule yetistigi yere göre isim alir. Seyhan kakulesi, Malabar
kakulesi, Siyam kakulesi gibi


Kullanildigi yerler: Kakule
tohumlari rezin, nisasta ve uçucu yaglar tasir. Hos lezzeti ve kokusundan dolayi baharat
olarak kullanilir. Ayrica istah açici, mîdevî ve gaz söktürücü etkilere sâhiptir.

















Kanaryaotu: (Kreuzkraut / Seneçon /
Groundsel / Senecio)
Senenin çogunu çiçekli olarak geçiren, yol
kenarlari ve bahçelerde görülen, 10-60 cm yüksekliginde, bir veya iki yillik otsu bir
bitki. Gövdeleri dik, dali, tüylü veya tüysüz, seyrek yapraklidir. Yapraklar derin
parçali lobludur. Çiçekler küçük silindir seklindeki kapitilum adi verilen
basçiklarda toplanmistir. Çiçeklerin hepsi tüp seklinde ve sari renklidir. Meyveleri
siyahimsi renkli ve üzeri kisa ve sik tüylerle kaplidir. Otuz kadar türü vardir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Türkiye’nin
çogu yerinde farkli türleri çok yaygindir.

Kullanildigi yerler: Bitkinin toprak
üstü kisimlari toplanir. Uçucu yag, tanen, reçine, inulin ve alkaloit tasir.
Yumusatici, kurt düsürücü, yara iyi edici, âdet agrilarini hafifletici olarak
kullanilir. Alkaloit tasidiklarindan dikkatli kullanilmalidir.
















Kantaron: (Tausendguedenkrauf / Centaurée
/ Centaury / Erythraea centaurium / Kantariyyon / Erythroea / Gentiana lutea)
Haziran, eylül aylari arasinda pembemsi, beyaz renkli çiçekler açan, nemli
çayir ve orman kenarlarinda rastlanan 15-50 cm boyunda, iki yillik otsu bir bitki.
Küçük kantaron veya kirmizi kantaron olarak da bilinir. Bitkinin gövdeleri tüysüz ve
diktir. Yapraklar sapsiz ve karsilikli, oval sekilli ve uçlari sivridir. Pembemsi
çiçekler dallarin ucunda durumlar yapar ve çiçekler genellikle saplidir. Çiçekler
bes sivri disli ve tüpsüdür. Meyveleri silindir seklinde bir kapsüldür. Çok fazla
sarimsi-esmer renkli tohumlari vardir.


Kullanildigi yerler: Çiçekli
bitki çiçek açma zamaninda toplanir, demetler halinde baglanip gölgede kurutulur.
Bitkide sekerler, reçine ve aci maddeler vardir. Çayi kuvvet verici, istah açici ates
düsürücü ve hazmi kolaylastirici olarak verilir. Ayrica Astim ve mide agrilarinda da
faydali oldugu bilinir.


Türkiye’de yetistigi yerler:
Trakya ve Anadolu.















Karabasotu: (Lavandula
  stoechas / French lavander / Lavande
) Ballibabagiller
familyasindan, bir veya çok yillik otsu bir bitkidir. Ezildigi zaman çok kuvvetli ve hos
olmayan bir koku çikartir. Çiçekleri mavi veya menekse rengindedir. Bir türünden, "Karabas
yagi"
denilen bir yag çikartilir. Yurdumuzda alçak maki gruplariyla
birlikte yetisir.

Kullanildigi yerler: Agrilari dindirir.
Kalbe kuvvet verir. Balgam söker. Uyusukluk giderir, zindelik verir. 
















Karabiber:(Dar-i
fülfül / Black pepper / Poivre noire / Pipper nigrum
)
Bakiniz "Baharat Dünyasi", Karabiber

Kullanildigi yerler: Mideyi isitir. istah
açar. Hazmi kolaylastirir. Mide ve barsaklardaki mikroplari öldürür. Enerji verir.
Afrodizyak özelligi vardir (Cinsel istekleri kamçilar.)
















Karamuk:(Agrostemma
githago / Corn-cockle /
) Karanfilgiller familyasindan, yurdumuzda
hububat yetistirilen tarlalarda görülen, çogu zaman bugdayla karisik olan biten, 30-100
cm yüksekliginde, tohumlari zehirli bir bitkidir. Üzeri tüycüklerle
kaplidir. Çiçekleri büyük ve güzel, morumsu pembe ve ender olarak da beyazdir.


Kullanildigi yerler:
Sogukalginligini giderir.



















Karnabahar:(Blumenkohl
/ Chou-fleur / Cauliflower
/ Karnabit /
Brassica  oleracea var / Bortytis / Cauliflower
) Lahananin bir
çesidi. Lahanada yapraklar sebze olarak kullanildigi halde, karnabaharda yenilen kisim
genç çiçek tomurcuklari ile çiçek durumu eksenidir. Karnabahar beyaz renkte bir
sebzedir. Bunun sebebi de çiçek durumunun büyük örtü yapraklari ile kapali
kalmasindandir. Fosfor ve vitamin bakimindan zengindir.

Türkiye’de yetistigi yerler:
Ege, Akdeniz, Marmara bölgelerinde sebze olarak yetistirilir.


Kullanildigi yerler: Zihin
yorgunlugunu giderir. Afrodizyak özelligi vardir. Cinsel gücü artirir. Sinirleri
kuvvetlendirir. Idrar söktürür. Dalak hastaliklarina iyi gelir. Seker hastalarina
faydali oldugu bilinir.  
















Karpuz: (Harbuz
/ Citrullus vulgaris / Watermelon / Pasteque / Wassermelone)
Pulpasi
sulu ve lezzetli olan ve memleketimizde meyve olarak çok yetistirilen, alaca yesil, sert
kabuklu büyük meyveler veren, bir yillik otsu bir bitkidir. Daha çok Akdeniz bölgesi
ülkelerinde yetisen bir bitkidir. Anavatani Afrika’dir. Eski Misirlilar zamaninda
karpuzun yetistirildigi tesbit edilmistir. Karpuz, mutedil iklimlerden hoslanir,
kumlu-killi, derin ve serin topraklari sever. Olgun karpuzlar tin-tin eder, kurumus sapi
kolayca kopar, agirlikça hafiftir. Karpuzlar renk, sekil ve yetistigi yere göre isim
alirlar:


1. Yeni dünyâ karpuzu: Marmara
bölgesinde çok ekilir. Açik yesil renkte ince kabuklu, koyu kirmizi, gevrek, tatli ve
etlidir. Çekirdekleri beyaz ve küçüktür.

2. Alacali karpuz: Açik yesil kabuk üzerinde
muntazam koyu lekeler vardir. Kabugu gevrektir. Eti pembe kirmizi, çekirdekleri siyahtir.

3. Kara karpuz: Kalin, koyu yesil kabuklu, çok
sekerli ve lezzetli, etinin orta kismi buzlu gibi görüldügünden karabuz karpuzu da
denir. Çekirdekleri küçük ve kirmizi renklidir. Siyah olanlari da vardir.

4. Gülle karpuzu: Geç yetisen, kislik bir
çesittir. Koyu yesil renkte ve gülle seklindedir.

5. Vasinkton karpuzu: Erken yetisen tatli, kabugu
ince bir karpuz çesidi.

6. Diyarbakir karpuzu: Alaca yesil, çok kalin
kabuklu, yuvarlak ve söbü biçiminde, ortalama 20-30 kg gelebilen iriliktedir. 50-60 kg
gelenleri de vardir. Fazla sekerli sayilmaz, eti de posalidir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Hemen hemen her
yerde.

Kullanildigi yerler: Tatli, sulu, sifali,
ferahlatici bir meyve olan karpuz, vücuttaki toksinleri temizler ve böbrekteki kumlari
eriterek sihhat ve zindelik kazandirir. Karpuzun keleklerinden tursu yapilir. Ayrica kemik
gelisimine de yardimci olur.

















Kasikotu: (Fitikotu
/ Dagçayi / Kizilyaprak / Herniaria glabra / Agrimonia eupatorium
)
Karanfilgiller familyasindan, Avrupa, asya ve yurdumuzun çesitli bölgelerinde yetisen,
bir veya çok yillik bitkilerdir. Yapraklari küçük ve kümeler halindedir.
Hekimlikte topragin üstünde kalan kisimlari kullanilir.


Kullanildigi yerler: Böbrek ve
mesane rahatsizliklarini giderir. Fitikta faydalidir. Idrar söktürür. Vücüdu
rahatlatir. Bademcik iltihablarina iyi gelir.

















Kasimpati:(Chrysanthemun / Chrysantheme / Chrysanthème /
Chrysanthemum
/ Krizantem
/
Margarit) Vatani Çin, Japonya olan park ve
bahçelerde yetistirilen güzel çiçekleri olan süs bitkileri. Sonbahardan kisa kadar
çiçek açar. Saridan kirmiziya kadar çesitli renklerde iri ve katmerli çiçekleri
vardir. Büyüklükleri ve sekilleri türlerine göre farklidir.

Türkiye’de
yetistigi yerler:
Ege, Akdeniz, Marmara bölgesi.

Kullanildigi yerler: Balkanlarda yetisen ve Chrysanthemum
cinerariae folium
adi verilen türündan, böcek öldürücü ilaç yapilir.

















Kasu: (Cacho
/ Catechu / Cachou / Katechusaft
)  Kasu Akasyasi (Acacia
catechu) nin odunundan elde edilen bir maddedir. Kahverengi, kokusuz bir kütledir. Soguk
suda kismen, sicak suda ve alkolde tamamen çözülür.

Kullanildigi yerler: Ishali keser, vücuda
kuvvet verir.
















Katirtirnagi:(Geniste
luncea / Spartium / Genet
) Baklagiller familyasindan, dik duran
çali halinde, her zaman yesil olan, odunsu bir bitkidir. Genç sürgünleri narin
yapilidir. Üzerinde çok sayida yaprak bulunur, ya da yapraksizdir. Çiçekleri saridir.


Kullanildigi yerler: Idrar ve balgam
söktürür. Hazmi kolaylastirir. Böbrek ve safrakesesi taslarinin düsürülmesine
yardim eder. Mesane hastaliklarini tedavi eder. Romatizmada faydalidir. Kabizligi giderir.
Kalp hastaliklarinda kullanilir.

















Kavun:(Zuckermelone / Melon / Muskmelon / Cucumis melo) Ilkbaharda küçük sari çiçekler açan,
yillik, sürünücü, otsu bir yaz meyvesidir. Sülükleri dallanmistir. Yapraklari kalp
ve böbrek seklinde, 3-5 loblu, büyük ve tüylüdür. Çiçekleri, bir eseyli ve bir
evcikli olup yapraklarin koltugundan çikarlar. Meyveleri çesitli sekil ve renklerde
(genellikle sari) dir. Çekirdekleri uzun, elipsoidik veya oval sekildedir. Kavunun ana
yurdu Orta Asya’dir. Dünyânin tropik ve iliman bölgelerinde kültür olarak
zirâati yapilmaktadir. Dünyâca meshur kantalup kavununun esas vatani Van ve Diyarbakir
bölgesidir. Ancak 16. yüzyilda Italya’da görülmüs olan bu kavun çesidi Roma
yakinindaki Cantalupa’da yetistirildigi için batida “kantalup” kavunu
olarak anilmaktadir. Avrupa’da en çok tutulan bir kavundur. Memleketimizde de bir
hayli kavun çesidinin zirâati yapilmaktadir. Trakya ve Istanbul bölgesinde yetistirilen
“topatan” kavunu, ince ve sari kabuklu olup dayaniksizdir. Bu bölgede
yetistirilen “çitli” denilen kavun kisa dayaniklidir. Ege bölgesinde bilhassa
Manisa ve havâlisinde “kirkagaç” kavunu zirâati oldukça yaygindir. Dayanikli
ve çok leziz olan bu kavunlar ayni zamanda ihraç da edilebilmektedir. Kirkaagaç
kavunundan üretilen çesitleri “hasanbey, altinbas, dilimli ve hallaç” gibi
mahallî isimler almaktadir. Olgunlasmadan koparilan kavuna “kelek” adi
verilmektedir. Daha çok tursu yapiminda faydalanilir.

Türkiye’de
yetistigi yerler:
Türkiye’nin hemen hemen her yerinde kültür olarak
yetistirilir.

Kullanildigi yerler: Kavun meyve
olarak çok yenildigi gibi tohumlari (çekirdekleri) de tibbî olarak kullanilmaktadir.
Olgun kavunlarin çekirdekleri kurutulur. Çekirdekler halk tabâbetinde öksürüge karsi
(çekirdekleri suda, suyu yariya ininceye kadar kaynatilip içilmesiyle) kullanilir.
Ayrica kavun, sinirleri yatistirir, böbreklerdeki kani temizler, taslarin
düsürülmesine yardimci olur. Barsaklarda ülser ya da iltihab olanlarla, seker
hastalari ve yüksek tansuyonu olanlar yememelidir.
















Kayarkorugu:(Kulakotu / Saksigüzeli /
Naserotu / Sempervivum / Joubarde
) Damkorugugiller familyasindan,
etli yaprakli, odunsu veya otsu bir bitkidir. Çiçekleri salkim biçimindedir. Yesil
kisimlari acidir.


Kullanildigi yerler: Yesil
kisimlari, zeytinyagi ile karistirilip merhem yapilir. Cilt iltihaplarinda, egzama ve
nasir tedavisinde kullanilir.

















Kayiskiran:(Esekotu
/ Seytantaburesi / Ononis spinosa / Restharrow / Burgrane / Arrete-boeuf
) Baklagiller familyasindan, bos arazilerde ve kurak yerlerde yetisen, 30-60 cm
yüksekliginde çok yillik dikenli bir bitkidir. Yapraklari kisa saplidir. Çiçekleri
mepbe, meyveleri küçüktür. Köklerinde, (Radix Ononidis); tanen, sakkaroz, zamk,
uçucu ve sabit yag, spinosin ve ononin vardir. Kökleri kullanilir.


Kullanildigi yerler: Köklerinin
kaynatilmasi sonucu elde edilen çay, terletir ve idrar söktürür. Vücuda rahatlik
verir. Böbrek taslarinin düsürülmesine yardim eder. Böbrek ve mesane iltihaplarini
giderir. Bogaz agrilarini geçirir.

















Kayin
agaci
:
(Akgürgen / Kizilagaç / Fagus / Beech / Hetre / Buche / Hêtre / Beech) Kisin yapragini döken çiçekleri
bir cinsli orman agaçlari. Yapraklarinin kenarlari girintili, ince tüylü ve uçlari
sivridir. Çiçek durumlari kedicik seklindedir. Meyvelerinin dip kisimlarinda kupula adi
verilen kadeh seklinde bir çanak bulunur.



Gölgede yetisen agaçlardandir. Kökleri orta
derinlige kadar iner. Azamî 700-800 sene yasayabilir. Sah ve filizden büyüyebilir.
Kayin agacinin gövdesi ince, çatlaksiz ve kirçil renkli bir kabukla sarilmis silindir
biçimindedir.

Kayin agacinin 10 kadar türü vardir. Memleketimizde Dogu
kayini(Fagus orientalis) yayilmistir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Marmara, Ege, Karadeniz bölgesi.
Kullanildigi yerler: Avrupa kayini (Fagus silvatica)nin
tohumlarindan elde edilen yag, yemek yagi olarak margarin endüstrisinde kullanilir. Kayin
katraninin distilasyonundan antiseptik olarak kullanilan kreozot elde edilir. Bu da distan
romatizma ve deri hastaliklarina karsi kullanilir. Kabuklarinin suda kaynatilmasiyla elde
edilen su yüz lekeleri ve çilleri giderir.















Kayisi: (Aprikosenbaum
(m), Fr. Abricotier (m), Ing. Apricot tree
) Mensei Çin olarak
bilinen, 2-10 m yüksekliginde, dikensi ve tüysüz bir agaç. Yapraklar uzunca ve
mizraksi, kenarlari disli, ucu sivri veya küttür. Çiçekler beyaz veya pembe renkli
olup, yapraklardan daha önce meydana gelirler. Meyvelerin üzeri tüylü olup,
sarimsi-turuncu renkte eriksidir. Zerdali olarak da bilinir.



Türkiye’de yetistigi yerler:
Malatya, Erzincan, Bursa, Amasya, Çorum, Nigde, Kayseri.

Baslica kayisi çesitleri sunlardir: Sekerpare,
Turfanda, Imrahor, Sam, Kurukabuk, Çöloglu vs.

Kullanildigi Yerler: Meyveleri, çekirdekleri ve
yapraklari kullanilir. Çekirdeklerinden yag elde edilir. Etli meyvesi seker, organik
asitler ve C vitamini ihtivâ etmesi bakimindan önemlidir. Çekirdek içinden elde edilen
yag badem yagi yerine, yapraklari derelerde baliklari sersemleterek tutmak için
kullanilir. Burada yapraklarda bulunan amygdalin maddesinin rolü önemlidir.















Kaynanadili: (Kaktüs
/ Opuntia / Cactus / Cactus opuntia
) Atlasçiçegigiller
familyasindan bir çesit bitkidir. En önemli türü Hind inciri (Opuntia leucotricha)
dir. "Nopal zamki" elde edilir.

Kullanildigi yerler: Dizanteri ve ishali
giderir.
















Kazayagi: (Kenopodyum
/ Chenopodium anthelminthicum
) Ispanakgiller familyasindan,
yapraklari kaz ayagina benzer, Kuzey Amerikanin Dogu bölgelerinde ve ülkemizde de
Akdeniz bölgesinde görülen kokulu bir bitkidir. Toprak üstündeki kisimlarindan, su
buhari distilasyonu ile elde edilen uçucu yaga (Oleum chenopodili) "Kazayagi
esansi"
denilir.


Kullanildigi yerler: Barsak
solucanlarini düsürmekte faydalanilir.

















Kebabe:(Kübbabe
/ Helile / Hindistanerigi / Kebabiyye / Kuyruklubiber / Cubbebe / Cubeb / Cubebae fructus
/ Piper cubeba
) Cava, Sumatra ve Borneo'da yetisen Piperaceae'nin
kurumus meyvesidir.


Kullanildigi yerler: Mide ve idrar
yolu hastaliklarinda kullanilir.

















Kebere
otu
:
(Gebreotu / Kedi tirnagi / Caper berry / Capre / Capparis spinosa) Bir çesit çalidir. Fransa'da ve ülkemizin Akdeniz bölgesinde yetisir.
Yemisi nohuttan büyüktür. Tursusu yapilir. Kökünün kabuklari kullanilir.


Kullanildigi yerler: Idrar
söktürür. Vücudu rahatlatir. Istah açar. 

















Keçiboynuzu:(Karobbaum
/ Jahonnisbrotbaum / Caroubier / Carob / Carob tree
/ Harnup / Ceratonia siliqua / Caroube) Temmuz-agustos aylarinda, yesilimsi renkli, çok küçük çiçekler açan,
3-10 m boyunda agaç veya agaççiklar.Yapraklari 5-11 yaprakçikli, derimsi, üst
taraflari parlak, alt yüzleri donuk yesil renklidir. Çiçekleri poligamdir, yâni ayni
agaçta erdisi, disi ve erkek çiçekler bulunmaktadir. Yasli gövde ve dallardan çikan
çok sayidaki yesil çiçekleri salkim veya kedicik durumundadir. Çanak yapraklari
küçük, taç yapraklari yoktur. Meyveleri 10-20 cm uzunlukta fasulye meyvesine benzer.
Meyvelerinde sert, esmer renkli ve oval sekilli tohum tasir. Meyveler bir sene sonra
olgunlasir.

Türkiye’de
yetistigi yerler:
Akdeniz bölgesi.

Kullanildigi yerler:Meyvelerinde
yag, sekerler, selüloz ve azotlu bilesikler vardir.Olgun meyveleri gida olarak
kullanilir. Kuru meyvelerin temizlenmis unu bilhassa süt çocuklarinin mide ve barsak
bozukluklarinda kullanilir. Ayrica gögsü yumusatir ve balgam söker. Sigara tiryakileri
için faydalidir.
















Keçi
sedefotu
:
(Keçisedefi / Galega officinalis / Goat's rue / Galega)
Baklagiller familyasindan, Haziran - Agustos aylari arasinda, açik mor renkli çiçekler
açan, 50 - 100 cm boyunda çok yilik otsu bir bitkidir. Yapraklari koyu yesildir.
Çiçekleri, gövde ve salkimlar ucunda salkimlar seklindedir. Meyvesi esmer,
kirmizimtirak renkli, tüysüz ve çok tohumludur. Toprak üstündeki kisimlarinin
terkibinde, "Tanen" ve "Galegin" adli alkaloid ve aci maddeler vardir.
Bitkinin tamami toplanip kurutulur.


Kullanildigi yerler: Anne sütünü
artirir. Az miktarda verildigi takdirde, kandaki seker miktarini düsürür. Fazla
kullanilmamalidir.

















Kediotu: (Baldrian
/ Valériane / Valerian / Valeriana officinalis / Herbe aux chats
) Mayis ve agustos aylari arasinda beyaz ve pembe renkli
çiçekler açan 60-150 cm boylarinda, nemli yerlerde yetisen çok yillik otsu bir
bitkidir. Gövdeleri silindir seklinde olup, içi bos ve üzerleri çizgilidir. Yapraklar
karsilikli ve kisa saplidir. Çiçekler dallarin uçlarinda semsiyemsi durumlar meydana
getirirler. Çanak yapraklari tüysü, taç yapraklari ise tübsüdür.



Türkiye’de yetistigi yerler:
Marmara, Orta ve Kuzey Dogu Anadolu bölgesi. (Memleketimizde 10 kadar türü
bulunmaktadir.)

Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kisimlari
kökleridir. Kediotu kökü olarak taninir. Özel bir kokusu ve bilesiminde valerian asidi
esterleri vardir. Eskiden çayi yara tedâvisinde kullanilirdi. Sinirleri teskin edici,
yatistirici etkisinden dolayi önemlidir. Histeri ve nevrasteniye iyi gelir. Kediotu
kökünden kediotu esansi elde edilir. Galenik preparatlarin terkibine girer. Fazla
miktarda alinmasi basagrisi, halsizlik ve hazimsizliga sebep olur.















Kekik: (Thymus
vulgaris / Thymus / Thym
Bakiniz "Baharat
Dünyasi"
, Kekik


Kullanildigi yerler: Bedeni
kuvvetlendirir. Hazmi kolaylastirir. Istahsizligi giderir. Kalp çarpintilarini keser.
Yemeklerin  bozulmasini önler. Barsak iltihaplarini iyilestirir. Salgi bezlerini
düzenler. Aybasi kanamalarinin düzenli olmasini saglar. Böbrek ve mesanedeki mikroplari
öldürür.   Afrodizyak etkisi vardir. (Cinselligi kamçilar.) Tansiyonu geçici
olarak yükseltir. Hastaliklara karsi direnç verir. Öksürük, bronsit ve astimda
faydalidir. Kekik suyu ile banyo, romatizma agrilarini dindirir. Kandaki seker miktarini
azaltir. Hamileler ve guatiri olanlar kullanmamalidir.

















Kenevir:(Henf /
Chanvre / Hemp plant
/ Kendir / Kentir /
Kannabis / Cannabis sativa / Hemp / Chanvre
) Mutedil iklimlerde
yetistirilen, temmuz-agustos aylarinda soluk yesilimsi renkli çiçekler açan, kültürü
yapilan ve yabânî olarak da yol kenarlarinda, ekilmemis alanlarda rastlanan, 50 cm-3 m
boylarinda, bir senelik, iki evcikli ve otsu bir bitki. Esrar otu olarak da bilinir.
Gövdeleri dik ve içi bos olup üzerleri dikenimsi tüylerden dolayi pürtüklüdür.
Yapraklari uzun sapli, karsilikli ve el seklindedir. Erkek ve disi çiçekler ayri ayri
bitkilerdedir. Erkek çiçekler yapraklarin koltugunda salkim durumunda toplanmislardir.
Disi çiçekler küçük yapraklarin koltuklarinda olup hemen hemen sapsizdirlar. Meyve
3-5 mm boyunda, mercimek seklinde, grimsi veya yesilimsi esmer renklidir. Kenevirin
anavatani Orta Asya’dir. Mutedil iklimlerde de yetistirilir. Yeryüzünde ip yapmakta
kullanilan ilk bitkidir. M.Ö. 3000 yillarinda Çinliler kumas yapmakta kullanmislardir.
Bitkinin çiçeklenme süresi, dallanma sekli, tüyleri ve yaprak büyüklüklerinin
çesitliligi dolayisiyla farkli tipte kendire rastlanmaktadir. Liflerinden faydalanilacak
kenevirler dogrudan dogruya tohumu topraga serpmek suretiyle ekilir. Tohum keneviri ise
açilan özel çukurlara atilir, üstleri toprak ile doldurulur.

Türkiyede yetistigi
yerler:
Kastamonu, Samsun, Amasya, Kayseri, Sivas, Izmir,   Kütahya.


Kullanildigi yerler: Bitkinin disi çiçekli dal
uçlari, meyveleri yagi ve lifleri kullanilmaktadir. Kendir lifleri, çok saglam ve
dayanikli oldugu için bilhassa çuval, halat yapiminda kullanildigi gibi, hali ipi yelken
bezi vs. yapiminda da kullanilir. Bitkinin bilhassa çiçekli dal uçlari organik
eriticilerde eriyen bir reçine ile bir uçucu yag ihtiva eder. Reçinede cannabinol,
cannabidiol ve tetrahidrocannabinol bulunmaktadir. Iyi kalite reçine elde edilmesi iklim
ve topraga baglidir. Bu reçine fizyolojik bir tesire sahiptir. Merkezî sinir sistemine
etki eder, yatistirici ve uyusturucudur. Hazim sistemine pek tesiri yoktur. Fakat çok
çabuk aliskanlik yaptigindan çogu memleketlerde oldugu gibi memleketimizde de
kullanilisi yasaktir. Kenevir bitkisinin disi çiçek durumlarindan elde edilen bu esmer
renkli kütle esrar olarak bilinmektedir. Keyif verici olarak Asya ve Afrika’da çok
kullanilmaktadir. Esrar, tütün, tömbeki, sigara, ve nargile hâlinde içilebilmektedir.
Bazen bal, reçel veya lokum içine konularak yutulur. Eskiden nargile, tömbeki ile veya
serbet ile içilirdi.

Herhangi bir nümunenin kenevir reçinesi (esrar) ihtivâ edip
etmedigi adlî ve pratik bakimdan önemlidir. Bu kontrol beyaz fareler üzerinde biyolojik
olarak yapilabildigi gibi, bazi kimyevî renk reaksiyonlari (Beam reaksiyonu) ile de
yapilabilmektedir.

Memleketimizde esrar veren bitkilerin yetistirilmesi ve
esrar imâli 1932’de 2313 sayili kânunla yasak edilmistir.

Kenevir tohumlarindan yag çikartilir ve yesilimsi renkli bu yag
bilhassa sabun îmâlinde kullanilmaktadir.















Keraviye: (Keraviya
/ Karaman kimyonu / Frenk kimyonu / Carum carvi / Caraway / Carvi
)
Maydanozgiller familyasindan, 2 yillik otsu bitkidir. Çiçekleri beyaz renklidir. Mayis -
Temmuz aylari arasinda açar. 30-90 cm boyundadir. Kazik köklüdür. Meyvesi esmerdir.
Terkibinde, tanen, reçine, sabit ve uçucu yaglar vardir.


Türkiyede yetistigi yerler: Dogu
Anadolu bölgemizde yetisir .


Kullanildigi yerler: Anne sütünü
artirir. Mide ve barsak gazlariyla, diger mide sikayetlerini giderir. Idrar söktürür.
astim hastaliginda faydali oldugu bilinir.
















Kereviz: (Sellerie
/ Céleri / Celery
/ Apium graveolens ) Genis yapraklari ve uzun yaprak saplariyle siskin gövdesi
yenen, kislik bir sebzedir. Vatani Güney Avrupa’dir. Kereviz, mutedil-serin, deniz
havasi alabilen rutubetli yerlerde, kumlu, humuslu topraklarda iyi yetisir. Sogukta donar.
Fazla sicakta kalitesini bozar. Kurakta yumru tesekkülü olmadigi gibi yapraklari gevrek
ve lezzetli olmaz. Kisa sürede tohuma kalkar. Yaprak ve kök kerevizi olmak üzere iki
çesidi vardir. Yaprak kerevizi, kökü yumru baglamayan, yaprak saplari uzun bir
çesittir. Kök kerevizi ise, yaprak saplari kisa, kökü yumruludur. Terbikinde Sedanonik
anhidrit, sedanolin, limonen, palmitik asid, gayakol gibi maddeler vardir.


Kullanildigi yerler: Kerevizin
hususî kokusu dolayisiyla yapraklari, tursu ve çorbalara konur. Besin degeri çok
yüksek olmamakla beraber besleyicidir. Kereviz pisirilerek yendigi gibi, olgunlastiktan
sonra çig olarak da yenilebilir. Ayrica kerevizde B vitamini, demir ve kireç vardir.
Kereviz unutkanligi ve sinir yorgunluguu giderir, idrar söker, böbrek tas ve kumlarinin
düsürülmesine yardim eder, kan ve süt yapar, karacigeri temizler. Seker, yüksek
tansiyon ve romatizma da da faydalidir.


















Kestane: (Kastanienbaum
/ Chataignier / Chestnutree
/ Castanea vesca /
Chestnut / Chataignier
) Daha çok Akdeniz çevresi memleketlerinde
yetisen, kupulasi dikenli veya çengelli dikenli, küre seklinde ve nisastaca zengin
meyveleri olan agaçlardir. Kestâne agacinin yapraklari biraz sert, kenarlari testere
disli ve dislerin ucu dikenlidir. Erkek çiçekler dik uzun durumlar hâlinde, disi
çiçekler ise üçlü gruplar seklindedir. Yesil ve dikenli olan meyvenin dis kabugunun
içinde kahverengi kabuklu, yenebilen ve aslinda birer tohum olan birkaç tane meyve
bulunur. Bu meyvelere kestâne denir. Kestâne, tâzeyken buruk ve acimsi tattadir. Dis
kabuklari sararip çatladiktan sonra toplanir. Dikenli olarak dis kabugu (kupulasi)
sopalarla dökülerek temizlenir. Kestâne bir süre toprakta veya topraga gömülü
birakilirsa daha tatlilasir.



Türkiye’de yetistigi yerler:
Marmara, Karadeniz bölgesi.

Kullanildigi yerler: Kestâne; nisasta, sakkaroz,
protein ve tanen ihtivâ eder. Daha çok, pisirilerek (haslanmak veya kebabi yapilmak
sûretiyle) yenir. Kabuklarinin suda kaynatilmasi ile elde edilen çay, ates düsürür ve
sinirleri yatistirir. Meyvesi kaslari kuvvetlendirir. Kan dolasimini düzenler. Varis ve
basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciger yorgunlugu ve sisligini geçirir.
Kansizligi giderir. Damar setligi ve yüksek tansiyondan sikayet edenlerle, seker
hastalari yememelidir.















Kiliçotu:(Tüpfelhartheu
/ Centaurée / Yellow centaury
/ Sarikantaron
/ Koyunkiran / Kuzukiran / Yaraotu / Hypericum perforatum / Klamath weed / Millepertuis
commun
) Mayis-eylül aylari arasinda parlak sari renkli çiçekler
açan, 20-80 cm boyunda, çok yillik, otsu bir bitki. Kurak yerlerde, yol kenarlarinda
rastlanir. Sari kantaron veya koyunkiran olarak da bilinir. Gövdeleri dik, dallar
karsilikli, yapraklar sapsizdir. Yapraklar üzerinde noktaciklar hâlinde uçucu yag
tasiyan salgi bezleri bulunur. Çiçekler, dallarin ucundadir. Çanak ve taç yapraklar
üzerinde de siyah salgi bezleri bulunur.


Türkiye’de yetistigi yerler:
Anadolu.


Kullanildigi yerler: Çiçekli dallar
toplanir, demet yapilir, gölgede kurutulur. Uçucu yag, tanen, aci maddeler, zamk,
reçine ve boya maddeleri tasir. Boya maddelerinden sari renkli hiperin, kirmizi renkli
liperisin vardir. Çayi (% 1-2’lik) yatistirici, gögüs yumusatici, istah açici,
idrar ve balgam söktürücü olarak kullanilir. Zeytinyaginda bir süre birakilirsa, bu
karisim halk arasinda yaralari tedâvide kullanilir. Bitki, hayvanlar için zehirlidir.
















Kinaagaci:(Lawsonia
inermis / Lythraceae
/ Hinna / Henna) Kina agacigiller familyasindan, ayrik dalli, beyazimsi kabuklu, karsit yaprakli
bir agaçtir. Çiçekleri beyaz renkli ve keskin kokuludur. Vatani Güney Asya ve
Avustralya'dir. Kina boyasi, bitkinin yapraklarindan ve dal kabuklarindan elde edilir.
Kina Hindistan'da ipek ve deri boyasi olarak kullanilir. Sark memleketlerinin çogunda
parmak ve saç boyasi olarak kullanilmaktadir. Deri hastaliklarinda derinin mukavemetini
arttirici gücü yaninda, mantarlarin üremesini durdurucu etkisi (kina ve lavson maddesi)
de vardir. Ticarette esmer ve yesil kina çesitleri mevcuttur. Tabii olani esmer
renklidir.


Kullanildigi yerler: Ayak
terlemesine engel olur. Dolamada kullanilir. Uyuz ve egzamaya iyi gelir. Guatirin üserine
baglanirsa fayda görülür. Agiz yaralari ve deri çatlaklarini tedavi eder, saçlari
besler ve kuvvetlendirir. 

















Kinakina: (Kontestozu
/ Quinaquina / Cinchona )
Kökboyasigiller familyasindan, anayurdu
Peru ve Bolivya olan, ve sanayii bitkisi olarak trapikal ülkelerde yetistirilen 15 - 20
cm yüksekliginde bir agaçtir. Kabugundan "kinin"
çikartilir. Gövde ve kök kabuklari kullanilir. Tadi acidir.


Kullanildigi yerler: Ates
düsürür. Sitmayi tedavi eder. Tifoda faydalidir. Agir ve mikrobik hastaliklarin nekahat
devresini kisaltir. Cilt kasintilarinda faydalidir. Istah açar. Kuvvet verir. Kabizligi
giderir.

















Kirkdamarotu: (Cryptogamae /
Cryptogamia / Plantes cryptogames
) Damarliçiçeksiz bitkilerdendir. 100 kadar
çesidi vardir. Kibirotlari, Atkuyruklari ve Egreltiotlari da bu familyadandir. Yol
kenarlarinda ve kumlu topraklarda yetisir.

Kullanildigi yerler: Burunkanamasini
keser. Kesiklerde ve çibanda faydalidir. Balla karistirilip yehecek olursa, nefes
darligini giderir. Yaralari iyilestirir. Kandaki seker miktarini düsürür.
















Kirlangiçotu: (Hilaliye
/ Chelidonium majus / Celandine / Cheyidoine
) Gelincikgiller
familyasindan, Nisan - Mayis aylari arasinda sari renkli çiçekler açan, 30 - 70 cm
yüksekliginde çok yillik, otsu bir bitkidir. Kuze Anadolu Bölgesi'nde yetisir.
Çiçekleri dallarinin ucundadir. Bitkinin tamami ve özellikle yapraklarinda sari renkli
boya madesi ve alkaloidler vardir. Sapi kirildigi zaman sari renkli bir sivi akar.
Zehirlidir.


Kullanildigi yerler: Sigil ve
nasirlarin üzerine sürülerek tedavi edilir. Saglikli cilde, agiz ve göz bölgesine
degdirmemelidir.

















Kizilcik:(Kornelkirschbaum
/ Cornoeuiller / Cornelian cherry
/ Cornus /
Cornel
) Mart-nisan aylari arasinda çiçek açan, 2-7 m boyunda,
karsilikli yaprakli ve yaprak döken küçük bir agaçtir. Genç dallar az çok
tüylüdür. Gövdeleri sarimtrak kabuklu ve levhalar hâlindedir. Genç dallar kirmizimsi
kahverengidir. Çiçekler küçük, sari ve basit semsiye durumundadir. Çiçek halkalari
dörder parçalidir. Meyveleri eliptik, oval, kirmizi renkli, eksi ve buruk lezzetlidir.
Agustos-eylül aylarinda olgunlasir.

Türkiye’de yetistigi yerler:
Marmara, Karadeniz, Akdeniz, Anadolu.

Kullanildigi yerler: Gövde kabuklari ve
meyveleri kullanilir. Meyvelerde sekerler, müsilaj ve organik asitler; kabuklarda ise
reçineli maddeler, tanen ve müsilaj vardir. Kizilcik meyvelerinden ezme, marmelat, meyve
suyu yapilir. Kabiz edici özelligi vardir. Gidâ olarak istifâde edildigi gibi kabuklari
ates düsürücü olarak kullanilir. Kizilcik çekirdeklerinden, çabuk kuruyan mürekkep
yapilir. Kizilcik agaci sert ve saglamdir. Agaç kismi, yaprak ve kabuklari deri
sepilemekte kullanilir. Deriyi sariya boyar. Odunundan barut îmâlinde kullanilan kömür
elde edilir.

Kirmizi yaprakli kizilcik (C.
sanguinea): Yapraklari kirmizimtrak renktedir. Seyrek bulunur.

Anadolu’da bulunan ve ayni sekilde
kullanilan diger türleri sunlardir:

Beyaz çiçekli kizilcik (C. australis):
Çiçekleri beyaz olup yapraklardan sonra meydana gelir.

















Kiraz: (Vogelkirsche
/ Süsskirsche / Cerise / Cerisier / Cherry
) Nisan-mayis aylarinda,
demet hâlinde pembemsi beyaz renkli çiçekler açan, kirmizi, etli ve sulu meyveleri
olan agaçin meyveleridir. Çiçekler etlenerek findik büyüklügünde kiraz adi verilen
meyveleri verirler. Meyveler, dallarda iki veya üçü bir arada demetler halinde bulunur
ve iyice kizarip olgunlasinca toplanir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Marmara
ve Ege bölgesinde.

Kullanildigi yerler:
Meyvesi tâze olarak yenir. Hosafi, reçel ve konservesi yapilir. Kiraz agaci kabugu kabiz
ve ates düsürücü, çiçekleri gögüs yumusatici, yapraklari ise müshil olarak halk
arasinda bâzi bölgelerde kullanilmaktadir
. Bunun
yanisira, sivilceleri önler, sinirleri kuvvetlendirir ve kanin temizlenmesine yardim
eder.
















Kisnis: (Alm.
Koriander / Coriandre / Coriander
/ Kisniç /
Coriandrum sativum / Coriander / Coriandre
) Haziran-agustos aylari
arasinda pembemsi-beyaz renkli çiçekler açan, 40-90 cm boylarinda, kötü kokulu,
genellikle nemli çayir ve sirtlarda rastlanan bir yillik otsu bir bitkidir. Gövdeleri
dik, üstte dallanmis, silindir seklinde, içi dolu ve üstü çizgilidir. Yapraklar açik
yesil renkli ve tüylüdür. Alt yapraklar uzun sapli ve 3 parçalidir. Çiçekler
dallarin uçlarinda, semsiye durumunda toplanmistir. Semsiye uzun sapli, 3-8 kolludur.
Çiçekler, beyaz veya pembemsi renkli olup çiçek parçalari 5 parçalidir. Erkek
organlar 5 tâne, disi organlar ise 2 tane meyve yapragindan ibârettir. Meyve sarimsi
esmer renkli, küre seklinde, küçük serttir. Kokusu tâze iken kötüdür. Akdeniz
bölgesi bitkisidir. Tarlalarda yabânî ot olarak yetisir. Ancak bahçelerde
yetistirilenler tohum ile üretilir.

Kullanildigi yerler: Meyvelerinde nisasta,
tanen, sekerler, sâbit ve uçucu yag vardir. Istah açici, barsak gazlarini giderici,
teskin edici, bas dönmesine karsi kullanilir. Bir çay kasigi dövülmüs tohum bir çay
bardagi suda haslanir. Günde bundan fazla alinmasi halinde dalginlik ve sarhoslukla
baslayan bir zehirlenme yapar. Ayrica sekercilik, konserve, gida, kozmetik sanâyiinde
baharat olarak kullanilir. Cinsel istekleri artiran (Afrodizyak) özelligi vardir.
















Kudrethelvasi: (Manne
en larmes / Manna
) Bir çesit disbudak olan Fraxinus ornus agacinin
torba seklinde ve içi sivi dolu yerine, (sak) yapilan kesiklerden çikan bir sividir.
Terkibinde mannit sekeri vardir. Yuvarlak, yassi, billuri parçalardir. Rengi soluk,
sarimsi içi beyazdir. Kokusu bala benzer. Lezzeti sekerlidir. Suda kolay erir.


Kullanildigi yerler: Kullanimi kolay
bir mushildir.

















Kudretnari:(Balsamapfel
/ Vunderapfel / Pomme / Balsam apple
/
Momordica chantia
) Temmuz-agustos aylarinda çiçek açan 1-2 m
boyunda çiçekleri tek cinsli, tirmanici bitkilerdir. Yapraklar el seklinde, uzun sapli,
loplu olup, loplar uzunca oval sekilde, kenarlari disli, sivri uçludur. Çiçekler
sarimsi veya kirmizimtrak renklidir. Meyveleri 10-20 cm boylarinda, genis bir mekik
seklinde olup, üzerleri girintili çikintili ve pürüzlüdür. Önceleri yesil olan
meyveler olgunlukta sarimsi renk alirlar. Tohumlari 1 cm kadar boyunda, yassi ve
gelisigüzel sekillidir. Daha çok tropikal Asya ve Afrika’da yayilmistir.

Kullanildigi yerler: Yapraklarinda uçucu
yag ve aci maddeler bulunmaktadir. Mide ülserine karsi çok iyi ilâç olup söyle
hazirlanir: Iki kudret nari dogranip, sisedeki bir kilo zeytin yagina konur. Sise güneste
birakilir. Birkaç hafta sonra, sabahlari aç karnina, bir çorba kasigi içilip bir saat
hareketsiz sirt üstü yatilir. Hazirlanan bu yag, bâsur için de içilir, derideki
yaralara da sürülür. Mide ve derideki yaralarin bir an önce iyilesmesi için tesirli
bir bitkidir.
















Kusburnu: (Fructus rosa canina)
Memleketimizde oldukça yaygin bir gül çesididir. 2-3 m yüksekliginde, pembe veya beyaz
çiçekli bir agaççiktir. Meyveleri parlak kirmizi renktedir. Bu gülün olgun
meyvelerini saran, baslangiçta agizi dar bir bardak seklinde olan çiçek ekseni, çiçek
tablasi olgunlasinca etlenip, kirmizi bir renk alir. Bu meyvelere “kusburnu” adi
verilir. Bilesiminde tanen, pektin, vitamin C, sekerler ve organik asitler vardir.


Kullanildigi yerler: Idrar
söktürür, ishali keser. Böbrek taslarinin düsürülmesine yardimci olur. C vitamini
bakimindan zengin oldugu için, çayi ve marmelati tercih edilir.

















Kuskonmaz: (Spargel
/ Asperge / Asparagus
/ Asparagus officinalis
/ Asparagus acutifolius
) Haziran-temmuz aylari arasinda yesilimsi
sari renkli çiçekler açan, 50-150 cm boyunda, çok yillik otsu bir bitkidir. Sulak,
kumlu ve killi, kuvvetli topraklarda, ormanlik yerlerde yetisir. Kültürü de
yapilmaktadir. Gövdeleri dik, yesil düzgün yüzlü ve yaygin dallidir. Dallar
dalciklara ayrilmis olup, ince, yesil renkli, 3-6 tanesi bir aradadir. Yapraklar küçük
ve zarimsidir. Çiçekler teker teker veya çift olarak yapraklarin koltugunda bulunur.
Erkek çiçekler 6 parçali ve parçalar çan seklinde birlesmislerdir. Meyveleri kirmizi
veya siyah renklidir. Kuskonmazlar, evlerin balkon ve salonlarinda süs bitkisi olarak
saksilarda yetistirilir. Karanfil ve benzeri süs çiçeklerinin etrafina konarak bunlara
zenginlik verir. Kuskonmazin memleketimizde 10 türü vardir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Marmara
bölgesi, Ege, Akdeniz ve Orta Anadolu.


Kullanildigi yerler: Kuskonmaz
(Asparagus) azotça zengin, istah açici, genç sürgünleri lezzetli bir sebzedir. Tibbî
olarak bilhassa Asparagus officinalis türü kullanilir. Tibbî olan bu türün kök ve
rizomlarindan faydalanilir. Idrar söktürücüdür. Yüksek dozlarda böbrek
epitelini tahris eder. Bu sebepten ancak böbrek ve idrar yollarindan rahatsizligi
olmayana verilebilir.
Bilhassa kalp kifâyetsizliklerinden ileri gelen ödemlerin
bosaltilmasinda kullanilir. Kuskonmazlarda A, B, C vitamini bol miktarda bulunmaktadir.
ayrica, kandaki seker miktarini düsürür, sivilce ve egzamanin iyilesmesine yardimci
olur ve zihin yorgunlugunu giderir.















Labada: (Gartenampfer /  Patience /
  Patience dock / Rumex patientia )
Haziran-eylül aylari
arasinda, yesilimtrak renkli küçük çiçekler açan, 50 cm-1,5 m boylarinda çok yillik
otsu bir bitki. Daha çok çayirlik yerlerde, harâbelerde, yol kenarlarinda, meskûn
daglik bölgelerde yayilis gösterirler. Gövdeleri dik, silindirik kirmizimsi, kökler
kalin ve sarimsi renklidir. Yapraklari büyük, sapli ve sapin tabani oluk gibi
çukurlasmistir. Çiçekler, gövdenin ucunda toplanmislardir. Çiçek organlari 6
parçalidir. Meyveleri kanatlidir.


Türkiye’de yetistigi yerler:
Bütün Anadolu.

Kullanildigi yerler: Bitkinin kökleri ve saplari
kullanilir. Kökler temizlenip, kalin dilimlere bölünür ve kurutularak saklanir. Labada
köklerinde nisasta, seker, yag ve reçine vardir. Ayrica C vitamini ihtiva eder.
Hâricen, bazi deri hastaliklarina karsi, haslama olarak kullanilir. Çayi da istah
açici, kuvvet verici ve müshil olarak kullanilabilir. Körpe yapraklari da yiyecek
olarak kullanilir.

Bu bitkinin Anadolu’da bulunan diger türleri pazi, kuzukulagi
gibi çesitli isimler altinda bilinir ve istifade edilir.
















Lahana: (Kopfkohl / Chou / Cabbage / Brassica oleracea / Chou commun) Sari veya beyaz çiçekli, yillik, iki yillik ve çok yillik, çogu
Akdeniz çevresi memleketlerinde yetisen ve yetistirilen bir kis sebzesi. Mutedil-serin,
sisli, yagisli, rutubetli iklimleri sever. Fazla sicak ve kuraklik, lahananin göbek
baglamasini güçlestirir, yapraklari sertlestirir. Killi, derin, serin ve kuvvetli toprak
ister. Azotlu gübrelere ihtiyâci fazladir. Kolay göbek baglamasi kisa daha iyi
dayanabilmesi, kendine has tadi olmasi için, fazla miktarda potas’a ihtiyaç duyar.
Lahana, çogu Avrupa ülkelerinde yaygin olarak yetistirilir. Eskiden beri, kisin sebze
olarak yenilir. Kis soguklarina oldukça iyi dayanabilen bir bitkidir.

Lahana cinslerini söyle siralayabiliriz:

1. Kelle (bas) lahana: 2-6 kg
agirligi olan, en çok yetistirilen bir çesittir.

2. Kantar lahana: Orta, Güney ve Güneydogu
Anadolu’nun bâzi yerlerinde ekilir. Tânesi 15-30 kg gelebilir.

3. Brüksel lahanasi: Uzun gövdesine siralanmis
olan yapraklarinin diplerinde bir findik veya ceviz büyüklügünde göbek baglamis
yumrulardan istifade edilir.

4. Kara lahana: Karadeniz sahilinde pek fazla
yetistirilir. Göbek baglamaz, körpe yapraklari çok lezzetli, baharli, istah açici,
sifâlidir.

5. Kirmizi lahana: Yapraklari kirmizi renktedir.
Fazla iri olmaz. Siki göbek baglar.

6. Karnabahar: Lahananin bir çesidi sayilabilir.
Lahananin yapraklarindan, karnabaharlarin çiçeklerinden faydalanilir. Karnabahar daha
lezzetli, besince daha kuvvetlidir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Yabânî olarak
Akdeniz bölgesidir. Kültürü her yerde genis çapta yapilmaktadir.


Kullanildigi yerler: Lahananin çesitli
tipleri pisirilerek yenildigi gibi pisirilmeden salata yerine yahut tursusu yapilarak
yenir. Kalori bakimindan pek zengin olmamakla beraber, vitamince zengindir. A,B,C
vitaminleri bol bulunur. Lahana tohumlari kurt düsürücü ve idrar söktürücü olarak
kullanilir. Tohumlarindan kolzayagi elde edilir. Ayrica, haslanarak yenilirse mide ve
barsak yaralarini yumusatir. Vücudu hastaliklara ve özellikle kansere karsi korur. Ses
kisikligini giderir. Guatr olanlar yememelidir.















Lavanta: (Lavendel / Lavande / Lavender /
Lavandula )
Haziran-agustos aylari arasinda mâvi veya mor renkli
çiçekler açan, 20-60 cm boylarinda, aromatik kokulu, çok yillik, otsu veya çalimsi
bitkiler. Daha çok deniz ikliminin bulundugu bati bölgelerimizde yaygin olan lavantanin,
Türkiye’de yetisen iki türü vardir. Bunlar, Lavandula stoechas ve L.
angustifolia’dir. Ayrica daha ziyâde kültürü yapilan, Ingiliz lavanta çiçegi
(L. spica) olarak bilinen türü de bulunur.


Ingiliz lavanta çiçegi (L. spica):
Haziran-agustos aylari arasinda mâvi renkli çiçekler açan, 20-50 cm boylarinda çok
yillik otsu bir bitki. Gövdeleri dik ve odunludur. Dallar, yalniz alt kisimlarinda yaprak
tasir. Yapraklar kisa sapli, dar ve uzunca, tüylü, beyazimsi-grimsi-yesil renklerdedir.
Çiçekler dallarin ucunda, uzun saplar üzerinde toplanmisladir. Çiçekler küçük ve
çok kisa saplidir. Çanak ve taç yapraklari tüp seklindedir. Meyveleri parlak siyah
renklidir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Kuzeybati-bati
ve güneybati Anadolu.

Kullanildigi yerler: Çiçekleri kullanilir.
Çiçekleri açmadan toplanir ve su buhari ile distile edilerek, hemen uçucu yag elde
edilir. Uçucu yaginda organik asitler, pinen, kâfur, camphen vs. gibi maddeler bulunur.
Lavanta çiçegi, kuvvet verici, idrar söktürücü ve romatizmaya karsi çay hâlinde
kullanilir. Çok iyi bir koku vericidir. Hâricen yatistirici olarak da kullanilir.
Parfümeri sanâyiinde kullanilan önemli bir bitkidir. Lavanta çiçeginin bir türü
olan Lavandula stoechas, Karabas olarak bilinir.
















Limon: (Zitronenbaum / Limonier citronnier /
Lemon tree / Lemon / Citron)
Mart-ekim aylari arasinda
beyazimsi-pembe renkli, güzel kokulu çiçekler açan, 3-5 m boylarinda, kisin
yapraklarini dökmeyen küçük boylu agaçlar. Vatani Çin olup, Akdeniz bölgesinde
genis çapta yetistirilir. Onuncu asirda Araplar tarafindan Avrupa’ya getirilmistir.
Yapraklari oval, tüysüz, parlak yesil renklidir. Çiçeklerin taç ve çanak yapraklari
beser parçalidir. Meyveleri oval sekilli, açik sari renkli, üzeri parlak ve kabarcikli,
özel salgi cepleri olup, asitli bir özsuyu vardir. Tohumlari oval sekilli, sarimsi
renkli ve aci lezzetlidir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Akdeniz
bölgesi ve Dogu Karadeniz.



Kullanildigi yerler: Limonun meyve
kabugu, limon esansi ve usaresi kullanilir. Limon kabugunda uçucu yag, hesperidin aci
madde ve tanenli maddeler vardir. Kabugun içindeki beyaz kisma albeda adi verilir. Bundan
petkin elde edilir. Istah açici ve sindirim kolaylastirici olarak kullanilir. Tâze meyve
kabuklarini sikmak sûretiyle limon esansi elde edilir. 1500-3000 limondan 1 kg kadar
esans elde edilir. Yesil olanlar sari ve olgun olanlarindan daha fazla esans verir.
Bilesiminde uçucu yag vardir. Limonata yapiminda, besin endüstrisinde, pasta ve
sekercilikte, parfümeri ve sabun yapiminda koku ve lezzet vermek üzere bazi
preparatlarin bilesimine girer. Limonun pulpa kismi (iç kismi) sekerler, vitamin C ve
sitrik asitler ihtivâ etmektedir. Limon suyu, atesi ve tansiyonu düsürür. Kani
temizler. Susuzlugu giderir. Damar sertligi ve romatizmada faydalidir. Cildi
güzellestirir. Disleri beyazlatir ve disetlerini kuvvetlendirir. Bogaz ve bademcik
iltihaplarini giderir. Bas ve vücut agrilarini keser.














Mandalina:(Mandarin / Tangerine /
Mandarine)
Partakaldan daha küçük, toparlak veya yassi,
sari-turuncu renkli, usaresi tatli, hos kokulu bir meyvedir. Mandalina kabuklari
portakaldan ince olup, daha kolay soyulabilir, fakat az dayanir. Memleketimizde
Alanya-Antalya-Mersin-Iskenderun (Dörtyol) ve Rize bölgesinde yetistirilir. Fakat,
Bodrum ve Mersin mandalinasi meshurdur.


Türkiye’de yetistigi yerler: Akdeniz
bölgesi, Dogu Karadeniz bölgesi.


Kullanildigi yerler: Meyveleri seker,
organik asitler ve C vitamini ihtivâ eder. Kani temizler, sinirleri yatistirir,
damarsertligi grip ve felçte faydalidir.














Mantarlar: (Pilz / Champignons / Fungi-mushrooms / Fütr / Fungus) Boy, biçim ve bölge bakimindan büyük degisiklikler gösteren,
yüzbin kadar çesidi olan bir bitkidir. Karada ve tatli sularda yasarlar.


Genel yapilari: Mantarlar genel
olarak klorofilsiz ve renksiz organizmalardir. Yüksek mantarlar bâzi renk maddelerini
ihtivâ edebilirler. Sekil bakimindan en ilkelleri çiplak ve amipsidir. Digerlerinde
kitinden yapilmis bir çeper vardir ve çesitli sekiller gösterirler. Bir kismi tek
hücrelidir. Bir kismi ise tek veya çok hücreden yapilmis basit veya dallanmis ipliksi
gövdeye sâhiptir. Mantar ipliklerine hif, bu hiflerin teskil ettigi topluluga da misel
veya miselyum denir.

Metabolizma: Mantarlar saprofit (çürükçül)
veya parazit olarak yasayan heterotrof (dis beslek) organizmalardir. Yedek besin olarak
glikojen ve yag meydana gelir, nisasta yoktur.

Yayilislari: Mantarlar tabiatta çok yaygin
bulunurlar. Dünyâ üzerinde 60.000 kadar mantar çesidi vardir. Tatli sularda ve karada,
nâdiren denizlerde yasarlar. Bir kismi insan, hayvan ve bitkiler üzerinde parazit olarak
yasayip hastalik meydana getirirler. Toprakta bulunan diger bir kisim mantarlar da organik
maddelerin parçalanmasinda rol oynayarak bitkilerin beslenmesine yardim ederler. Bunun
yaninda birçok besinin bozulmasina da sebep olurlar. Karada yasayan yüksek mantarlarin
çogu “mantar” adi altinda bilinir, sapkali olan bir kismi yenir, bir kismi ise
zehirli olup, önemli zehirlenmelere yol açar. Bâzi mantarlar da mavi-yesil veya yesil
suyosunlari ile birlikte likenleri meydana getirirler.

Üreme: Mantarlar sporlanma ile eseysiz veya eseyli
olarak üreyebilirler. Mantar miselleri uygun çevre sartlarinda çesitli sekillerde
sporlari meydana getirirler. Olgunlasan sporlar fertten ayrilarak serbest hâle geçer ve
çimlenerek kendi türüne has mantari meydana getirir. Mantar sporlari, degisen çevre
sartlarina karsi çok dayaniklidirlar. Bu sebeple tabiatta uzun süre canli kalabilirler.
Mantarlarin sekil ve büyüklükleri türlere göre degisir. Esemli üremeleri, farkli
esemlere âit sporlarin birlesmesi ile olur.

Bazidli mantarlar: Bu sinifta da bitkilerde
hastalik meydana getiren mantarlarla, yenebilen ve insanlar için çok zehirli olan
mantarlar bulunmaktadir. Mantar miselleri çok hücreli olup, tomurcuklanma sûretiyle
spor meydana getirirler. Bugdaygillerde karapas, rastik, sürme gibi hastalik yapan
mantarlar bu sinifta olup, bitkileri tahrip ederler. Bu grubun en önemli mantarlari
karada ve bilhassa ormanlarda yasayan sapkali mantarlardir. Sampiyon, kuzu kulagi gibi
mantarlar, yenebilen kiymetli mantarlardir. Sinek mantari(Amanita muscaria) gibi bir kisim
mantarlar ise çok zehirlidir. Meselâ sinek mantari zehirli alkaloitler tasir. Mantar
yendikten bir kaç dakika veya bir kaç saat sonra zehirlenme belirtileri görülür.
Mantarda bulunan alkaloitler sinir sistemine etki yaptigindan, hastanin kalp hareketleri,
nabzi yavaslar, bulanti, kusma, terleme, salya akmasi ve gözyasi, sulu ishal ve delilige
yakin bir sarhosluk görülür. Hasta deli gibi her seyi söyler. Mîde, barsak, karaciger
ve böbrekler çok zarar görür. Hastada su ve elektrolit dengesi bozulur, idrar çok
azalir. Eger mantar çok yenmisse hasta zamanla agirlasir ve ölür. Eger zehirlenme erken
anlasilirsa, ilk yardim olarak ilik tuzlu su içirilir, kusturulur ve birkaç defâ
tekrarla mîdesi yikanirsa hasta kurtulabilir. Ilk yardimdan sonra hastâneye kaldirilip
atropin tedâvîsi yapilir, serum verilir. Hastaya aktif kömür, toz kahve, çay ve bir
pürgatif verilir. Ilk günlerde karbonhidratça zengin, proteince fakir yiyecekler
verilir. Hastaya hiçbir zaman alkol verilmez. Bâzan 1-2 mantar ergin bir insani bir
günde öldürmeye yeterli olabilir. Her yil mantar zehirlenmesinden olan ölümlerin
büyük bir kismi bu amanita grubu mantarlardan ileri gelir. Zehir maddeleri, mantari
kurutmak, kaynatmak ve kizartmakla kaybolmaz. Zehirli ve yenen mantar arasindaki ayrintiyi
kesin olarak kolayca ayirt edebilecek bir metod yoktur. Kirdan toplanan mantarlarin
yenebilmesi için mantarin çok iyi taninmasi gerekir. Aksi hâlde yenmemelidir. Kültür
mantarlari tercih edilmelidir. Mantar toplamak, yetistirmek özel bilgi ve tecrübeyi
gerektirir. Çünkü zehirsizler yanindaki tek zehirli mantarin birlikte pismesi, hepsine
bulasmasi demek olacagindan çok dikkatli davranilmalidir. Halk arasindaki yaygin olan,
zehirli mantarin herhangi bir gümüs esyâyi kararttigi görüsü tamâmen yanlistir.
Zehirli mantarlar genellikle renk ve sekil bakimindan çok ilgi çekici olurlar.
Mantarlarin zehirli olup, olmadiklarini bâzi belirtilerinden anlama imkâni varsa da
toplarken çok dikkatli davranmak gerekmektedir. Zîrâ bir anlik dalginlik, yiyen
kimsenin zehirlenmesi demektir. Mantarlarin garip dünyâlari henüz ilmî açiklik
kazanamamistir. Meselâ; bâzi mantarlar, hemen hemen alti metre çapinda el ile dikilmis
görünümünü uyandiran bir dâire içinde yetismektedir. Bir çesit mantar da bitkileri
bir yüzük gibi sararak buralarin yirtilip, kalbur gibi delinmesine ve sanki içlerinde
isik yaniyor seklini vermesine sebep olmaktadir. Coprinus mantarinin olgunlastiktan sonra
renginin siyaha döndügü ve sulanarak mürekkep hâlini aldigi söylenmekte, bir çesit
yuvarlak iplik gibi uzun Myclia mantarinin da ona hafifçe dokunan bir solucani bir uzanti
ile hemen yakalayarak içinde hazmetmesi, enteresan olaylar arasinda yer almaktadir. Bâzi
tür mantarlar insanlarda garip tesirler yapar. Meselâ; Meksika’nin islak otlu
kesimlerinde yetisen Pslocybe mantari, yenildiginde insanin garip seyler görmesine sebep
olur. Bilhassa kizilderililer, dînî âyinlerinde bundan yiyerek güzellik, tazelik ve
bilginin sirlarina sâhip olacaklarina inanirlar. Mantarin pekçok çesitleri olmasina
ragmen, bunlarin arasindan ancak bir iki tânesi yenmektedir. Dünyânin en çok mantar
yiyen ülkesi, Fransa’dir. Kisi basina düsen yillik mantar orani 16 kg’i
bulmaktadir. ABD ve Avrupa’da en çok yenen Agaricus bisporus, Güney Asya’da
Volvariella volvacea, Japonya’da ve Çin’de Lentinus edodes baslica yenen mantar
çesitleridir.

Yurdumuzdaki bâzi mantarlar:
Çayir mantari: Zehirli türü de olan bu mantara
dikkat etmek gerekir. Semsiye seklinde, kir ve çayirlarda yetisen bu mantar, açik
kahverenklidir.

Seytan mantari: Kesildiginde önce kirmizi, sonra
mâvi olan bu mantar oldukça zehirli bir türdür. Sapi karinli ve saridir. Altinda koyu
kirmizi karisik çizgiler vardir.

Kuzu mantari: Çogunlukla zehirsizler sinifina
giren kuzu mantari, uzun külah biçimli, sari ve koyu renklidir.

Mercan mantari: Üzerlerinde beyaz, sari, pembe
tomurcuklari olan bu mantarin parmak biçimli çikintilari vardir ve zehirsizdir.

Kurt mantari: Zehirli mantarlar sinifindan olan bu
tür, beyaz sert dügme görünüsünde olup, akarsu ve yol kenarlarinda yetismektedir.

Mantar, pisirildigi gün hemen yenilmelidir. Mantari pisirmek için
bilhassa emaye, atese dayanikli cam veya porselen kaplar kullanilmali, mantar kesinlikle
alüminyum tencerede pisirilmemelidir. Pisirilecek mantarlari çok iyi temizlemek,
basindaki yapiskan deriyi çekip çikardiktan sonra sapini keskin biçakla kazimak
gerekir. Bol suda yikanan mantarlar, bir peçete üzerine birbirinden ayri duracak sekilde
siralanip, iyice süzülmesi beklenir. Daha sonra ince ince dograyarak pisirmelidir.
Mantari pisirirken tadinin kaybolmamasi için yalnizca tuz, karabiber ve kiyilmis tâze
maydanoz konulur.


Kullanildigi yerler: Mantar etin yerini
tutar. Protegin degeri etten daha fazladir. Yorgunlugu giderir. Düsünme ve ögrenme
yetenegini gelistirir. Kansizligi giderir. Bedenin gelismesine yardimci olur. Romatizma ve
üremi olanlar yememelidir.














Margarit: (Çayir kasimpati / Öküzgözü
/ Chrysanthemum leucantheum)
Daglarda ve çayirlarda yetisen, güzel
çiçekli bir bitkidir. Kasimpati'ya benzer. Dallari ufaktir. Yesil yapraklari dantela
gibidir. Çiçeklerinin etrafinda beyaz yapraklar vardir. Ortasi altin sarisi renginderir.
Çiçekleri yaz aylarinda toplanip kurutulur.

Kullanildigi yerler: Idrar söktürür.
Terletir. Böbrek taslarinin düsürülmesine yardimci olur. Karaciger hastaliklarinda
faydalidir. Egzama gibi deri hastaliklarinda sikayetleri giderir. 














Marrup: (Marupa / Simarouba) Ikiçenekliler sinifinin, Simaroubaceae familyasindan,
Amerika'da 9 türü olan bilesik, almasik yaprakli bir agaçtir. Antillerde yetisen
Simarouba amara, 20 metre kadar boyunda bir agaçtir. Kabugu düz, pürüzsüz, grimsi
renkte ve çok acidir. Kerestesi kiymetlidir.

Kullanildigi yerler: Ates düsürür. Kalp
hastaliklarinda faydalidir.














Marul: (Lactuca / Lettuce / Laitue / Gartenlattich / Sommerendivie / Kopfsalat / Laitue)                                                                                   30-100 cm boylarinda, tüysüz, sari renkli çiçekler açan, beyaz bir süt tasiyan iki yillik otsu bir bitki. Kültür formlari ve degisik varyeteleri, çok eskiden beri yetistirilmektedir. Bostan marulu olarak da bilinir.
Türkiye’de yetistigi yerler:
Anadolu’nun her yerinde yetistirilmektedir.

Kullanildigi yerler: Sebze olarak kullanilir. Tâze yapraklari bas agrisina karsi, süt arttirici, hafif müshil ve idrar arttirici olarak kullanilir. Marul tohumu da yatistirici, hafif müshil etkiye sâhiptir. Erkeklerde özellikle ergenlik döneminde olusan asiri cinsel istekleri frenler. Diger bir marul da yabânî marul (Lactuca serriola)dir. Aci marul, esek marulu, yag marulu gibi isimlerle de bilinir. Anadolu’da yaygindir. Bitkinin çiçekli dallari idrar arttirici, antispazmodik ve yatistirici etkilere sahiptir. Kurutulmus sütü de uyusturucu ve uyutucu etkilere sâhiptir. Anadolu’da 10 kadar marul (Lactuca) türü yayilmis bulunmaktadir.





Maydanoz: (Petersilie / Persil / Parsley / Midenuvaz / Petroselinum sativum)                                                                                               Agustos-eylül aylari arasinda, beyaz renkli çiçekler açan, kazik köklü, 30-100 cm boylarinda, iki yillik otsu bir bitki. Ilk yil bir yaprak rozeti, ikinci yil ise bir gövde meydana getirir. Rutubetli ve sulak topraklari sever. Gövdeleri dik, tüysüz, köseli, içi bos ve çok dalli, yapraklari sapli, parçali ve koyu yesil renklidir. Çiçekler semsiye seklinde toplanmistir. Yapraklari tüysüz, yesilimsi, esmer renkli, armut seklinde ve özel kokuludur.
Kullanildigi yerler: Kökü ve yapraklari kullanilir. Yapraklarda uçucu yag ve glikozit, köklerinde ise uçucu yag, seker, müsilaj ve glikozit vardir. Yapraklar vitamin (A,C,K) bakimindan zengindir. Yapraklar idrar söktürücü ve tansiyon yükseltici olarak kullanilir. Ayrica, Iltihapli yaralarin iyilesmesine yardim eder. aybasi bancilarini keser. Yüksek tansiyonu düsürür. Kansizligi giderir. Kansere karsi korur. Mide ve barsaklarda gaz birikmesini önler. Cinsel istekleri artirici (Afrodizyak) özelligi vardir. Görme gücünü artirir. Kök de ayni özelliklere sâhiptir. Tâze yapraklar, papagan ve diger kuslar için tehlikelidir.




Mazi: (Thuja / Arborvitae / Thuya / Noix da gelle)                                  Servigiller familyasindan, pul yaprakli, daima yesil, agaç veya agaççik halinde bulunan bir bitki cinsidir. Halk hekimliginde yapraklari ve kozalagi kullanilir.

Kullanildigi yerler: Yapraklari sigilleri yok etmekte kullanilir. Kozalagindan barsak kurdu düsürücü ilaç yapilir. Gebe kalmayi önlemek için kullanilir. Bazi zehirlenmelerde panzehir olarak kullanildigi bilinir. Basur memelerinde de faydalidir.





Melissa: (Ogulotu / Melisse / Mélisse /Lemon balm / Melissa officinalis) Haziran-agustos aylari arasinda beyazimsi pembe veya sarimsi renkli çiçekler açan, yol kenarlarinda ve ekilmemis yerlerde rastlanan, limon kokulu, 30-100 cm boylarinda, çok yillik otsu bitkiler. Gövdeleri dört köseli ve tüylü, yapraklari sapli, oval sekilli ve incedir. Çiçekler, birkaçi birarada, sapli ve çevrel durumdadir. Bazi bölgelerde Melissa bitkisi, Ogulotu olarak da bilinir.

Kullanildigi yerler: Yapraklarinda tanen, reçine ve uçucu yag vardir. Uçucu yaginda sitral, sitronellal, geraniol ve lineol vardir. Yapraklar yatistirici, mîdevî, gaz söktürücü, terletici ve antiseptik etkilere sâhiptir. Huzursuzluk ve sikintilari giderir. Hafiza zayifligina faydalidir. Basdönmesi ve kulak çinlamasi gibi sikayetleri keser. Hazimsizlik, basagrisi ve migrende de faydalidir. Daha çok çay hâlinde kullanilir.





Menekse: (Veilchen / Violette / Violet / Benefse)                               Yapraklari kulakçikli ve kulakçiklari bitkinin yapraklari seklinde, hatta daha büyük olarak gelismis, tek veya çok yillik bitkiler, Çiçekler tek, çanak yapraklari arkaya kivrik, alt taç yapragi mahmuzludur. Familya (Violaceae) karakterlerini tasir. Dünyâ üzerinde 500 kadar türü bulunur. Türkiye’de 21 tür, yabanî olarak yetisir. Menekse tibbî olarak veya süs bitkisi olarak kullanilir. Memleketimizde en çok taninan, Hercaî menekse (Viola tricolor) ve kokulu menekse (Viola odorata) dir.
 
Kokulu menekse (V. odorata): Mart-mayis aylari arasinda, koyu mor renkli ve güzel kokulu çiçekler açan, 10-30 cm yüksekliginde, çok yillik otsu bir bitki. Bitkinin yapraklari uzun sapli ve kalp seklindedir. Anadolu’da nâdir olarak bulunur. Süs bitkisi olarak yetistirilir.
Kullanildigi yerler: Kokulu meneksenin çiçeklerinin terletici ve balgam söktürücü etkisi vardir. Yapraklari yumusatici vev idrar söktürücü kökleri ise ishal etkilidir.
Hercaî menekse (V.tricolor): Mayis-eylül aylari arasinda, açik sari veya mavimsi renklerde çiçekler açan, 10-30 cm boylarinda, bir yillik otsu bitkiler. Anadolu’da yabânî olarak yetistigi gibi süs bitkisi olarak da yetistirilir. Bitkinin çiçekli dallari idrar söktürücü bâzi deri hastaliklarinda kan temizleyici olarak ve romatizmaya karsi kullanilir.





Mersin: (Myrte / Myrte / Myrtle / As / Asmar / Siçankulagi otu / Myrtus) Mayis-haziran aylari arasinda, beyaz renkli çiçekler açan, 1-3 m boylarinda, kisin yapraklarini dökmeyen, güzel kokulu agaççik. Yapraklar kisa sapli ve karsilikli, yesil renkli, derimsi, oval sekilli ve üzerinde salgi guddeleri (bezleri) bulunur. Çiçekler uzun sapli olup, tek olarak her bir yapragin koltugunda bulunur. Meyveleri nohut büyüklügünde, morumsu siyah renkte ve çok tohumludur.

Türkiye’de yetistigi yerler: Karadeniz, Ege ve Akdeniz bölgeleri.

Kullanildigi yerler: Bitkinin yapraklari, çiçekli dallari ve yapraklarindan elde edilen uçucu yag (Mersin esansi) kullanilir. Yaprak ve meyveler kabiz, mikrop öldürücü, istah açici, kan dindirici, antiseptik ve hâricen yara iyi edici olarak kullanilir. Tâze yapraklarindan, su buhari distilasyonu ile Mersin esansi elde edilir. Bu esans renksiz, akici, özel kokulu ve yakici lezzetlidir. Takriben 100 kg yapraktan 300 gr esans elde edilir. Mirtenol, sineol ve terpenler ihtivâ ederler. Gidâ ve parfümeri sanâyiinde kullanilan önemli bir ilkel maddedir. Memleketimizde seker hastaligina karsi da (günde 10 damla) kullanilir. Mersin meyveleri uçucu yag, tanen, sekerler ve organik asitler ihtivâ eder. Bu meyveler yemis olarak, kabizlik giderici ve antiseptik olarak kullanilir




Mercimek: (Linse / Lentille / Lentil / Lens / Lens esculenta / Ervumlens / Lentille comestible)                                                                                           20-70 cm boylarinda, yumusak ve ince gövdeli, disk seklinde meyveleri olan, tek yillik otsu bir sebze bitkisi. Mercimegin zayif ve ince bir kök sistemi olup, kökü derinlere inmez. Gövdeleri nârin olup, dallanir ve bu dallanma yan dallarda da devam eder. Bundan dolayidir ki ana gövde pek belirgin degildir. Gövdeleri dik olup, tüylüdür. Yapraklar bilesik yapraklar seklinde olup, yaprak sapinin uç kismi incelmis ve sülük seklini almistir. Yaprakçiklar elips seklinde olup, kenarlari düzgündür. Çiçekler yaprak koltuklarindan çikar. Meyveleri legümen (bakla) tipinde olup, badir adini alan sarimtrak esmer renkteki siskin torbalarda gelisir. Torba içindeki tâneler, mercimek adini alir. Sekil îtibâriyle mercimek tâneleri yassi, 0,5 cm çapindaki disk biçimindedirler.
Kullanildigi yerler: Terkibinde B vitaminleri ve fosfor vardir. Beden ve zihin gücünü artirir. Sinirleri kuvvetlendirir. Barsaklara yumusaklik verir. Sinirzafiyetinde faydalidir. Kan yapar. Anne sütünü artirir. Özellikle kis aylarinda, bol baharatli çorba seklinde yenilmesi tavsiye edilir.
         Büyüklük, sekil ve renklerine göre isim alirlar:
         Sultan mercimek, yesil mercimek, kirmizi mercimek gibi.

          Türkiye’de yetistigi yerler: Güney Anadolu,Ege, Marmara bölgesinde        yetistirilir


.




Meyankökü: (Süssholz / Réglisse / Licorice / Piyan / Boyan / Glycyrrhiza / Licorice)                                                                            Haziran-temmuz aylari arasinda sari-mavi veya kahverengi çiçekler açan, 0,4-2 m yüksekliginde, çok yillik çalimsi bitkilere "meyan" denir. Yapraklari parçali, yaprakçiklar 4-7 çiftlidir. Çiçekler basak seklinde durumlar yapar. Taç ve çanak yapraklari iki dudakli olup, üst dudak iki kisa disli, alttaki üçü uzun dislidir. Meyveleri düz ve salgi tüylüdür. Meyan bitkisinin 6 türü Türkiye’de yetismektedir. Daha çok Güney, Orta ve Dogu Anadolu’da yayginlik göstermektedir. Bir kisminin kökleri tatli, bir kisminin ise acidir.

Tatli meyan (Glycyrrhiza glabra): Anadolu’da iki varyetesi bulunur. Bu türün çiçekleri mor ve tüysü yapraklidir. Meyvelerinin üzeri çiplaktir veya tüylüdür. Bâzi yerlerde piyan olarak da bilinir.
Kullanildigi yerler: Bitkinin kökleri, meyan kökü olarak taninmakta ve kullanilmaktadir. Köklerinin kabugu soyulduktan sonra veya soyulmadan güneste kurutularak piyasaya sürülür. Bilesiminde nisasta, sekerler, zamk, rezin, glisirrizin vardir. Glisirrizin sekerden daha tatli bir bilesiktir. Köklerdeki miktari, bölgeden bölgeye degisir ve köklerin de etkili maddesidir. Kökler, gögüs yumusatici, balgam söktürücü, idrar çogaltici ve tad düzenleyici özellige sahiptir. Eczâcilikta toz hâlinde, haplarin hazirlanmasinda sekil vermede kullanilir. Sigara ve plastik sanâyiinde de kullanilan ilkel maddedir. Kola adi altinda hazirlanan içeceklerin terkibine de girer. Ayrica tâze veya kuru köklerinin kaynar su ile muâmelesi ve sonra alçak basinçta yogunlastirmak sûretiyle meyan bali elde edilir. Ticârette toz veya kaliplar hâlinde bulunur. Parlak siyah renkli, tatli lezzetlidir. Suda kolaylikla erir. Meyan balindaki glisirrizin miktari daha fazladir. Memleketimizde de meyan bali elde eden tesisler vardir. Gögüs yumusatici, öksürük kesici, yara iyi edici özellikleri vardir. Mîde hastaliklarinda (bilhassa gastritte) faydalidir. Meyan kökünün su ile tüketilmesi sonucunda elde edilen hülasa ise meyan serbeti olarak bilinir. Daha çok Güneydogu Anadolu bölgesinde elde edilir ve kullanilir. Meyan serbeti koyu esmer renkli ve tatli lezzetlidir. Gögüs yumusatici, balgam söktürücü, öksürük kesici ve serinletici özelliktedir.





Misir: (Mais / Mais / Corn / Zea mays)                                             Haziran-agustos aylari arasinda çiçekler açan, 1-2 m yüksekliginde, bir yillik, tek evcikli bir kültür ve tahil bitkisi. Gövdeleri sert ve diktir. Yapraklari sapsiz, genis, uzun, üst yüzü tüylü, alt yüzü tüysüz olup, tabani ile bir kin hâlinde gövdeyi sarar. Erkek çiçekler gövdenin ucunda salkim seklinde dizilmis basakçiklarda toplanirlar. Çiçekler kavuz adi verilen yaprakçiklarla örtülür. Disi çiçekler, gövdenin alt ve orta kisimlarindaki yapraklarin koltugundan çikan ve tasiyici yaprakçiklarla örtülü olan, kalinlasmis, çomak seklinde bir eksen üzerinde toplanmislardir. Meyve, yâni misir tâneleri, açik veya koyu sari, esmer veya kirmizimtrak renklerdedir.
Belli basli misir çesitleri: Sert misir, unlu misir, at disi misir, patlak misir ve kavuzlu misirdir.
Türkiye’de yetistigi yerler: Anadolu, bilhassa Karadeniz bölgesinde yetisir.
Kullanildigi yerler: Disi çiçeklerin güneste kurutulmus stilüsleri (misir püskülü), tâneleri ve tanelerinden elde edilen yag (misir yagi) kullanilir. Misir tanelerinde % 67 nisasta, % 10 azotlu maddeler ve % 8 yag bulunmaktadir. Misir tânelerinden elde edilen yag, yemeklik yag olarak veya kozmetik sanâyiinde hammadde olarak kullanilir. Misir yagi, doymus yag asidi miktarinin düsük olmasi sebebiyle damar sertligi olan hastalara yemek yagi olarak tavsiye edilir. Misir püskülü ise tedâvide kullanilabilmektedir. Püskülün bilesiminde karbonhidratlar,  potasyum, sodyum ve kalsiyum tuzlari vardir. Idrar söktürücü ve tas düsürücü olarak kullanilirlar.
Misir karasi: Misir koçaninda urlar meydana getiren rastik mantari(Ustilago maydis)nin sporlaridir. Sporlar, siyah renkli ve kömür tozu görünüsünde olup, misir tâneleri yerinde meydana gelen urlarin içinde bulunurlar. Kan dindirici olarak halk arasinda kullanilir. Misir kömürü veya misir yanigi olarak da bilinir.





Mine çiçegi: (Eisenkraut / Verbene / Verveine / Vervain / Kanotu / Güvercinotu)                                                                                        Temmuz-eylül aylari arasinda leylâk renginde çiçekler açan, yol kenarlari ve bos arâzilerde rastlanan, 20-80 cm boyunda, bir veya çok yillik otsu bir bitki. Gövdeleri dört köseli olup, karsilikli dallanma gösterir. Yapraklar sert tüylerle örtülü ve sapsizdir. Çiçekler dallarin uçlarinda basak durumlari yaparlar ve tüp seklindedirler.

Türkiye’de yetistigi yerler: Marmara, Karadeniz, Ege, Iç Anadolu.

Kullanildigi yerler: Bitki glikozit, aci maddeler ve tanen içerir. Tibbî olarak, kabiz edici, teskin edici etkisi vardir. Bas ve mafsal agrilarini
dindirir. Yorgunlugu ve uykusuzlugu giderir.





Misvak: (Salvadora persica / Toothbrush tree)                              Arabistan’da bulunan erâk agacinin dalindan, bir karis uzunlukta kesilen parçadir. Agacin odunu çok liflidir.  Erâk dali bulunmazsa, zeytin veya baska dallardan da olabilir. Nar ve feslegen dalindan misvak olmaz. Insanin dis sagligina büyük bir fayda temin eden misvak, basit bir usûl olmakla berâber, en iyi dis temizleme vâsitasidir. Dislerin çürümesini önlemek için misvak kullanmak, bütün dis macunlarindan daha faydalidir. Larousse Illustre Medical ismindeki Fransa’nin kiymetli tip kitabi, agiz temizligi husûsunda diyor ki: “Bütün dis mâcunlari ve tozlari ve sulari, dislere zarar verir. En iyi dis temizleme vâsitasi, sert bir firçadir. Önce, disleri kanatirsa da, korkmamalidir. Dis etlerini kuvvetlendirir ve artik kanamaz.” Bu sekildeki dis temizligini saglayan en iyi vâsita misvaktir.
Kullanildigi yerler: Agacin dalindan, bir karis kadar parça kesilir. Ucu yeterli miktarda yontulduktan sonra, tuzlu su içinde bekletilir. Belirli bir süre sonra, uç kismindaki lifler açilarak, firça görünümü alir. Çok kart olan dallar için, bir biçak ya da sert bir cisim yardimiyla açilma hizlandirilir. Misvak kullanmak, disleri temizler ve disetlerini kuvvetlendirir. Öz suyu dogal olarak flörür içerir. Dis çürümelerini önler.




Musmula: (Nispel / Nèfle / Medlar / Besbiyik / Döngel / Izgil / Mespilus / Germanica)                                                                                                     2-3 m yüksekliginde bodur boylu dikenli agaççiklar. Yalniz yetistirilenleri dikensizdir ve boylari alti metreye kadar yükselebilir. Kisin yapraklarini döker. Yapraklar basit, alt yüzü tüylü, tam veya disli kenarlidir. Çiçekler erdisidir, bes parçali ve beyazdir. Yabanci döllenmeye ihtiyaç göstermez. Meyveleri yuvarlak veya oval sekillerde esmer renkli olup, dip tarafinda bes çanak yapragi tasir. Meyveleri genellikle bes çekirdekli, agaçtan koparildiginda sert ve buruk lezzetlidir. Toplanan meyveler bir süre bekletildikten sonra yumusar ve yenecek olgunluga erisir. Döngel ve besbiyik isimleriyle de bilinir.

Türkiye’de yetistigi yerler: Kuzey Anadolu ve Marmara bölgesinde yetisir.

Kullanildigi yerler: Meyvenin bilesimi sekerler, organik asitler ve tanen ihtivâ eder. Barsak hastaliklarinda iyi bir kabiz düzenleyicidir. Musmula çekirdegi idrar arttiricidir. Böbrek ve mesane taslarinin düsürülmesinde kullanilir.





Muz: (Banane / Banane / Banana / Musa / Bananier) Tropik ve subtropik bölgelerde
yetisen veya yetistirilen, agaca benzeyen, 2-3 m boyunda, mor çiçekler açan, meyveleri lezzetli ve nisastaca zengin olan otsu bitkiler. Bitkinin yalanci gövdeleri, yapraklar kâidelerinden meydana gelmistir. Gençken kapali ve kivrik olan yapraklar açilinca uzarlar ve yirtilirlar. Çiçek durumlari büyüktür. Taban kisminda disi çiçekler, daha üstte erdisi çiçekler, tepede erkek çiçekler bulunur. Ancak tabandaki çiçekler meyve verir. Muz meyveleri çekirdeksiz üzümde oldugu gibi disi çiçeklerden döllenmeksizin meydana gelir. Meyveleri “hevenk” adini alan büyük salkimlar halindedir. Agaçlarda bir hevenk üzerinde 50-100 kadar meyve bulunabilir. Muzlar olgunlasmadan koparilir. Böylece bir müddet saklanabilmesi mümkün olur. Muz agaçlari, tropikal bölgelerde serin ve rutubetli olan gölgeli yerleri severler. Muzun tropik bölgelerde yetistirilen çesitli türleri vardir. Bunlardan Musa paradisiaca ve Musa textilis en meshurlarindandir.


Türkiye’de yetistigi yerler: Akdeniz bölgesi(Bilhassa Anamur, Alanya).

Kullanildigi yerler: Nisasta bakimindan zengin olan meyveleri olgunlastiktan (sarardiktan) sonra çig olarak yenir. Musa paradisiaca türünün meyveleri nisastaca çok zengindir. Çig olarak yenmeyen meyveleri, un imâlinde kullanilir. Muz ayrica, Kemik gelisimini saglar, sinir zafiyeti ve yorgunlugu giderir. Böbrek ve mafsal iltihabinda, barsak hastaliklarinda faydalidir. Müzmin kabizlik çekenler fazla yememelidir.

Yorumlar